Berzani Ne Yapsın?

Berzani Ne Yapsın?

Devlet tarafından kurulup piyasaya sürülen PKK, bütün Kürdlere olduğu gibi Güney Kürdistan Yönetimi’ne de çaresizliği dayatıyor. Bütün dünyanın tanıdığı, sömürgeci devletlerin bile tanımak zorunda kaldığı Güney Kürdistan’ı sadece IŞİD ve PKK tanımıyor. Bu gerçeklik, IŞİD ve PKK’nin taşeron rolünü açıklamaya yetiyor.

Yıllardır Güney’de üstlenen, T.C’nin Güney’e saldırması için zemin hazırlayan PKK, iç kargaşa çıkararak ve “Kanton” gibi kirli oyunlara başvurarak Kürdlerin tek ulusal kazanımını istikrarsızlaştırmaya ve yok etmeye çalıştı. Bunun en somut örneği ise, Güney’in bağımsızlık yolunda attığı en temel adım olan Irak’tan bağımsız olarak petrol ihraç etme girişimine sabotaj düzenlenmesiydi. IŞİD barbarlarına karşı savaşan ve büyük ekonomik sorunlar yaşayan Güney Kürdistan’ın petrol ihraç etmesini engellemek, halkı ve savaşan Pêşmergeyi açlığa mahkûm etmek, ne siyasetle ne de insanlıkla bağdaşır. Kuşkusuz ki bu sabotajı PKK yapsa da direkt emirleri sömürgeci devletler vermişti; PKK’nin birçok eyleminde olduğu gibi…

PKK’nin ‘ya benimle savaşırsınız ya da bütün ulusal kurumları ortadan kaldırırım’ dayatmasına rağmen Başkan Berzani’nin olağanüstü sabrı ve iyi niyeti fiili bir çatışmaya izin vermedi, Rojava’da da engellediği/izin vermediği gibi…

Birçok Kürd gibi Başkan Berzani’de, PKK’nin alet olduğu amaçsız ve kirli savaşın sadece Kürdlere zarar verdiğini biliyor ve bu nedenle de Amerika-Türkiye ve Güney Yönetimi arasında 2005’te varılan mutabakat gereği PKK-Devlet görüşmelerini destekledi. İstihbarat örgütleri elinde oyuncak olan PKK, devlet ve Amerika tarafından direkt muhatap alınmadığı için Berzani garantör olarak bu süreçte yer aldı, bugün Rojava’da aldığı gibi… Kuşkusuz ki Başkan Berzani’nin bu rolünü PKKgiller içindeki namuslu insanlar biliyor ve minnettar kalıyorlar. Çünkü amaçsız ve danışıklı savaşta Kürdler ölüyor, Kürdistan tahrip ediliyor ve Kürdlerin Ulusal Hakları “terör” sorununa indirgeniyordu PKK tarafından.

Kirli ve danışıklı savaştan ise, sistem içi kavgada daha fazla mevzi kazanmak isteyen taraflar ile kandan ve kargaşadan köşeyi dönen savaş tacirleri yararlanıyordu sadece. Bu açıdan bakıldığında da PKKgillerin devlet(ler) ile anlaşması her namuslu ve duyarlı insan tarafından olumlanır. Bu tür anlaşma olumlanırken, PKKgillere “Kürd örgütü” misyonu yüklemeden, devletin kurduğu karanlık bir birimiyle anlaşması olarak görmek gerekiyor; tıpkı JİTEM-ERGENEKON-MUHABARAT ile devletleri arasındaki ilişki gibi…

