Irak’ta Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Bafil Talabani gerçeği üzerine birkaç not…

Irak’ta Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Bafil Talabani gerçeği üzerine birkaç not…

11 Nisan 2026 tarihinde Irak’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı, İran ve ABD arasındaki görüşmeler ve bölgedeki diğer sıcak gelişmeler nedeni ile gündemde hak ettiği yeri bulmadı. Hatta bölgede yaşanan genel gerginlik nedeni ile Irak’ın Cumhurbaşkanı seçebilmiş olması olumluymuş gibi algı oluştu. Oysa ki Cumhurbaşkanının seçilme biçimi ve seçimin arka planında yaşananlar hem Irak hem de Kürdistan için büyük tehlikeler barındırıyor. Çünkü seçim normal siyasi rekabetin değil aslında Irak’ta siyasal sisteme- seçimlere yapılan bir darbe ve İrani bir dokunuş anlamına gelmektedir.

Evet gerçekten de Irak’ta Cumhurbaşkanı seçilme süreci Irak’ta seçimlerin anlamsızlaştığı, kaybedenlerin ittifak yaparak kazananları diskalifiye edebildiği bir sistem haline gelişinde bir zirvedir.

Irak açısından genel olarak söylenecek şey şudur Irak’ta siyasal sistem, Irak’taki üç ana Sünni, Şii ve Sünniler arasında diyalog karşılıklı uzlaşma vb söylemler tamamen anlamsızlaşmış ve Haşdi Şabi siyasal sisteme örtülü bir darbe yapmıştır. Seçim yangından mal kaçırır gibi yapılmıştır.

Bu durum Irak için uzun ve kısa vadeli pek çok olumsuz duruma yol açacaktır. Fakat Kürter için durun daha tehlikelidir.  Bu temelde yapılan seçimleri ve Bafil Talabani’nin misyon ve konumuna tekrardan bakmak gerekiyor.

Bafil Talabani’nin arkasında kimler var?

Cumhurbaşkanlığı seçim süreci Kürt siyasal yapılar arasındaki uçurumu daha fazla büyüttü. Aslında denebilir ki YNK ve Bafil Talabani’yi tüm bu süreçlere teşvik eden güçlerin asıl amacı da zaten Kürtleri bir arada duramaz duruma getirmekti. Geçmişte Kürtlere karşı uygulana böl-parçala-yönet politikası artık bir tarafı teslim al- çatıştır- yut biçimde değişmiştir.
Bafil Talabani’nin 2024 yılından bu yana gittikçe pervasızlaşan ve Hewler’de kurulu Kürt sistemini zayıflatan tutumları kendi kişiliği ile ilgili olsa da esasında bu tutumun arkasında İran ve Kürt karşıtı bazı başka güçlerin de desteği var.

Kürt karşıtı siyasal sistem ve özellikle de Kürdistan’da sömürgeci durumda olanlar şunu anlamıştır: Kürtler yok edilemiyor, o zaman Kürtler içindeki en teslim olmaya yatkın ve zayıf kesimi öne çıkarıp onları Kürt temsilcisi olarak lanse etmek, zamana yayarak Kürt siyasal taleplerini çürütmek. Ev tabi ki bu çevreler  aracılığı ile Kürtleri kontrol altında tutmak. Arap baharı ile beraber her güç bu biçimde bir “kendi Kürdünü” yaratma girişimine başlamıştır.  Bafil Talabani’de bu çerçevede Şiiler ve Kürt karşıtı cephe tarafından desteklenmiş ve hiçbir siyasal geçmişi olmamasına rağmen siyaset arenasına konmuştur.

Yani kısaca Bafil Talabani, Kürtlerin bölgedeki statüsünü daraltmak ve Kürtleri merkezi sistemlere teslim olmaya dayatan bazı güçlerin desteği ile ayaktadır. Onu, Kürdistan zemininde gücü olmamasına rağmen bu denli pervasız hareket etmeye teşvik edenlerde işte bu çevrelerin desteğidir.

Fakat bu genel doğrunun yanı sıra Cumhurbaşkanlığı seçimi ve öncesinde yaşananlar konusunda birkaç somut ifade kullanmak gerekiyor…

YNK iki seçimde de kazanmamışken nasıl oldu da parlamento da kazandı

20 Ekim 2024 tarihinde yapılan Kürdistan Parlamentosu seçimlerinde “Yıkacağız” sloganı ile ortaya çıkan Bafil Talabani tüm varını yoğunu ortaya dökmesine rağmen KDP’den çok daha az oy almıştı. Aynı sonucu 11 Kasım Irak Parlamentosu Seçimlerinde yaşandı. YNK, Haşdi Şabi ve Arap milliyetçileri yaptığı ittifaka rağmen KDP’nin yarısı kadar bile oy alamadı. KDP Irak genelinde en çok oy alan 1. Parti oldu.

