Bu Savaş, İran’da Rejime Yönelik İç Baskıyı Artırır mı?

ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı ortak operasyon “Epic Fury” (veya İsrail tarafında “Roaring Lion”) çerçevesinde analizimizi ele alalım. Bu analiz, mevcut haber kaynakları, askeri raporlar ve uzman yorumları göz önüne alınarak hazırlanmış.
Savaşın hipotetik veya spekülatif unsurlarını, somut verilere dayalı olarak, değerlendirmemiz gerekiyor.
Bu Savaş Nereye Doğru Gidiyor?
Savaş, 28 Şubat 2026‘da ABD ve İsrail‘in İran’ın nükleer tesisleri, füze programları, hava savunmaları ve liderliğini (örneğin, Dini Lider Ali Hamaney’in de içinde olduğu yüzlerce kadronun öldürülmesi) hedef alan 900‘e yakın hava saldırısıyla başladı.
Şu an hava üstünlüğü büyük ölçüde ABD-İsrail koalisyonunda; İran’ın füze ve hava savunma kapasitesinin %60-80’i yok edildi.
İran‘ın misillemeleri (füze ve dron saldırıları) devam ediyor, ancak yoğunlukları azalıyor – örneğin, Tel Aviv ve Körfez ülkelerine (Bahreyn, Katar, BAE) yönelik saldırılar lokal hasarla sınırlı kaldı.
Lübnan‘da Hizbullah‘la çatışmalar artıyor (Beyrut’ta tahliyeler ve kara harekâtı hazırlıkları var), Irak‘ta, İran destekli Haşdî Şabîi’nin bir kısım güçleri hedef alınıyor ve Körfez‘de petrol tesisleri vuruluyor. Bu saldırılar, ısrarla Irak ve Güney Kurdistan’ı da dahil etmeye çalışılıyor!
ABD Başkanı Trump, savaşın “haftalar veya aylar” sürebileceğini, ancak “yıllar almayacağını” belirtiyor; hedef rejim değişikliği ve İran’ın nükleer/missile tehditlerini kalıcı olarak ortadan kaldırmak.
İran tarafı ise “koşulsuz teslimiyet” talep eden Trump‘a karşı direniş gösteriyor, ancak liderlik boşluğu ve iç karışıklıklar zayıflık yaratıyor.
Kısa vadede (haftalar), hava saldırıları yoğunlaşacak; uzun vadede (aylar), bölgesel bir yıpratma savaşı haline gelebilir, ancak ABD-İsrail‘in teknolojik üstünlüğü İran‘ı masaya zorlayabilir. De-eskalasyon işareti yok; Rusya’nın İran‘a istihbarat desteği ve Çin’in petrol ihracatını askıya alması gerilimi artırıyor.
Savaşın Bedelleri Ne Düzeyde?
İnsan Maliyeti: İran‘ın resmi kaynakları ölü sayısı 1.332 derken, ABD kaynakları, 3.000 asker, bunların 40-50 kadarını üst düzey komutanlar olarak veriyor. Örneğin, bir okul saldırısında 168 kişi de öldü.
ABD tarafında 6-7 asker öldü, İsrail’de 9 sivil kayıp var.
Bölgesel yayılma (Lübnan’da 41 ölü) ve mülteci akınları artıyor ve Beyrut’tan güneye kaçışlar çoğalarak, insani krizi derinleştiriyor.
Ekonomik Maliyet: ABD için günlük maliyet 891 milyon dolar; ilk 100 saatte 3,7 milyar dolardı, bugün itibariyle 7,4 milyar Dolar, mühimmat yenileme dahil.
İsrail için haftalık 3 milyar dolar (okul kapanmaları, rezerv seferberliği nedeniyle).
Küresel etki: Petrol fiyatları %10-13 artarak 80-82 dolar/varile çıktı; Hürmüz Boğazı’ndaki kesintiler %20 küresel petrol arzını etkiliyor, enflasyonu 0,8 puan yükseltebilir.
