Cemil Bayık İmralı’ya Gitti: PKK’de Yeni Dönem ve Dengeler

PKK yöneticilerinden Cemil Bayık’ın İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan ile görüştüğü bildirildi. Darka Mazi’nin güvenlik kaynaklarına dayandırdığı ve YNK kaynaklarınca da teyit edilen bilgilere göre, KCK Eş Başkanı ve PKK’nin kurucu üyelerinden Cemil Bayık, Ağustos ayının ilk haftasında Süleymaniye Havalimanı’ndan kalkan bir uçakla Türkiye’ye geçti. Yanındaki iki kişiyle birlikte İmralı’da iki gün kalan Bayık’ın bu ziyaretiyle, birkaç isim dışında örgütün tüm üst düzey kadrosu Öcalan ile temas kurmuş oldu.
İmralı’daki Trafiğin Kronolojisi
Elimizdeki bilgilere göre Abdullah Öcalan, 27 Şubat’taki fesih çağrısının ardından PKK yöneticileriyle iki kez görüntülü görüşme gerçekleştirdi. Bunun yanı sıra üst düzey kadroların adaya gidiş trafiği de hız kazandı:
Haziran 2025: Sabri Ok ve Bese Hozat İmralı’ya gitti.
Şubat 2025: Duran Kalkan, Helin Türk, Raperin Dersim ve Bişar Qoser iki gün boyunca Öcalan’ın yanında kaldı. Bu ziyaretin ardından Mazlum Abdi ve İlham Ahmet de İmralı’da temaslarda bulundu.
Temmuz 2026: Duran Kalkan, yanındaki iki kadın ve iki erkek yöneticiyle birlikte ikinci kez İmralı’ya gitti.
Diğer İsimlerin Durumu: Mustafa Karasu’nun Rojava üzerinden gittiği iddia edilse de bu bilgi henüz teyit edilemedi. Ancak Karasu’nun kalp ve vertigo rahatsızlıkları nedeniyle uçağa binemediği, sağlık sorunları çözüldüğünde gideceği belirtiliyor. Murat Karayılan için ise devletin “kamuoyuna yansırsa sorun olur” gerekçesiyle şimdilik veto koyduğu; Öcalan’ın da “Benim çizgimin dışına çıkamaz” diyerek Karayılan’ı çağırmadığı ifade ediliyor.
Öte yandan PKK/PAJK bünyesindeki kadın yöneticiler arasında İmralı’ya gidiş konusunda ciddi bir rekabet yaşandığı ve Helin Türk’ün öne çıkarılmasına tepki gösterildiği de gelen bilgiler arasında.
Bayık’ın Ziyareti Neden Kritik?
Cemil Bayık’ın gidişi, süreç açısından kırılma noktası niteliğinde. Bayık, Aralık 2025’te İmralı’ya gitmeyi reddetmiş ve sağlık sorunlarını gerekçe göstererek çalışma dışı kalmayı seçmişti. Öcalan’ın “Yanıma gelsin, burada tedavi olsun” çağrısını ise sert bir tutumla geri çevirmişti. Bayık “Başkan çıldırmış” diyerek hastalık gerekçesi ile çalışmalardan tümden çekilmişti.
Ancak Öcalan’ın Temmuz ayında Duran Kalkan üzerinden ilettiği ültimatom ve Türk devletinin Bayık’ın süreç dışı kalmasından duyduğu rahatsızlık dengeleri değiştirdi. PKK içinde Öcalan’a rağmen alternatif bir hat kurabilecek tek isim olan, özellikle İran ile ilişkileriyle bilinen Bayık’ın İmralı’ya gitmesi, Öcalan’ın örgüt üzerindeki otoritesini tam anlamıyla pekiştirmesi anlamına geliyor. Bayık’ın, reddetmesi durumunda fiziki olarak tasfiye edileceğini öngörerek bu ziyareti kabul ettiği değerlendiriliyor.
Devletin Stratejisi ve Önümüzdeki Dönem
Feshedilen PKK’nin yöneticileriyle yapılan bu görüşmeler ne devlet ne de örgüt tarafından resmi olarak üstlenildi. Türk tarafı sürecin gizliliği konusunda ısrarcıyken, PKK tarafı kendi tabanını konsolide etmek amacıyla bilgileri basına sızdırıyor.
PKK yöneticilerinin İmralı’ya kademeli ve parça parça taşınması, Türk devletinin kamuoyuna yönelik kullandığı “Sadece 800 kişi çıkan yasadan yararlanacak, üst düzey isimler gelemeyecek” yönündeki söyleminin yalnızca bir propagandadan ibaret olduğunu gözler önüne seriyor. Nitekim örgütün önde gelen isimlerinden Mustafa Karasu da 2 Eylül 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, “Türkiye’ye gitmek ve demokratik siyaset yapmak istiyoruz” diyerek bu yönelimi açıkça teyit etmişti.
Bu tablo, Ankara’nın ilk aşamada örgütün temel savaşçı gücünü tamamen diskalifiye etmeyi, üst düzey yöneticilerin etrafında ise son derece sınırlı ve kontrol edilebilir bir kitle bırakmayı hedeflediğini gösteriyor. Kulislerde tartışılan ana konulardan biri de tam olarak bu: Başta İran olmak üzere Ortadoğu genelinde gelişecek yeni bölgesel dengelere göre, geriye kalan bu yöneticilerin ve örgütsel yapının nihai durumunun netleşeceği belirtiliyor.
Devletin yöneticileri sırayla İmralı’ya götürme taktiği, önümüzdeki dönemde Öcalan’ın PKK yöneticilerini tamamen kendi kontrolü altında tutma amacıyla da tam bir uyum sergiliyor. Nitekim örgüt içindeki kaynaklar, hem İmralı heyetlerinin hem de feshedilen PKK’nin temel kadrolarının önümüzdeki süreçte İmralı ziyaretlerini daha da artıracağını dile getiriyor.




