1929 yılında Hewler’de yayınlanan belge Kürt Miliyetçiliğinin çıkış koşullarına ışık tutuyor

1929 yılında Hewler'de yayınlanan belge Kürt Miliyetçiliğinin çıkış koşullarına ışık tutuyor

Kürdistan Bölgesinin şimdiki başkenti Hewler’de 1929 yılında yayınlanan bir belge Kürt miliyetçiliğinin çıkış koşullarını ve sömürgeciliği ele alışı ile gündem oldu. Sedat Ulugana’nın sosyal medya hesabından paylaştığı bu belge Hewler’in Arap sömürgeciliği karşısında yüz yıl önce aldığı tutumu ve halka yaptığı çağrıyı içeriyor.

Kürdistan Fedaileri Örgütü imzalı belgenin üzerinde bir hançer resmi bulunuyor. Belge Kürdistan’ın sömürge olma gerçeğini, ekonomik, kültürel ve sosyal yönleri ile ortaya koyuyor.  Belge Kürt miliyetçiliğinin yükselişinin sadece duygusal olmadığını somut olarak günlük örneklerini veriyor.

-Irak’taki merkezi Arap yönetimi tarafından dayatılan ekonomik eşitsizlik.

-Kürt dilinin ortadan kaldırılması yoluyla gerçekleştirilen kültürel asimilasyona yönelik eleştiriler.

-“İhanet” ve “özgürlük” kavramları etrafında şekillenen, militan ve fedakâr bir siyasi seferberlik.

Bölgeyi yayınlayan Sedat Ulugana’da bu belgenin sadece bir propaganda metni olmadığını, aynı zamanda Irak manda yönetimi döneminde Kürtlerin siyasi özlemlerinin, öfkesinin ve yenilgilerinin bir arşivi olduğunu altını çiziyor.

16 Nisan 1929’da Erbil’de “Komāli Fedayī Kurd” imzasıyla yayımlanan belge Kürt Miliyetçiliğinin gelişiminde Güney Kürdistan’ın rolünü ortaya koymak açısından da önemli. Ayrıca bugün Irak rejiminin hala Kürdistan’ın yer altı ve yer üstü zenginliklerine el koyma politikasının geçmişini de ortaya koyuyor. Kürdistan Bölgesi bugün de sömürgeciliğe karşı hem kendini hem de Kürdistan parçalarının tümünün kendini yönetme hakkını savunma konusunda da aktif.

1929 tarihli belgenin içeriği işe şöyle:

1929 tarihli belgenin içeriği

Belgede şu ifadeler yer almaktadır:

“Ey Kürtler, kudretli halkın evlatları olan sizler; adımız kıyamet gününe kadar cesaretle anılacaktır. Size müjdeler olsun. Güneşimiz doğmuştur.

Ey ezilen Kürtler, Irak hükümeti tarafından kanımızın emildiği gerçeğinin farkında değil misiniz?

Ey kendi yolunu arayan cesur Kürtler, neden başkaları evin sahibi olurken biz hizmetkâr hâline gelelim?

Geçmiş tarihimiz üzerine biraz düşününüz. Araplar ‘Irak Hükûmeti’ adı altında kendi hükûmetlerini kurdukları günden beri geleceğimiz  karanlıkta kaybolmuştur. Çünkü onlar bize hiçbir yardımda bulunmamışlardır. Aksine, kendi okullarımızdaki resmî dilimiz Arapçaya çevrilmiş ve böylece milliyetimizi tamamen kaybetmiş bulunuyoruz.

Irak ve Basra’nın batısındaki memlekete bir bakınız; Dizai Ovası’ndan (Erbil Livası) alınan vergilerle çeşitli su -elektrik makineleri ve kanallar yapılmıştır. Oysa Kürt livâlarında hâlâ lambalarımızda kara yağ kullanmak zorunda olduğumuzu üzülerek kabul ediyoruz. Biraz mukayese yapınız.

Ey cesur Kürtler, her gün ölümü kendi gözlerimizle görüyoruz (Kürdistan’ın işgalini  hatırlayınız). Artık gece geçmiştir ve güneş doğmuştur.

Ey Kürt reisleri, ey sahiden Kürt olanlar! Hainlerin kim olduğu bilinmektedir. On beş gün içinde kararınızı vermek ve Kürtlerin özgürlüğü için çabalamak zorundasınız; aksi takdirde bundan sonra  ölü sayılacağınızı biliniz. Kürt Fedaileri Cemiyeti , bu tür insanları öldürmeye hazırdır.”