İsrail ve ABD’nin İran’a dönük başlattığı operasyon bir ayını geride bıraktı. Savaşın ne zaman biteceği ve sonucunun ne olacağı konusu ise hala belirsizdir. Taraflar cephelerini genişlemek için yeni planlar ortaya koyuyor.
İran’ın planında ise Irak ve Kürtler vardır.
İran, Arap Baharı sürecinde Kürtlerin oluşabilecek fırsatlardan faydalanmasını engellemek için İŞİD’i kontrollü biçimde Kürtlerin üzerine sürdü. Bazıları diyor ki İran İŞİD’e karşıydı. Hayır. İŞİD tek parçalı bir yapı değildi. Irak’taki İŞİD’in İran tarafından dolaylı ve dolaysız ilişkisi vardı. Ve zaten biliniyor ki Irak’taki İŞİD Şiilerden çok Kürtlere zarar verdi. Şiiler, İŞİD ile iktidar oldu.
Ve İran şimdi Haşdi Şabi’yi Kürtlere saldırtarak Kürtleri bir yandan oyalamak, öte yandan da Irak’ın federal yapısını bitirmek istiyor. Bunun için de Haşdi Şabi aktif hale getirilmiştir. Irak yönetimi denen yapıya İran aslında örtülü bir darbe yapmış ve işlevsizleştirmiştir. Irak devletini şu anda Haşdi Şabi yönetiyor. Haşdi Şabi ise İran’ın artık vekili değil Devrim Muhafızları Ordusunun bir parçasıdır.
İran bu planını uygulamaya koymak için Kürdistan Bölgesine karşı provokatif saldırılar yapıyor. Kürt halkının lideri ve barışçıl, uzlaşmacı diyaloğun adresi olan Başkan Barzani’nin ofisinin Haşdi Şabi tarafından hedef yapılması, aynı biçimde uzlaşmacı tutumu ile bilinen Kürdistan Bölge Başkan’ı Neçirvan Barzani’nin evinin hedeflenmesi İran provokasyonudur. Nasıl ki İŞİD Irak’ta Şiiler ve koalisyon güçlerinden çok Kürtlere saldırmışsa Haşdi Şabi, Bağdat’taki ABD yapısından çok Hewler’de ABD’yi vuruyorum diyerek Kürtlere saldırmaktadır.
Amaç nettir: Kürt ulusal mücadelesinin bel kemiği olan Barzanileri bloke etmek, Ortadoğu’nun en güvenli bölgesi olan Hewler’i mezhepçi ve sömürgeci çatışmalar ile savaş alanı yapmak. Kürtler kritik bir eşiktedir. Kürtler ancak kendi oyunun kurarak ve fırsatları doğru değerlendirerek bu planı yok edebilir. Bunun içinde gerçek bir Kürt birliğine ihtiyaç vardır.
Sadece son iki yılda yaşanan olaylar bile bize şunu net gösteriyor: Erbil tüm Kürtlerin var olma ve özgürlük merkezidir. Bunun için şu anda gerçek Kürt birliği Hewler etrafında oluşacak olan birliktir. Bu birlik “Kürtlerin ulusal haklarını” esas alan bir birlik olmak zorundadır.
Fakat ana akım Kürt hareketleri içinde bu konuda büyük bir zayıflık vardır. Haşdi Şabi’nin Kürdistan’a yaptığı saldırılarda Barzani hareketi yalnız bırakılmıştır. YNK ve PKK’nin tutumu Kürtlerin gerçek birliği bir yana sahte gündemlerle oyalamaktadır.
YNK, Kürtlerin tepkisinden çekindiği için Haşdi Şabi ile ortaklığını eskisi gibi eskisi gibi Haşdi Şabi liderleri ile el ele ve otel toplantılarında göstermeden yapıyor. Hala Haşdi Şabi’nin KDP’yi zayıflatmasını ve kendisini birincil güç yapmasını bekliyor. Haşdi Şabi ile birlikte Irak Cumhurbaşkanlığını almak için düzenbazlık yapıyor. Hala Kürdistan’a saldıran Haşdi Şabi’dir diyemiyor.
Kürtler bu denli kritik bir dönemdeyken PKK ise Kürtleri, Öcalan’ın özgürlüğü, Öcalan’ın İmralı’daki evi, Öcalan’ın doğum günü kutlaması gibi senaryolarla oyalıyor. Ayrıca PKK bu günlerde kime ait olduğu bilinmeyen sözde 200 kişinin imzaladığı bir “Birlik çağrısı” uydurmuştur. Herkesi bu birliğe katılmaya davet ediyor. Ve aynı PKK Haşdi Şabi Kürdistan’a saldırırken Haşdi Şabi’nin desteklediği Şengal’deki sözde meclisine konferans yaptırıyor. Konferansın sonuç bildirgesi ise Irak’a entegre olmak. Hangi Irak’a Haşdi Şabi’nin yönettiği Irak’a.
Kürtler, Kürt aydınları ve siyasetçileri kendi içindeki bu Haşdi Şabi sevicilerini görmeli ve teşhir etmelidir. Ve Kürt çok iyi bilmelidir ki Barzani Hareketi şahsında Hewler ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi yapısı Kürt Ulusunun varlığının, birliğinin ve özgürlüğünün temel taşıdır. Bunun için yeni dönemde “Barzanilere ve Hewler’e yapılan saldırı tüm Kürtlere yapılmıştır” zihniyetli ile her zamankinden daha çok birlik olunmalıdır.


