PKK hain değildir!!!

PKK hain değildir!!!

Bazı Kürtler ve aydınlarımız hâlâ şu gerçeği doğru kavrayabilmiş değildir: PKK, ilk günden beri Türk sömürgeci devleti tarafından kurulmuş bir yapıdır. Düşmanlar tarafından kurulmuş bir örgüt hain olmaz. Bu nedenle PKK hiçbir zaman hain değildir. Sadece kendisine biçilen rolü ve görevi yerine getirmiştir.

PKK, Kürtlerin onurunu, haysiyetini ve değerini ayaklar altına almak; özgür ve bağımsız bir Kürdistan’ın kurulmasını engellemek amacıyla kurulmuştur. Bu yüzden hain olarak tanımlanamaz. Kendisine verilen kirli görevi eksiksiz yerine getirmiş ve getirmeye devam etmektedir. Onun öncülüğünde kurulan tüm yapılar da PKK’nin bakış açısından ve çizgisinden hiçbir zaman kopmamıştır. Yani hepsi aynı şeydir.

Bugün artık PKK’yi eleştirip “ihanet etti” dememiz doğru değildir. Çünkü o, kendisine tayin edilen görevi yerine getirmiştir ve getirmeye devam etmektedir. Hiçbir zaman Kürtlerin çıkarları doğrultusunda hareket etmemiştir ve etmeyecektir. Bu nedenle artık eleştirel yazıların ve söylemlerin de bir faydası kalmamıştır. Bu yaklaşım, ona bağlı tüm yapılar için de geçerlidir.

Peki ne yapmalıyız?

Asıl soru burada başlıyor. Her şeyden önce Kürtler olarak, aydınlarımız ve siyasetçilerimizle birlikte, ulusal bir hat üzerinde birleşmeli ve Kuzey Kürdistan’da kolektif bir biçimde ulusal bir çatı (Sîwanek neteweyî) kurmalıyız. Bu çatı altında güçlü bir medya oluşturmalıyız. Gerçekler temelinde, PKK’nin yanlışlarını halkın gözleri önüne sermeli ve bunların yanlış olduğunu açıkça göstermeliyiz.

Böyle bir çatı kurarak, hep birlikte üzerimize yağan baskı ve tahribatı durdurabiliriz. Geçmişte olanları geride bırakabiliriz. Bu da PKK’nin yeniden analiz edilmesini ve sorgulanmasını gerektirir. Onun kirli pratikleriyle gerçek yüzünü tanıtmalı ve görünür kılmalıyız.

Hepimiz biliyoruz ki PKK var oldukça, Kürtler Kürdistan’ın dört parçasında da huzur ve istikrara kavuşamayacaktır. PKK’nin temel görevi, Kürdistan’da sürekli bir kaos yaratmaktır ki halk, millet ve toplum rahatça düşünemesin. Düşüncenin olmadığı yerde hakikat de oluşmaz.

Bu karanlık tabloda halk, doğru ile yanlışı ayırt edemez hale gelir. PKK’nin kontrolündeki toplum çökmüş bir toplumdur. Böyle bir ortamda, toplumu ve toplumsal normları yıkmış bir yapıyı sürekli eleştirmek de son derece zordur.

Otuz-kırk yıllık mücadele boyunca, yalan üzerine inşa edilmiş bir süreç işletilmiş; bu yalanlar toplum içinde hakikat gibi kabul ettirilmiştir. Bu nedenle bugün doğruyu söylemek çok zordur. Söyleseniz bile, çökmüş bir toplumda büyümüş bireyler size inanmaz. Çünkü onların hayatında gördüğü ve bildiği tek şey PKK olmuştur.

Eğer halk hakikate inanmış olsaydı, PKK’nin ortaya çıktığı ilk günden itibaren onun devletin bir örgütü olduğu gerçeği bugüne kadar sürekli dillendirilmişti. Ancak insanlar ve toplum buna inanmadı.

