Darka Mazi’nin “Mazlum Abdi, İmralı’ya gitti” haberi hakkında açıklama…

Darka Mazi’nin “Mazlum Abdi, İmralı’ya gitti” haberi hakkında açıklama…

Darka Mazi olarak 12 Mayıs günü “Mazlum Abdi İmralı’ya gitti mi gidecek mi? Gerçek ne?” manşeti ile yayınladığımız haber Kürt medyasında olmasa da Türk medyasında tartışma yarattı.

Haberde, Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in İmralı’ya gittiğini ve Öcalan ile görüştüğü belirtilmiş ve görüşmeye dönük bazı ayrıntılar açıklanmıştı.  Medyada bazı çevreler bu haberi kendi siyasal çizgilerine göre yorumladı. Ve bazıları ise haberin gerçek olamayacağını söyledi. Darka Mazi yayın kurulu olarak konuya açıklık getirmemiz gerektiği kanaatine vardık.

Darka Mazi’nin haberi sonrası ciddi bir tartışma gündemi olmasına rağmen konunun esas iki muhatabı konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmış değiller.  Fakat SDG ilişkide olduğu Rudaw’ın Rojavalı sunucu Dilbuxwin Dara’ya “Haber Doğru değil” dedi ve konuya ilişkin açıklama yapması için ricada bulundu. Dara’da kısa ama net bir haber yapıp “araştırdım doğru değil” dedi. Dara’nın kendisi bile yaptığı haberden emin olmadığı için konuyu kısa kesti.

Açıkçası ne Türk devletinin ne de Rojava’dan gelecek “görüşme yapılmadı” yönünde açıklama yapması bile haberin yalan olduğu anlamanı gelmez. Biz Darka Mazi olarak yaptığımız haberin arkasındayız ve doğruluğundan hiç şüphemiz yoktur. Eğer taraflar haberi yalanlasa bile bu sadece “Demek ki başka planları var, hala konuyu gizliyorlar” biçiminde yorumlayacağız.

Abdi’nin İmralı ziyareti, 2.Oslo vakası

PKK ve Türk devleti arasında görüşme, mektup vb iletişim kanalları neredeyse hiçbir zaman kapanmamıştır. Özellikle de 1999 sonrası çok sayıda ve çok derin ilişki vardır ve kamuoyuna açıklanmamıştır. Örneğin 1999 yılında Sabri Ok helikopterle İmralı’ya gitmiştir. Ama açıklanmamıştır.

2006 yılında Ahmet Türk, Yüksel Genç ve Sabri Ok İmralı’ya gitmiştir ama açıklanmamıştır. (Darka Mazi olarak bunun da haberini daha önce yapmıştık)

Abdi’nin ziyareti bu ziyaretler zincirinin bir devamıdır. Teşbihte hata olmaz biz bu ziyarete 2. Oslo vakası bile diyebiliriz.

2009 yılında Oslo görüşmeleri yapıldı. Eğer o zaman  “MİT Müsteşarı Emre Taner ve Hakan ve Hakan Oslo’ya bir kutu baklava götürüyorlar ve Oslo’da bir binada Mustafa Karasu ve diğer PKK’lilerle bu baklavayı yiyip sohbet ediyorlar” dense de kimse inanmazdı.  Fakat gerçekten öyle oldu, bu üçlü ve daha fazlası beraber baklava yiyip sohbet etmiştir.  O dönemde PKK içindeki bir çok yönetici  dahil kimsenin ruhunun bu olayı duymadığı söyleniyor. Ama, Türk devleti içindeki bölünmeler nedeni ile görüşmeler yayınlandı.  Yalnız ses kayıtları olduğu için devlet reddedemedi. Hala da gerçekler tam olarak bilinmiyor.

Diyeceğimiz o ki kamuoyuna yansıyan görüşmeler yansımayanların onda biri bile değil.

Gizli servisler mayını temizler arkadan siyaset girer

Ve Oslo’yu kurgulayan MİT Müsteşarı Emre Taner daha sonrası bu görüşmeler için şunu söyleyecekti: “Biz Oslo sürecine yabancılar Kürt meselesini oyuncak yapmasın diye girdik. Zavallı Türkiye seyrediyor.  Bizim baş başa kalmamız lazım bu grupla…  Gizli servisler mayını temizler arkadan siyaset girer.”