Havayolları uçuşları iptal ediyor, borsa düşüşleri (Dow Jones –400 puan) ve enerji krizi (Çin ihracat durdurdu) ekonomik dalgalanma yaratıyor.
Uzun vadeli maliyetler (yeniden inşaat, gaziler bakımı) trilyonlarca doları bulabilir, benzer Irak/Afganistan savaşları gibi.
ABD ve İsrail, İran‘a Karadan Müdahale Edecek Mi? Edecekse Nasıl Edecek? Bu konuda doğrudan karadan müdahale henüz açıklanmadı; odak hava ve deniz operasyonlarında (örneğin, ABD denizaltısı İran savaş gemisini batırdı).
Ancak spekülasyonlar var: Kurd gruplar (Irak’tan) ve İran muhalifleri (sürgünden) sınırdan girebilir, ABD desteğiyle. Ama bu bilgiler, Türkiye ve İran tarafından bilinçli bir şekilde yaygınlaştırılan spekülatif bilgilerdir. Sahada böyle bir hareketlilik tespit edilmiş değil.
Direkt kara işgali riskli. Bunun yerine Basra Körfezi’nden deniz çıkarması veya Irak/Kurd bölgelerinden proxy destekli giriş muhtemel. Trump, “istila felaket olur” diyen İran‘a karşı rejim değişikliği için “içten müdahaleyi” tercih ediyor.
Düşük-orta; hava üstünlüğü sağlandıktan sonra (haftalar içinde) gündeme gelebilir, ancak ABD Savunma Bakanı “rejim değişikliği değil, tehditleri yok etmek” diyor. Bu konuda spekülatif ve net olmayan bilgiler var. Sanırım bu savaşın gereği ve savaşın kaderi için gerekli.
Netanyahu, savaşın “aylar sürebileceğini” belirterek ABD kararlılığını test ediyor.
ABD ve İsrail, İran Muhalefetini Silahlandırarak Uzun Süreli Bir İç Savaşı İstiyor Mu? Böyle Bir Projenin Oluru Ne Düzeyde? Evet, Trump İran halkını “hükümeti devirmeye” çağırıyor ve yeni liderleri “kendisinin seçmesini” istiyor. ABD, rejim değişikliği için İran pers muhalifleri ve etnik grupları (Kurdleri, Beluçlari ve Azerileri) destekliyor; sürgündeki gruplar Irak’tan girmeye hazırlanıyor, ama sadece hazırlık evresindedir.
Netanyahu, “varoluşsal tehditleri kaldırmak” için iç karışıklığı teşvik ediyor. Bunu, uzun süreli iç savaşla rejimi zayıflatmayı ima ederek yapıyor. Bu yol orta-yüksek, ancak riskli. İran’ın Devrim Muhafızları güçlü, liderlik boşluğu aşırı fraksiyonları güçlendiriyor. Bu da İran için dezavantaj.
ABD-İsrail, rejimin yönetim mekanizmasını değiştirmede başarılı olursa, işbirlikçi bir yönetim kadrosu ile, yakın sürede kalıcı değişim olabilir; başarısız olursa, bölgesel istikrarsızlığa yol açar (yıllarca süren iç savaş, mülteci krizi). Uzmanlar, Trump‘ın “plan eksikliğini” eleştiriyor; iç savaşın uzun sürmesi, Rusya/Çin müdahalesini tetikleyebilir.
Olasılık %40-60; hava saldırıları muhalefeti cesaretlendirirse artar, ancak İran‘ın “beşinci kol” uyarısı iç baskıyı gösteriyor.
Durum ve savaşın gidişatı hızla değişebilir, ABD-İsrail yeni program hedeflerini gündeme getirebilir. Barışçıl çözüm için diplomatik çabalar (örneğin, Putin’in İran’la görüşmesi) umut verici gibi görünse de savaş ulaşmasını istediği hedeflere ulaşmadan durma ihtimali çok zayıf.
07.03.2026



