Bir devrin sonu: İskoçya, Galler ve İrlanda’dan tarihi ayrılık adımı

Bir devrin sonu: İskoçya, Galler ve İrlanda'dan tarihi ayrılık adımı

İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda liderleri, Birleşik Krallık’tan bağımsızlık ve kendi kaderini tayin hakkını savunan ortak deklarasyon ve mutabakat muhtırası imzaladı. Muhtırada, “Westminster’ın dönemi sona eriyor” denildi.

 Galler Bölgesel Başbakanı Rhun ap Iorwerth, İskoçya Bölgesel Başbakanı John Swinney, Kuzey İrlanda Bölgesel Başbakanı Michelle O’Neill ve Kuzey İrlanda’da İngiltere’nin egemenliğine karşı çıkan Sinn Fein Partisi Genel Başkanı Mary Lou McDonald, Galler’in başkenti Cardiff’te bir araya geldi.

Görüşmede kendi bölgelerinin kendi kaderini tayin etme hakkını vurgulayan ortak bir deklarasyon ile tarafların iş birliğini güçlendirmeyi öngören bir “mutabakat muhtırası” imzalandı. Mutabakat; ekonomi, enerji, Avrupa, uluslararası iş birliği ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere dört temel alanı kapsıyor.

Muhtırada şu husular dile getirildi: 

“İskoçya, Galler ve İrlanda’nın kendine özgü tarihleri, kimlikleri ve siyasi gelenekleri bulunmaktadır. Uluslarımızın her biri, halklarının iradesi doğrultusunda ve demokratik yollarla kendi geleceğini belirleme hakkına sahiptir. Bugün Plaid Cymru, İskoç Ulusal Partisi (SNP) ve Sinn Féin olarak, halklarımızın ortak çıkarları doğrultusunda yapıcı biçimde birlikte çalışma kararlılığımızı yeniden teyit etmek üzere bir araya geliyoruz. Temsil ettiğimiz ulusların ve toplulukların daha büyük bir vizyonu, daha fazla ekonomik fırsatı ve kendi geleceklerini belirlemede daha güçlü bir söz hakkını hak ettiğine inanıyoruz.

Bu adalar genelindeki siyasi manzara değişiyor. İlk kez, bu adalar genelinde İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’da, Birleşik Krallık’tan bağımsızlığı savunan Birinci Bakanlara sahibiz. Bu adalarda yaşayanlar ve dünyanın dört bir yanından bizi izleyenler için bundan daha açık bir işaret olamaz: Westminster’ın dönemi sona eriyor. Biz daha iyi bir yol olduğuna inanıyoruz. Eşitler olarak birlikte çalışan, fikir ve uzmanlık paylaşan, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde ilişkiler kuran uluslar. Hareketlerimizin arkasındaki ivme güçleniyor. Anayasal değişimin geleceğine inanıyoruz.

Bu nedenle partilerimiz arasındaki işbirliğini güçlendirme ve birlikte çalışmanın somut bir fark yaratabileceği pratik alanları belirleme taahhüdünde bulunuyoruz. Bunlar arasında şunlar yer almaktadır:

“BREXIT EKONOMİLERİMİZE ZARAR VERDİ”

Daha güçlü ve daha adil bir ekonomi: Üretken ve refah düzeyi yüksek ekonomiler inşa etmek, nitelikli istihdam yaratmak, eşitsizlikle mücadele etmek ve refah ile fırsatların toplumlarımız arasında daha adil biçimde paylaşılmasını sağlamak konusunda fikir ve deneyimlerimizi paylaşacağız. Whitehall’ın başarısız ekonomik modelini reddediyoruz. Bunun yerine sosyal adaleti sağlayan ve uluslarımızdaki eşitsizliği azaltan ekonomiler inşa edeceğiz.

Kendi enerji kaynaklarımızı geliştirmek: Özellikle geniş yenilenebilir enerji kaynaklarımızı geliştirerek aileler ve işletmeler için enerji faturalarını düşürmek istiyoruz. Uluslarımızın enerji kaynaklarından elde edilen zenginlik, halklarımızın ihtiyaçlarına hizmet etmelidir.

Avrupa ve uluslararası işbirliği: Brexit ekonomilerimize zarar verdi ve halklarımızın fırsatlarını sınırladı. Avrupa bizim ortak yuvamızdır ve uluslarımızın geleceğinin Avrupa Birliği’nde olduğuna inanıyoruz.

“WESTMINSTER HÜKÜMETİNİN DEMOKRASİNİN ÖNÜNE GEÇME HAKKI YOK”

Ticaret, yatırım, kültür ve işbirliği alanlarında daha büyük fırsatlar yaratmak amacıyla Avrupa ile olan ilişkilerimizi yeniden kurmak ve güçlendirmek için birlikte çalışmak istiyoruz. Uluslarımızın kendi kaderini tayin etme hakkı vardır. Hiçbir Westminster hükümeti demokrasinin önüne geçme veya halklarımızın kendi geleceklerine kendilerinin karar vermesi ilkesini zayıflatma hakkına sahip değildir. Partilerimizin anayasal konularda farklı tutumlara sahip olduğunu ve her ulusun kendi geleceğini kendi yöntemiyle ve kendi zamanlaması doğrultusunda belirleyeceğini kabul ediyoruz.”