Emre Taner’in söylemi bu günkü durumu da tam olarak karşılıyor. Önce gizli servisler alana girmiştir, gizli görüşmeler yapılmıştır. Sonra da kamuoyuna bir şeyler söylenecek. PKK ve devlet arasındaki ilişkilerin tümü böyledir.

Öcalan PKK’yi feshetti tüm bu süreç yazılı mektuplarla mı oldu. Hayır? O dönemde geliş gidişler vardı, telefon görüşmeleri vardı. Fakat bunlar halkta gizleniyor.

Hatta şöyle diyelim biz sahnenin önünde çıkartılan konu ve aktörleri görüyoruz,  karartılmış sahne gerisinde çok şey var.  Medya ya sızan 30 Mayıs tarihli Öcalan görüşmesinde devlet yetkilisi silah yakma olayı için şunu söylüyor: “Basın önünde süreci hızlandırmak için yansıtırız. Sonra karartma yaparız ve sessizce süreç yürür.”

Ve gerçekten durum budur. Sürece ilişkin kamuoyunu manipüle edilecek bilgi kırıntıları veriliyor.

Mazlum Abdi Türkiye’ye ne karşılığı gitti?

Mazlum Abdi’nin İmralı’ya gidişi de gizleniyor. Neden çünkü bölgede gergin durum var ve Türkiye PKK’ye ne yapacağını hala tam karar vermiş değil. Aynı zamanda Türkiye’nin içinde de ciddi bir çatışma var. Tüm görüşmeler bir anda söylenirse zaten Öcalan’dan gittikçe uzaklaşan Kürt kitlesi daha da uzaklaşır ve Kürtleri kontrol etmek imkânı azalır. Bu nedenle Öcalan’ın karizmasını çok kaybetmemesi lazım. Bu nedenle devlet açıklama yapılmasını engellemiş durumda.

Ve işin ilginç tarafı Mazlum Abdi’nin İmralı’ya gidişi asıl Kürtlerin gündemi olmalı ve tepki göstermeliyken Türkler tepki gösteriyor. Oysa ki devlet düzeyinde bu diplomatik, askeri ve ekonomik gücü olan HSD, başlatılan süreç içinde neredeyse Kürtçe tabela dilenecek düzeye geldi. Abdi İmralı’ya gittiyse Öcalan, Rojava’daki Kürtlerin statükoyu parçalama şansını Türkiye’ye hediye ettiği için gitmiştir. Rojava’da Kürt statüsünü engellemek karşılığında Öcalan’a villa, görüşme, telefon özel doktor vb şeyler verilmesi Türkiye için hiçbir şeydir. Türkiye kepçe ile almış çay kaşığı ile de vermiştir.

Darka Mazi el yükseltiyor: Qaladize yakınlarında MİT ve PKK arasında görüşme yapıldı

Darka Mazi olarak PKK’nin feshedilmesi ve silah bırakmasına karşı değiliz. Haberlerimizin amacı da süreci engellemek vb değildir. Fakat bir dar gurubun kafa kafaya verip bir halkın kaderini belirlemesine karşıyız. Ayrıca PKK’nin fesih sürecinin Kürt sorunun çözüm süreci gibi yansıtılmasına karşıyız. Haberlerimizin amacı budur.
Ve tekrar edelim kaynaklarımıza güveniyoruz. Birçok PKK Yöneticisi İmralı’ya gitmiştir. Daha da gidecektir.
Ayrıca Darka Mazi olarak el yükseltiyoruz MİT ve Devlettin ortak bir heyeti Süleymaniye’nin bir ilçesine yakın bir bölgede PKK yöneticileri ile görüşmeler gerçekleştirmiştir. Sabri Ok, Bese Hozat, Mustafa Karasu ve Behzat Çarçel (Nedim Seven) PKK adına görüşmelere katılan heyette yer almıştır. Bu heyet gerillaların dağdan iniş sürecinin ayrıntılarını tartışmış, dağdan gidecek kişilerin sicillerini, cephane listelerini devlet yetkililerine teslim etmiştir. Bu bilgiden de Mazlum Abdi’nin İmralı’ya gittiği bilgisi kadar eminiz.

Sonuç olarak, maalesef ki süreç denen olayda at izi, it izine karışmıştır. Devlet ve PKK bilinçli olarak bilgi kirliği yaratmakta ve bulanık ortamda herkes doğruyu ararken dar bir gurup tarafından bir halkın kaderi ile oynanmaktadır.