Yani YNK hiçbir seçimi kazanmadı, sandıkta alınmayan zafer Şiilerin Erbil’e düşmanlık siyasetinin bir parçası olma sözü ile kazanıldı.

Nizar Amedi neden aday gösterildi?

YNK medyası ve yine PKK’nin Süleymaniye merkezli basın çevreleri YNK’li Nizar Amedi ismi etrafından bir siyasi geçmiş ve şahsiyet yaratmaya çalışıyorlar. Oysa ki Nizar Amedi   önce bir kadro veya pozisyonu güçlü bir siyasetçi değil. Daha çok YNK sorumlularına danışmanlık, sekreterlik yapmış, uzun yıllardır Bağdat’ta yaşayan biri.  Yani ne YNK içinde gücü var, ne Bağdat siyasi düzleminde gücü var.  Peki neden böyle biri YNK tarafından aday gösterildi?

Bafil Talabani’nin Cumhurbaşkanlığı için düşündüğü kişi kendisiydi. Fakat Şii çevreler tarafından Arapça bilmediği ve sosyal kültür açısından Irak Cumhurbaşkanı olmayı kaldıramayacağı nedeni ile ret edilmişti. Merhum Celal Talabani dışında YNK’nin hiçbir Cumhurbaşkanı karizmatik, diplomatik ve politik olarak etkili değildi. Buna rağmen YNK içinde belirli ağırlıkları vardı. Bu nedenle zaman zaman kendi pozisyonlarını güçlendirmeye veya biraz bağımsız duruş göstermeye çalışıyorlardı. Fakat Nizar Amedi’nin  YNK içinde de hiçbir karşılığı yok.  Bu nedenle resmiyette Cumhurbaşkanı olarak görülse de aslında nasıl ki Celal Talabani’nin, Latif Reşit’in sekreteriydiyse bundan sonra da Celal Talabanin’nin sekreterliği dışında bir rol oynayamayacak.  Bafil Talabani’nin düşük profilli bir isim olarak Nizar Amedi’yi tercih etmesi aslında bir vitrin gibi kullanılmak içindir.

Bafil Talabani, 13 Nisan günü görüntülü bir mesaj yayınlayarak aslında Cumhurbaşkanı edası ile  yaptığı görüntülü açıklamalar bu değerlendirmemizin ne kadar doğru olduğunu ortaya koyuyor. Bafil Talabani o konuşmada Irak adına füze atılan ülkelerden özür diledi, yapılacak şeylerin bir dökümünü yaptı aslında “Asıl cumhurbaşkanı benim” mesajı verdi.

Bafil Talabani bundan sonra ne yapacak?

Bölgede yaşanan savaş durumu, stabil olmayan bölge dengeleri, Sünni ve Şii tarafların kırılganlığı gibi çok değişken bir dönemden geçtiğimiz için bölgede bundan sonra ne olacağını tam kestirmek zor.  Net olduğumuz hususlar Haşdi Şabi’nin Irak’ta artık bir dikta rejimi kurduğu, Irak’ın İran için savaşa atmaktan çekinmeyeceği ve Irak Cumhurbaşkanlık seçiminde görüldüğü gibi mesele Kürtler olunca kanlı bıçaklı Irak Şiileri ve Sünnileri bile bir olabileceği.

Durum buyken, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinden net olarak görülen bir şeyde Bafil Talabani’nin Şii milisler tarafından kullanılmaya sınırsız açık olduğu ve megolaman yönleri nedeni ile aşırı provakatif ve saldırgan tutumlar içine girebileceği oldu.

Geçmişte, Bafil Talabani’nin yıllardır Hewler’e yerleşme, içişleri gibi kritik bakanlıkları alma vb konulardaki ısrarına hep onu truva atı olarak kullanacaklar yorumu yapılıyordu. Artık rahatlıkla diye bilirimiz ki Bafil Talabani’nin rolü bir truva atından daha tehlikelidir.  Artık daha gözü kara, daha saldırgan ve daha ilkesiz olması beklene bilir.

Türk siyasetinde çokça bilinen bir söz var, denir ki “yaptıklarımız yapacaklarımızın garantisidir”. Bafil Talabani’nin yaptıkları da yapacaklarının garantisidir.

Kerkük’ü Şii milislere teslim etmeleri, sonra vali olmak için Kürtlerin makamlarını teslim etmeleri, rakiplerini yok etmek için Lalezar otelde Kürt gençlerini birbirine öldürtmesi tüm bunlar bize şunu gösteriyor, Bafil Talabani’nin kişiliği ile Irak’taki Kürt statüsüne düşmanların bir araya gelişi Kürtler için zor günleri beraberinde getirecektir.