Hikmet Fidan’ın katledilmesi; Öcalan’ın Kürtleri “Türkiye’ye entegre etme” politikasının bir parçasıdır  

Hikmet Fidan’ın katledilmesi; Öcalan’ın Kürtleri “Türkiye’ye entegre etme” politikasının bir parçasıdır , Deniz Ulaş, Serkan Şitilay, Türkiye'lileşme, HADEP, Entegrasyon

Demokrasi ve özgürlükler havarisi olarak kendini tanıtan PKK’nin Kürt vatansevelere karşı işlediği suçlar zinciri yakın Kürdistan tarihinde kara bir leke gibi duruyor. 1978’lerden itibaren vatansever Kürtleri kendi çizgisi önünde engel gören PKK, bir yandan Kürt partilerini öte yandan şahsiyetlerini diskalifiye etmek için çok yönlü bir çaba içinde oldu. İtibarsızlaştırabildiklerini itibarsızlaştırıp yok etti, geri kalanları ise cinayetlerle ortadan kaldırdı. PKK’nin 1978 yılında Siverek’te Ferit Uzun’dan başlayan zincir 2020 Ekim ayında Behdinan bölgesinde Gazi Salih Alixan’a kadar uzuyor. Bu zincirin önemli halkalarından biri de Hikmet Fidan’dı.

Hikmet Fidan Kürdistani bir yurtseverdi. 1976’lerden itibaren PKK ile ilişkilenmiş ve PKK dosyasından cezaevi yatmış, işkenceler görmüş biriydi. Fidan, Öcalan’ın 1999 yılında İmralı’ya gelişi ile başlayan süreç ile beraber PKK’nin Kürdistani çizgiden uzaklaştığı kanaatine vararak eleştiriler yapmaya başlamıştı. Cezaevi yatmış, işkence görmüş, devlet ile iş birliğini reddetmiş olan Fidan sadece eleştiriler yaptığı için katledildi.

PKK’nin 2004 yılındaki yeni stratejisi: Kürtleri Güney Kürdistan’dan uzak tutmak

Öcalan’ın 1999 yılında İmralı’ya gelen Öcalan artık PKK’yi devletin günlük politikalarına göre idare ediyordu.  Sadece bu değil Kuzey’de Kürdistan söylemle etrafında topladığı kitleyi de “Türkiyelileşme ve entegrasyon” politikasına göre yeniden yapılandırıyordu. Vatansever kurumlar feshediliyor, yerine amacı Türkiyelileşmek olan parti, kadın ve gençlik yapıları kuruluyordu. Bu durum PKK içinde ve dışında Kürtlerden rahatsızlıklar yarattı. Bu durum PKK’de 2004 yılında büyük kopuşlara yol açtı. Türk devleti açısından ortada vatansever Kürtlerin yüzünü federal statü kazanan güney Kürdistan’a dönmesi büyük bir tehlikeydi. Öcalan bunu engellemek için harekete geçti.  Bir yandan 1 Haziran 2004 yılında Türkiye’ye karşı yeniden silahlı mücadele başlatma kararı aldırarak kitlesini motive etme ve Kürtlerin gündemini değiştirme stratejisini gündeme koydu. Öte yandan ise muhalif olacak ve Kürtlere yeni bir yol açmak isteyen herkes değişik yöntemlerle tasfiye edilecekti. Ve bunu engellemek gibi bir görevi vardı. Bunun için 2004 yılında  Sipan Rojhilat, Kani Yılmaz, Hikmet Fidan cinayetleri işlendi. Ayrıca PKK içinde de muhalif olabilecek kişiler ya öldürülerek ya da kuşatılarak etkisiz hale getirildi.

Hikmet Fidan’ın öldürülmesi, Kürtleri Türkiyelileştirme siyasetinin bir uzantısıdır

Hikmet Fidan’ın öldürülmesi olayı bir kişinin öldürülmesi olayı veya PKK’nin bir muhalifi ortadan kaldırması olayı değildi. Öcalan 2004 yılından sonra amacı “Türkiyelilişmek ve Cumhuriyeti demokratikleşmek” olan bir stratejiye göre Kuzey Kürdistan’daki kurumları yeniden yapılandırmak istiyordu.  Fidan buna karşı çıkacak Kürdistani bir çizgiye ve şahsiyetlere mesaj vermek için öldürüldü. Yani eleştiren herkes düşman muamelesi görecekti.

