Koçgiri Katliamının Üzerinden 105 Yıl geçti : Kürd Halkının Hafızasında Silinmeyen Acı

Koçgiri’de 1921 yılında yaşananlar, Kürd halkının tarihsel hafızasında derin izler bırakan en ağır trajedilerden biri olarak anılmaya devam ediyor. 1921, 21 Mart’ında başlayan hareket 17 Haziran 1921 tarihinde tümden bastırıldı. Üzerinden 105 yıl geçti. Bölgede gerçekleştirilen askerî operasyonlarda yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği, köylerin yakıldığı ve binlerce insanın yerinden edildiği belirtiliyor.
Kürd halkının yakın tarihinde önemli bir yere sahip olan Koçgiri olayları, birçok araştırmacı ve tarihçi tarafından Cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemde Kürdlere yönelik baskı politikalarının ilk büyük örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Güneybatı Dêrsim olarak da bilinen Koçgiri bölgesi, 20. yüzyılın başlarında 135 köy ve 40 bini aşkın nüfusa sahipti. Bölge halkı, Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren çeşitli askerî operasyonlar ve baskılarla karşı karşıya kaldı.
1918 yılında İstanbul merkezli faaliyet yürüten Kürdistan Teali Cemiyeti’nin öncülüğünde Kürdler arasında siyasal örgütlenme çalışmaları hız kazandı. Cemiyet, Kürdlerin yaşadığı bölgelerde özerk bir yönetim oluşturulmasını savunurken, Koçgiri bölgesindeki aşiretler de Sevr Antlaşması’nda öngörülen hakların uygulanmasını talep etti
1920 yılı boyunca bölgede gerçekleştirilen toplantılarda Kürd temsilciler, taleplerinin karşılanmaması halinde direniş yoluna başvurabileceklerini Ankara hükümetine bildirdi. Ancak yaşanan siyasi gerilim kısa sürede askerî çatışmalara dönüştü.
6 Mart 1921 tarihinde başlayan çatışmaların ardından Ankara hükümeti, Sakallı Nurettin Paşa komutasındaki Merkez Ordusu’nu ve Topal Osman’ın komutasındaki birlikleri bölgeye sevk etti. Aylar süren operasyonlar sonucunda Koçgiri’deki direniş bastırıldı
Dönemin tanıkları ve çeşitli kaynaklara göre operasyonlar sırasında çok sayıda köy yakıldı, yüzlerce kişi öldürüldü ve bölge halkının mal varlıklarına el konuldu. Dönemin Sivas Valisi Ebubekir Hazım Tepeyran da anılarında, köylerin yakıldığını, sivillerin büyük mağduriyet yaşadığını ve binlerce insanın açlık ve sefaletle karşı karşıya bırakıldığını aktarmıştı
Koçgiri direnişinin önde gelen isimlerinden Alişan Bey ve birçok Kürd ileri geleni operasyonların ardından teslim olurken, bölgedeki askerî harekât kanlı bir şekilde sona erdi. Daha sonraki yıllarda Alişêr ve eşi Zarîfe’nin öldürülmesi de Kürd tarihinin acı olayları arasında yer aldı.
Kürd kamuoyunda Koçgiri, yalnızca bir askerî operasyon değil, aynı zamanda Kürd halkının siyasal ve kültürel taleplerinin şiddet yoluyla bastırılmasının sembollerinden biri olarak görülüyor. Birçok araştırmacıya göre Koçgiri’de yaşananlar, daha sonra meydana gelen 1925, Zîlan ve Dêrsim trajedilerinin de habercisi oldu.
Aradan geçen bir asrı aşkın zamana rağmen Koçgiri’de yaşananlar, Kürd halkının kolektif hafızasında canlılığını koruyor ve adalet talepleriyle birlikte anılmaya devam ediyor.