Başkan Berzani Kürd gençlerinin ölmesini ve kullanılmasını istemiyor; hatta bu noktada fazla duygusal da davranıyor. Tüm çabası, hassasiyeti ve saldırıları sineye çekmesi bu duyarlılıktan kaynaklanıyor. Başkan Berzani’nin samimiyeti, PKKgillerin içindeki/tepesindeki Kemalist/Baasçı/faşist kadroları fazlasıyla rahatsız ediyor. Çünkü bu kirli savaş biterse Kürd gençlerinin kanından beslenemeyecekler, palazlanamayacaklar ve sistem içi kavgada mevzi kazanamayacaklar. Bu nedenle de Kürd düşmanlarının yönetip yönlendirdikleri PKK Medyası alçalma, küstahlaşma, düşkünleşme ve ahlaksızlıkta sınır tanımadan Başkan Berzani’ye saldırdı/saldırıyor/saldıracak. PKKgiller bir yandan Başkan Berzani’ye saldırırken, tabanı ve çocuklarını PKKgillere kaptıran aileler ise Berzani’nin Kürdistani duyarlılığına/hassasiyetine umut bağlıyor. Ayrıca, iradesizleştikleri için ses çıkarmayan ama yaşanan rezaleti bilen bazı Milletvekilleri/Belediye Başkanları da durmadan Başkan Berzani’nin kapısını çalıyor ve yardım bekliyorlar.

Kısacası PKKgillerde tavan küfür hakaret ederken, taban umut bağlıyor Başkan Berzani’ye. Aslında Güney ve Berzanilerin yaşadığı çaresizliği dört parça Kürdistan da yaşıyor. Hem Kuzey hem de Güneybatı (Rojava) Kürdistan parçalarında dayatılan amaçsız savaş ile içi boş barış ikilemi, Kürdleri ya devletlere (Ankara-Şam) ya da PKKgillere mecbur kılıyor. İki ucu kirli değneğin neresinden tutulsa kir bulaşacaktır. Bu nedenle sessiz çoğunluk ‘PKK-Devlet anlaşsa da bu kirli savaş bitse’ diyor. Kürdistani değerlerin peşkeş çekilmesine razı olmayan ve hem devlet hem de PKK’den uzak duran kesimler ise, ya PKK ile çatışacaklar ya da sessizliğe bürünecekler. Çünkü Hem Rojava hem de Kuzey Kürdistan’da Kürdistani siyaset  yürütmenin önündeki en büyük engel PKK’dir.

Sonuç olarak;

PKKgillerin Rojava’yı soktukları çıkmazdan kurtarma temelinde yürüttüğü diplomatik ilişkiler ve medyaya yansıyan yazılı-görsel haberlerde de görüldüğü gibi Başkan Berzani, güven, itibar ve saygınlık noktasında sadece dış dünyanın değil, Kürdistan’daki tüm namuslu insanların da gönlünde taht kurmuş.

Başkan Berzani ve ailesine yönelik karalama kampanyasının tek nedeni, devletleşme amacının taşıyıcısı olmalarıdır. Bundan dolayı da PKKgillerin Berzani alerjisi, nefreti anlaşılırdır; Çünkü Onlar devletlerin taşeron bir örgütlenmeleridir ve görevleri de Kürdistani olan her şeye saldırmaktır.

Suriye-Irak-İran devletlerinin hedefinde olan Başkan Berzani, aynı zamanda taşeron PKKgiller ve IŞİD’in de hedefindedir. Dahası siyasi açıdan da Goran ve YNK’nin çelmeleriyle uğraşmaktadır. Bütün bu kirli tuzaklar yetmiyormuş gibi umduklarını bulamayan çıkarcı, sapık ve ahlaksızların da saldırılarına uğruyor…

Bu kadar kuşatılmışlık içinde bile olgunluğunu ve Kürdistani duruşunu bozmayan Başkan Berzani, Bağımsız Kürdistan’ın mimarı olmaya tek adaydır.

Başkan Berzani’nin aşırı sabrı ve yapıcılığı, kendisini sevenleri bile çileden çıkarıyor bazen. Ama genel tabloya bakıldığında yapabileceği daha iyi bir şey olduğunu söylemek de oldukça zordur.