Yani Fidan cinayeti PKK’nin Kuzey Kurumlarını vatansever çizgiden uzaklaştırma stratejisinin bir parçasıydı. Bunun için de en üst düzeyde planlandı.

Cinayet emri Murat Karayılan’dan…

Mesele strateji olunca PKK’nin önemli adamları devreye girdi. Kani Yılmaz, Şapur  Bodişava ( Sipan Rojhelat)k, Kemale Sor ve Hikmet Fidan cinayetlerinin tümü PKK yönetiminin üst düzey isimlerinin ortak kararıydı. PKK’nin 2003-2004 yıllarında yaşadığı iç sıkışmada Öcalan Murat Karayılan’a inisiyatif vermişti. Karayılan PKK’de ilk kez Cemil Bayık’ın önüne geçmiş olmanın da verdiği heyecanla bu katliamları yapmak için PKK yönetiminden özel bir ekip görevlendirdi.

Murat Karayılan PKK’nin Özel Kuvvet üyesi olan Serkan Şitilay’ı ( Deniz Ulaş) içerdeki infazlar görevlendirdi. Bahoz Erdal Hakkarili bir milis aracılığı ile Hikmet Fidan’ı vuracak tabancayı Deniz’e göndermişti. Yani Hikmet  Fidan PKK’nin bu özel üçlüsünün kararı ile öldürüldü. Elbette ki Hakan Fidan cinayeti ayrıca PKK sisteminin kadrolarını nasıl tetikçi haline getirdiğini göstermek açısından da önemlidir. Kürdistan’ı kurmak için yola çıkan PKK gerillaları zaman içinde PKK’nin müridi olup Kürt katili oldular.

Hikmet Fidan kimdir?

Hikmet Fidan Mardin Ömerli ilçesine bağlı Merska köyünde doğdu. 1970’lerde öğrenimini tamamlayarak öğretmenlik yaptı. Kendi köyünde öğretmenken 1976’da PKK ile ilişkilendi. Abdullah Öcalan dahil PKK kurucuları Mazlum Doğan ve Hayri Durmuş ile arkadaşlık yaptı. PKK’nin Mardin’de yayılmasında etkili olan isimlerden biriydi. 12 Eylül askeri darbesinden sonra tutuklandı. Yapılan ağır işkencelerle tarihe geçen Diyarbakır Cezaevinde kaldı. 10 yıl PKK davasından tutuklu kaldı. 1991 yılında cezaevinden çıktı. Fakat PKK tarafından öldürüldüğünde bu hala PKK davasından 36 hapis istenen davası hala devam ediyordu.

Cezaevinden çıktıktan Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de yürütülen PKK’nin siyasi çalışmalarında aktif yer aldı. Kuzey Kürdistan’da kurulan DEP, HADEP gibi partilerde çalıştı. HADEP’in genel başkan yardımcılığını yaptı. Ve 1995’de yine yürüttüğü siyasi çalışmalardan dolayı Ankara Maltepe cezaevinde kısa bir tutukluluk yaşadı. Yılmadı. Kürt ve Kürdistan mücadelesine her yönüyle destek verdi.

1995, 1999 ve 2002 yıllarında Kürt partilerinin listesinden parlamento seçimlerine katıldı. Kaldığı yerde hem Kürdistan’da önemli bir yer tutan Mardinlilerin hem de Kuzey Kürtlerinin desteğini aldı.

2005 yılının şubat ayında, İzmir’deki kaya prestij otelde DTP’nin kuruluş hazırlıklarının yapıldığı toplantıda; ‘demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü mücadelesi verecek olan ama bunu iç yapısında tanımayan ve gerçekleştirmeyen bir hareketin başarılı olabileceğine inanmıyorum” diyerek Kuzey Kürdistan siyasetinin PKK güdümünden çıkmasını ve kendi kararlarını almasını istediğini açık açık beyan etti.

Mustafa Karasu daha sonra “Kürt halkı kimin cenazesine sahip çıkacağını bilir. Hainlere sahip çıkılmaz. Kimseyi tepki vermeye zorlayamayız” şeklinde açıklama yaparak Hikmet Fidan’ı hain ilan etti.

Öcalan’ın hocam dediği Yalçın Küçük ise: “Hikmet Fidan meselesi bir federalizm meselesidir. Barzani de birleşmenin bir parçasıdır” diyerek Türk devleti adına Hikmet Fidan cinayetini onayladı.