“Çerçeve Yasa: Bir Çözüm Yasası Değil, Devletin PKK Politikasında Yeni Bir Dönem”

 Çerçeve Yasa PKK’nin teslimiyet yasasıdır, Kürt milletini bağlamaz…

5 Ağustos’ta Türkiye’de çıkarılan adına Çerçeve Yasa, Kök Yasa vb isimler takılan yasa tasarısı hakkında tartışmalar yapılıyor. Yasa tasarısında Kürt sorunu değil PKK’lilerin dağdan inmesi üzerine kuruldur. Öz olarak yasa PKK’yi terör örgütü olarak tanımlamış, terör sorunun bitirmeyi amaçlamıştır. PKK lideri Öcalan yasa tasarısının baş aktörüdür.  Bu yasa tasarısı Kürt milleti ile devlet arasında veya PKK ile devlet arasında da anlaşma ile olmamıştır. Yasa tasarısı Öcalan ile devletin anlaşmasının sonucudur.   Yani Öcalan PKK’nin terör örgütü olarak tanımlanmasını kabul etmiştir. DEM Parti altına imza atarak PKK’yi terör örgütü olduğunu kabul etmiştir. PKK’nin Kandil ayağının ise Öcalan imza attıktan sonra çıkıp tek söz söyleme gücü yoktur o da terör örgütü olduğunu kabul etmiştir.

PKK’nin eli yıllık tarihinden bakınca bu anlaşma bir yenilgiyi kabul etme yasasıdır. Nurettin Demirtaş, Sabahat Tuncel vb PKK’li veya PKK’ye yakın çevrenin çıkıp “Bizim sayemizde Kürt sorunu bu noktaya geldi” demesinin tarihi, siyasi, ekonomik, psiko-sosyal bilim ve teoride yeri yoktur.  Tam tersine Kürtler 50 yıl öncekinden daha fazla Kürt değildir. Kürtler 50 yıl öncesinden daha kırılgın, asimile olmuştur. PKK’nin 50 bin insan kaybı, yıkılan şehirler, binlerce insanın göçü, boşaltılan köyler, yıkılan aileler ve daha çok büyük acılarla ulaştığı nokta devletin yumuşak “pişmanlık yasasıdır”.

Kaldı ki Çok geniş bir Kürdistani çevre yasayı “PKK’nin teslimiyet yasası” olarak görüyor. Ve bu yönlü eleştirilerini yapıyor.

PKK’liler ve PKK’ye yakın çevre de aslında yasanın “Türk devletinin çıkardığı bir pişmanlık yasası” olduğunu görüyor bu nedenle büyük bölümü aslında konuyu geçiştirip, gerçeği söylemek istemiyor. Bazıları ise “Ben bilmem ağam bilir” modunda ve “madem Başkan Apo söylüyor o zaman bir bildiği vardır” diyerek en köhne ve en kölece tutumla yine de utangaç biçimde yasayı savunuyor.

Birde orta yolcular var. Onlar da “Yetmez ama ilk adımdır, bakın çocuklar ölmeyecek, Selahattin Demirtaş ve cezaevindekiler çıkıyor. Bir başlasın gerisi gelir” diyenlerdir. Diyebiliriz ki bu yasa için yapılan en tehlikeli yorum budur. Çünkü bu duygu sömürüsü ile Kürtleri kandırma çabasıdır.

 Biz baştan beri diyoruz ki “Evet PKK kendini feshetsin ve dağdan insin” çünkü bizde ne cezaevinde ne de dağda Kürt gençlerinin anlamsız bir amaç için ölmesini istemiyoruz. Fakat bu tutumuz nedeni ile çıkan yasayı da meşru olarak göstermiyoruz veya beklenti yaratmıyoruz.

Temelde yasayı doğru ele almak için iki temel konuda net olmamız gerek:

  1. Türk devleti ilk kez Kürt isyancılara yasa çıkarmıyor…

Osmanlıdan bu yana Türk siyaset geleneği çok zaman Kürt isyancılar (isyancılar diyerek genelleştirelim) yasa tasarıları çıkardı.

1923 yılında Aff-ı Umumi Kanunu (Koçgiri isyancılarının da bir bölümünü kapsadı)

1924 2. Aff-ı Umumi Kanunu (Lozan sonrası düzenleme için çıkarıldı)

1933  Şeyh Said Vakkası Özel Affı ( Bazı kişilerin geri dönmesi, cezaların kaldırılması için sınırlı bir aftı)

1947-1948 Tunceli Affı ( Dersim İsyanı sonrası sürgünlerin geri dönmesi ve bazı cezaların kaldırılması amacı ile yapıldı. Herkesi kapsamıyordu )

Bu çıkan yasalar Kürt meselesine zerre katkı sunmadı. Kürtler yok sayılmaya devam ettiler…

Türk devleti 1985’ten bu yana da PKK için özel yasalar çıkardı.
1985 yılında 3216 sayılı Kanun’la Pişmanlık Yasası çıktı. Daha sonra 1988’de çıktı. Ardından 1992-1993-1995-1999-2003 ve 2005 yılında da PKK üyelerine dönük yasalar çıktı.

5 Ağustos 2026 yılında gündeme gelen ve adına kök yasa denen yasa tasarısı “ biraz durup anlayalım, acaba  kimi kapsıyor, kimi kapsamıyor” karmaşası yaratmak ve beklenti üretmek üzerine karmaşıklaştırılıp şişirilmiş. Kürtlerin gündemi acaba bu yasa tasarısı Karayılan’ı kapsıyor mu, Mustafa Karasu’yu kapsıyor mu, PKK’den ayrılanları kapsıyor mu gibi tali sorularla doldurulmuştur.  Yapılan bu magazin oyununa rağmen Cumhuriyet tarihinde çıkan af ve pişmanlık yasalarının  bir devamı ve değişik versiyonudur.

Fakat görmemiz gereken bir şey şimdiye kadar çıkan tüm yasalar, Kürtlerin temel sorunlarını çözmek için değil devlet politikasının daha kolay yürütülmesi için çıkmıştır. Çerçeve yasa denen şeyde aynı kapsamdadır. Mesele Türk devletinin politikalarını kolaylaştıracak yasalar çıkarmaktır.

  1. Yasalar devlet politikalarına hizmet etmek çıkarılır

Devletin PKK’liler için hazırladığı yumuşatılmış pişmanlık yasası veya eve dönüş yasası diye bileceğimiz meselenin özü Türk devletinin Ortadoğu’da ki gelişmelere göre hareket etmesine imkan sağlamak için hazırlanmış esnek bir yasadır. Yasa devletin gereklerine göre genişletilip, daraltıla bilir.  Koşullar sağlanmadı diye bekletile bilir.  Yani devletin çıkarı neyi gerektirse yasa o yönde kullanılacak.

Hatta devlet gerekirse var Ortadoğu krizinde PKK’yi kullanmak için (Özellikle de İran karşısında) PKK’nin bir bölümünü de tutabilir.

Kürtlerin hayrına olan şey yasanın uygulanması ve PKK’nin dağdan inip silah bırakmasıdır. Fakat görmemiz gereken şey şudur devlet PKK’yi bitirmez. Nasıl ki silahlı yapısı ile PKK Kürtleri 50 yıl oyalayıp kaybettirdi, şimdi de aynı şeyi silahsız yapısı ile yapmak için çalışacak.

Kısa ve öz olarak yasa için şunu söyleye biliriz: PKK ve devletin Kürtlere karşı komplosunda bir dönem bitip yeni bir dönem başlamak üzeredir.