Kobani’de 9 kişinin hayatını kaybettiği cezaevinin yönetimi kimin elinde?

Kobani’de 9 tutuklunun kendini yakarak hayatını kaybetmesi ile beraber gündeme gelen esas soru “olayın sorumlusu kim” oldu.
12 Eylül günü sabah saat 2.00’da Kobani cezaevinde başlayan yangın da 9 tutuklu hayatını kaybetti. Olayda yaralananların yaptığı beyanlara göre yangın başlıktan sonra sünger yatakların alev alması ve yerdeki halıların da naylon olması nedeni ile yangın kısa sürede tüm koğuşu sardı. Ve yine yararlıların beyanlarına göre cezaevi yönetimi kapıları açmadı ve tutuklular kendi imkanları ile kapıları kırarak koğuş dışına çıktı.
Yaşanan olayın vahşeti nedeni ile tutukluları yangına mahkum eden ve 9 kişinin ölümüne yol açan cezaevi idaresinin kimliği ve kime bağlı oldukları da gündem oldu.
Konuya ilişkin olarak şu ana değin Rojava’nın Kürt kanadından bir açıklama gelmedi. Ne özerk yönetim denen yapı nede Mazlum Abdi, İlham Ahmed, Fawza Yusuf gibi belirgin politikacılar ve PYD’de cezaevi idaresinin kime bağlı olduğunu açıklamadı.
Fakat ilk resmi açıklama Halep İç Güvenlik Güçleri Komutanlığından geldi. Komutanlık açıklamasında olaya dönük soruşturma yapılacağı belirtildi. Açıklamanın en kritik noktası ise Cezaevinin kimin kontrolünde olduğuydu. Açıklamada “Kobani Cezaevi’nin yönetimi henüz resmi hükümet kurumlarına devredilmedi. Devir ve teslim süreci de yargısal ve hukuki bir prosedür kapsamında yürütülüyor” dendi.
Buda cezaevi yönetiminin Rojava’daki yönetime bağlı olduğunu anlamına geliyor. Rojavalı yetkilerin bunu şimdiye değin yalanlamaması da Halep İç Güvenlik Güçlerinin açıklamasını sessizce kabul etmek anlamına geliyor.
Olayın başından itibaren PKK’nin Rojava’daki ve diğer parçalardaki medyasının olayı haberleştirirken genel geçer ifadeler kullanması ve olayın başlangıcı ve ayrıntılarından çok halkın acısını öne çıkarması kendisi ile beraber bir kuşku yaratmıştı. Yani aslında sorumlunun kim olduğu ve olayın bazı temel hususları gizlenmek isteniyor.
Bu biçimde ortaya çıkan sonuç şu: Yangında kapıları açmayan cezaevi yönetimi Rojava yönetimine bağlı. Esas kritik olan ise şu yangının çıkış nedeni Sipan Hizni’nin katledilmesini protesto eden gençlerin cezaevi yönetimi tarafından Halep’deki cezaevine nakledilmek istenmesi.
Cezaevi yönetimi Sipan Hizni olayında tutuklanan gençleri Halep’e sevk etmek istiyor. Çünkü şehirdeki protestolarla beraber cezaevinde ki tutukluların firar etmek isteyeceğini düşünüyor. Tutuklular durumu protesto ediyor ve koğuşta yangın çıkarıyor. Yönetim yine ısrarla kapıları açmıyor. Hatta kapıları tutuklular kırıyor. Yani Rojava yönetimi Sipan’ın katledilmesi için eylem yapan gençleri Şam Hükümetine teslim etmek istiyor ve bunun üzerine de protesto eylemleri gelişiyor.
Aslında Kobani’de halkın en büyük kırılması da budur. Kaldı ki hayatını kaybedenlerden Bozan Dali’nin dayısı Ahmet Cimo medyaya konuştu ve “Kapıları onlara açacak kimse yok muydu? Eğer o kapı açılsaydı bu felaket yaşanmazdı.” Dedi.
Rojava yönetimi olaya dönük ne özeleştiri ne de sorumluların yargılanmasına dönük bir açıklama yapmadı. Ve Kobani halkı cezaevinin kapılarını açmayanların kim olduğunu bildiği için çok tepkili. Halkın tepkisinden korkulduğu için Mazlum Abdi’nin alelacele Kobani’ye gittiği Kobanili olma kimliğini kullanarak halkı yatıştırmaya çalıştığı bilgileri geliyor.
Ayrıca Darka Mazi’nin bölgedeki kaynakları PYD kadrolarının hayatını kaybeden ailelere giderek “medyaya konuşmayın, olayı kendi aramızda halledelim, sizi ekonomik olarak mağdur etmeyeceğiz” teklifinde bulundu.
Kobani olaylarında özünde Rojava’da yaşanan sürecin kısa bir özeti gibidir. Ve bu durumu yanarak hayatını kaybeden 21 yaşındaki Mahmut Sabit Çelo’nun amcasının oğlu medyada yaptığı açıklamada özetliyor. Bir kuzenini kaybeden Stere Çelo konuşmasında şunları söylüyor: “Aslında yaşananlar bir katliamdır, Kobani’deki 6. Katliamdır… Kapılar geç açılıyor. Kapılar erken açılsa bu durumlar yaşanmayacaktı. Zaten kapıyı tutuklular kırıyor. Ama geç kalındığı için insanlar dumandan boğuluyor veya yanıyor… Hapishane gözetim altındadır, kameralar var. İnsanların hayatı tehdit altındadır. Biz her türlü ölümü gördük şimdi yanarak ölmeyi de gördük. Her şey gözümüzün önünde oluyor, yananlar Kobanili gardiyan Kobanili, yönetici Kobanili”.
Kobani yine yaralı, Kobani yine mağdur.
Kobani halkı, Şam yönetimi ile kadroların yönettiği idari sistem arasında sıkışmış durumda.
Rojava adına hareket ettiğini söyleyen yönetim ne özeleştiri yapabilecek ne olayların sorumluluğunu alacak iradeyi gösteriyor.




