PKK yönetimi yavaş yavaş açıklıyor: Kandil ve devlet arasında telefon bağlantısı var

Aylardır söylüyoruz bu halk kandırılıyor. Devlet te PKK’de halkı kandırıyor. Bize olanların çok azı yansıyor. Görüşmeler yapılmıştır, birçok konuda anlaşma sağlanmıştır. Fakat Ortadoğu’daki kritik dengeler özellikle İran’ın durumu ve İsrail’in duruşu nedeni ile Türk devleti süreci ağır ağır yürütmeyi tercih etmiştir. Ayrıca bir de önemli bir konuda PKK’nin ve Öcalan’ın yıpratılmadan meselenin Kürtlere kabul ettirilmesi gerekiyor, bu nedenle de ortada onurlu bir barış veya PKK’nin zaferi, Öcalan’ın Barış güvercini olduğu kurgusuna göre bir tiyatro var.
Öyle görünüyor ki bu tiyatroda şimdi yeni bir sahne başlıyor. PKK biz bu kadar adımı boşuna atmadık, elbette bir bildiğimiz var demek için “devlet bizi muhatap alıyor” söylemine başlayacaktır. Bunun içinde son zamanlarda yavaş yavaş Türk devleti ile kurulan ilişkilere dair halka bazı ön sinyaller verip zemin hazırlanıyor.
Bunlardan biri de dün PKK’ye bağlı (PKK’mi diyelim, eski PKK’mi diyelim artık hangi isimi kullanalım bizde bilmiyoruz) medyada bu konuda bir ilk adım atıldı. PKK’nin Türkiye’de yayın yapan gazetesi Yeni Yaşam’da Dr. Hayri Hazargöl imzası ile yayınlanan makalede bu konuda ilk adım atıldı.
Hazargöl makalesinde “Bizim duyduğumuza göre devlet ile Kandil temsilcileri arasında Kandil alanı dışında bir telefonlaşma var. Hatta ne kadar doğru bilemiyoruz; devlet yetkilileri ile Kandil temsilcileri Kandil dışında görüşmeler bile yapıyorlarmış.” İfadelerini kullandı.
Dr. Hayri Hazargöl’ün bu kadar önemli bir bilgiyi paylaşması ilginç. Öyle görülüyor ki aslında Dr. Hayri Hazargöl adı ile yazan kişi gerçek biri değil. Yani PKK yöneticilerinden bazıları bu isim altında makale yazıyor. Ve bazı PKK kaynaklarına göre bu kişi Duran Kalkan. Tabi bu önemli bir konu değil. Sonuç olarak böyle bir makale PKK medyasında yazılmış ve hemen hemen PKK’nin tüm medyası bu makaleyi TV vb yerlerde paylaşmış.
Yine, PKK kadrosu ve medyasının yöneticilerinden Amed Dicle makalede ki bu cümleyi alıp paylaştı. Demek ki Hazargöl’ün makalesi sıradan bir makale veya yorum değil. PKK’nin kontrollü manipülasyon ve zemin hazırlaması için piyasaya sürülmüş.
Bu makalenin yayınlamasının üstünden 24 saat geçmeden SDG Genel Komutanı Mazlum Abid’de Al-Monitor yazarı ve yakın dostu (!) gazeteci Amberin Zaman’a verdiği bir mülakat verdi. Abdi’de “Ankara ziyareti ve Öcalan’la görüşmenin zemini hazır, yakında gerçekleşebilir” ifadelerini kullandı. Darka Mazi olarak dün yayınladığımız bir yazıda Abdi’nin zaten Mart ayında İmralı’yı ziyaret ettiğini açıklamıştık. Hatta sadece Abdi değil Duran Kalkan, Sabri Ok, Bese Hozat ve Helin Ümit vb isimlerinde de Öcalan ile İmralı’da bir görüşme gerçekleştirdiğini de belirtmiştik. Fakat bunlar hep gizli tutuldu.
Ve şimdi, gölge yazar Hazargöl ve Abdi’nin açıklamasını beraber okuduğumuzda şunu net olarak görüyoruz: PKK devlet ile ilişkileri ve Öcalan ile görüşmelerde yeni bilgiler piyasaya sürecek.
PKK’nin şimdi bunu piyasaya sürmesinin altında da bazı nedenler var. Birincisi halkta büyük bir tepki var. Halk derken PKK kitlesi. Avrupa’da, Rojava’da ayrıca Kuzey Kürdistan’da PKK kitlesi “hiç bir şey yoksa neden silah bırakıldı, neler yapılmak isteniyor, bu teslimiyettir” diyor. Bu durum Öcalan’ın imajını zedeliyor. Oysa ki devletin daha Öcalan’a çok ihtiyacı var. Hiçbir şey almadan her şeyi teslim eden lider olarak anılmamak için bazı şeyler varmış imajı yaratılması lazım. Bunun içinde görüşmeler yavaş yavaş açıklanacak. Elbette ki bu da Türk devletinin bilgisi dışında da değil. Devletle koordineli bir açıklamadır.
PKK’yi yakıdan bilenler Öcalan ve Türk devleti arasındaki ilişkilerin 50 yıldır hiç kopmadığını bilir. Yine aynı kişiler halk Öcalan’a tecrit var diye ağlarken İmralı-Kandil-Devlet üçgeninde bir görüşme zinciri olduğunu bilir. Sürecin başından beri söylüyoruz ve aklı başında herkes söylüyor: Halka açıklanmayan, bizim bilmediğimiz onlarca anlaşma var. Biz kandırılıyoruz. İt ipi at ipine karışmıştır. PKK bilinci olarak bir sürü bilgi kirliliği bir sürü medya bombardımanı ile gerçekleri gizliyor. Devlet de aynı biçimde. Olan şey şudur Kürtler olmayan bir barışın umuduna kurban ediliyor. Kürtler oltaya takılmış umut, barış, özgürlük kavramlarının peşinden sürükleniyor.
Bir zamanlar Türkler Kürtler için “alavere dalavere Kürt Mehmet nöbete” diyordu. Yani Kürtleri kandırma anlatıyordu. Şimdi PKK ve Türk devleti beraber “Alavere dalavere Kürt Mehmet nöbete” diyor.
Sevgili Kürtler kemerlerinizi bağlayın, yakında “Süreç tiyatrosunda” yeni bir sayfa açılacak.
Hayırlı olsun, yakında PKK yeni bilgiler servis edecek.




