Ne Leyla Zana bir şahıstır ne hakaret edenler taraftardır;  mesele Kürt düşmanlığıdır…

Ne Leyla Zana bir şahıstır ne hakaret edenler taraftardır;  mesele Kürt düşmanlığıdır…

Bir anlık öfke değil…

Bir gurubun taşkınlığı hiç değil…

Bursaspor- Somaspor maçında türbinlerde Leyla Zana’ya alçakça küfürler ve hakaretlerle tezahüratta bulundu. Olaydan sonra AKP içindeki Kürt milletvekillerinden tutun MHP’li vekillere kadar herkes olayı kınadı. Hatta Türk siyasetinin Milliyetçi isimlerinden Meral Akşener Leyla Zana’yı arayıp “onu desteklediğini” söyledi…

Oysa bu dil yeni değildi…

Bu zihniyette yeni değildi…

Ve bu olay Leyla Zana meselesi hiç değildi…

O küfürler Kürtlerin öz kimliğine yapılmıştı…

Leyla Zana ismi burada bir semboldür. O Türkiye meclisinde Kürtçe yemin eden Leyla Zana’dır Kürt olmanın, Kürtçe konuşmanın, Kürt kimliğiyle siyaset yapmanın sembolüdür.   Kürtlerin Bunun için onun şahsında Kürtlere mesaj verilmiştir.

Ve bu zihniyet bir gurup taraftarın zihniyeti veya çözüm sürecine karşı olan bir partinin siyasal gurubun zihniyeti tek değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürtlere karşı uyguladığı 100 yıllık siyasetin zihniyetidir.

Şimdi Leyla Zana’ya yapılan küfürleri kınayan Türk siyasetçiler eğer çözüm süreci denen süreç olmasa belki hiç seslerini de etmeyeceklerdi. Çünkü hiçbir zaman Kürtlerin ölümüne karşı çıkmadılar.  Dersim’i soy kırım olarak görmeyen, Türkiye’de ki milyonlarca Kürdün varlığının anayasaya geçmesini kabul etmeyen, Kürtçe Ana dil hakkını resmi olarak tanımayan her siyasetçi ve siyasi hareket Bursa Spor taraftarları ile aynı kulvardadır.

O taraftarlar değil Kürtleri yok sayan zihniyet sorumludur.

Maalesef ki bazı Kürtler olayı çözüm süreci için yumuşatmaya çalışıp tıpkı Türk siyasetçiler gibi olayın gerçeğini ortaya koymadılar.

Örneğin, Kuzey Kürdistan’da Kürtlerin temsilcisi olduğunu söyleyen DEM Parti açıklama yaptı ama “Bu Kürtlere yapılmış bir saldırıdır” diyemedi. Kürt kelimesini kullanmadı bile.

Yine, PKK’nin kadın hareketi KJB bir açıklama yaparak o hakareti i “kadınlara yapılmış, cinsiyetçi” söylem olarak değerlendirdi. Yine onlara bağlı kadın hareketleri de benzer açıklamalar yaptılar.  Meseleyi, Feminizme getirmeye çalıştılar.

Hayır olay ne kadın meselesidir ne de spor meselesidir: Olay tamamen Kürt meselesidir…

23 Ekim’de Kürt futbolcum Deniz Undav’a da Fenerbahçe taraftarları hakaretler etti. Sadece Kürt olduğu için. O zaman da DEM Parti sessiz kaldı. Eğer o zaman bu Kürtlere yapılmış bir hakarettir diyerek sesini yükseltse ve hak arasa Türk devleti korkacaktı. Leyla Zana’ya hakaret olmayacaktı.

Eğer Leyla Zana’ya yapılan hakarete Kürt meselesidir diyerek karşı koymaz ve siyasilerden hesap aramazsa DEM Parti yarın başka Kürtler için de hesap arayamaz. Süreç bozulmasın diye yumuşak tutum alınamaz. Bunun için açıktan Kürtlere yapılan ayrımcılık ortaya konmalıdır.

Ve elbette ki hukuku yollar da kullanılmalıdır. Kürtler FİFA’ya başvurup bu “ırkçı ve Kürt karşıtı” söylemlerin cezalandırılmasını istemelidir. Bursa Spor’un sponsoru olan Uludağ şirketinin ürünleri boykot edilmelidir. Fakat bunlar işin esas ayağı değildir. Size Kürt olarak saldırılmışsa sizde kendinizi Kürt olarak savunmalısınız.

Bunun için Leyla Zana’ya ( tüm eleştirilerimizin yanında) elbette sahip çıkacağız, üstelik Kürt olarak sahip çıkacağız.