Bugün de durum aynıdır. Artık PKK bile kendi gerçeğini açıkça ifade etmektedir; fakat müritleri bunu “taktik” olarak yorumlamaktadır. Biz söylediğimizde ve yazdığımızda ise, çökmüş toplum tarafından hain ilan edilmekteyiz. Bu yüzden bizim dile getirdiğimiz hakikatler, PKK propagandası gibi algılanmaktadır.

Yani artık şunu iyi öğrenmemiz gerekiyor: PKK’nin bir devlet aparatı olduğunu ne kadar söylersek söyleyelim, “hain” ve “uşak” kavramları çökmüş bir toplum için anlam ifade etmemektedir.

Çökmüş toplumlarda, bireysel ve örgütsel çıkarlar her şeyin önüne geçer. Kim bu toplumda bireylerin çıkarlarını beslerse, halk da onun yanında olur. Kim gücü elinde tutarsa, kitleler de onun etrafında toplanır.

Zaten çökmüş bir toplumun nedeni de budur: herkesin sadece kendini ve kendi çıkarını düşünür hale gelmesidir. PKK, kırk yıldır tam olarak bunu yapmış; ulusal, toplumsal ve ahlaki değerlere sahip Kürt toplumunu sistemli biçimde çökertmiştir.

Bunun yerine, bilgili, dürüst ve güvenilir şahsiyetleri tasfiye ederek; halkı kendi peşinden sürükleyebileceği bir yapı inşa etmiştir. Bu alanda da başarılı olmuştur.

Çözüm:

Tüm Kürtler; aydınlar, yazarlar, sanatçılar, din insanları, kanaat önderleri, siyasetçiler ve cesur, bilgili şahsiyetlerle birlikte, toplumun yeniden inşası için ortak bir mücadele yürütmelidir.

Kuzey Kürdistan’da ulusal bir çatı altında, toplumun tüm renklerini bir araya getirerek, çökmüş toplumun normlarını yeniden ayağa kaldırmak için çaba göstermeliyiz.

Benim bilgime ve kanaatime göre, bunu yapmadığımız sürece, bu çökmüş toplum; Kürt milletinin hayrını istemeyen, ancak bazı şahısların çıkarlarını besleyen yapılara hizmet etmeye devam edecektir.

Bu yüzden diyorum ki: PKK artık tanınmıştır, bilinmektedir. Ona destek verenler bunu fikrinden dolayı yapmıyor. Kendi çıkarlarını onun sayesinde doyurdukları için yapıyorlar. Onun sayesinde makam ve mevki sahibi oluyorlar. Onun üzerinden zenginleşiyorlar. Yani ortada artık sadece rant vardır.

Biz, ulusal birlik adına cesur bir iradeyle, Kürtlerin çıkarları doğrultusunda somut çalışmalar yürütmezsek, her şeyi kaybetmeye devam edeceğiz. Artık PKK’yi eleştirmekten uzaklaşıp, nasıl birlikte kazanabileceğimizi düşünmek zorundayız.

Bu yol, çökmüş toplumun öncü ve sorumluluk sahibi kadrolarının birlikteliğiyle açılabilir. Ancak ne yazık ki kendini Kürdistan’ın lideri olarak gören bazı şahsiyetler de yozlaşmıştır. Bir gözleri rantta, diğer gözleri sözde ulusallıktadır. Bu nedenle, toplum içinde ciddi bir reforma ihtiyaç vardır. Doğru ile yanlışı ayırmak, zayıfla güçlü olanı aynı kefeye koymamak gerekir.

Bu yüzden tekrar ediyorum: PKK hain değildir. O, kendisine verilen görevi yerine getirmiştir. Eğer bizler de bu çökmüş toplumun aydınları, yazarları ve öncüleri olarak kendi sorumluluğumuzu yerine getirmezsek, bir gün asıl hainler biz oluruz.

Kurdçeden turkçeye çeviren: Rodî Zerdeşt

Bûbê Eser