darka mazi

darka mazi

PSK PM sonuç bildirgesi: Kuşatma çemberini ulusal ittifakla kırabiliriz

PSK PM sonuç bildirgesi: Kuşatma çemberini ulusal ittifakla kırabiliriz

Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Parti Meclisi (PM), 2 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirdiği toplantının ardından hazırladığı sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaştı. Ortadoğu, Türkiye ve Kürdistan eksenindeki siyasi gelişmeleri mercek altına alan bildirgede, Kürt halkına yönelik artan saldırılara dikkat çekilerek “ulusal birlik ve ittifak” çağrısı yapıldı. Bildirgede, Ortadoğu’daki gelişmelerin Kürt halkının kazanımlarını hedef aldığı belirtildi. Özellikle Kürdistan Bölgesi’ne yönelik İran ve Irak merkezli silahlı güçler tarafından sistematik saldırılar düzenlendiği belirtildi. PSK, bu tehditlerle baş edebilmek için Kürdistan Bölgesi’ndeki siyasi partilere tarihi bir sorumluluk yükleyerek şu çağrıda bulundu: “İki yıldır kurulamayan Kürdistan hükümeti bir an önce uzlaşıyla kurulmalıdır. Ortak ve kapsayıcı bir hükümet, hem Bağdat karşısında Kürtlerin elini güçlendirecek hem de iç istikrarı sağlayacaktır. Kuşatma ancak güç birliği ile kırılabilir.” Bölgesel baskılar ve idamlar eleştirildi İran ve Suriye’deki gelişmelere de değinilen metinde, Şam yönetiminin Kürt kimliğini tasfiye etme planları yaptığı, İran rejiminin ise sivil Kürt halkına yönelik saldırılarını ve idam uygulamalarını aralıksız sürdürdüğü ifade edildi. Türkiye’nin Kürt politikasına yönelik sert eleştirilerin yer aldığı bildirgede, yaklaşık bir buçuk yıldır kamuoyunun gündeminde olan “süreç” tartışmalarında demokrasi ve Kürt sorununun çözümü adına somut bir adım atılmadığı belirtildi. İktidarın bu süreci “entegrasyon aracı” olarak kullandığı savunulurken, Abdullah Öcalan’ın tutumunun da bu politikalara destek sunduğu ifade edildi. Türkiye’nin genel durumuna ilişkin yapılan değerlendirmede şu ifadeler yer aldı: “Kürt meselesindeki çözümsüzlük, Türkiye’de hukuksuzluğu, keyfi yönetimi ve ekonomik krizi derinleştirmiştir. Toplumun yarısından fazlası açlık sınırının altında yaşarken, kadın cinayetleri ve hak ihlalleri tırmanmaktadır. Mevcut anayasa ve AİHM kararları dahi askıya alınmış durumdadır.” PSK, Kürt meselesinin adil çözümü için federal bir sistemin inşasını tek yol olarak gösterdi. Bildirgede çözüm için şu somut adımlar sıralandı: *   İnkar ve şiddet politikalarına son verilmesi *   Siyasi tutukluların serbest bırakılması ve sürgündekilerin dönüşü için yasal düzenleme yapılması *   Kürt partileri üzerindeki baskıların ve kapatma davalarının düşürülmesi *   Kürt halkının varlığını tanıyan federal bir yapının kurulması Bildirgenin sonunda, 14 Mart 2026’da Diyarbakır’da başlatılan “ulusal ittifak” çalışmalarına tam destek verildiği açıklandı. PSK, Kürdistan’ın dört parçasındaki siyasi aktörleri, bölgesel ve küresel saldırılara karşı ulusal diyalog ve ortak mücadele zemininde birleşmeye çağırdı.

Irak’ta silahsızlanma süreci: Hangi gruplar silah bırakıyor, hangileri karşı çıkıyor?

Irak'ta silahsızlanma süreci: Hangi gruplar silah bırakıyor, hangileri karşı çıkıyor?

Irak hükümetinin silahları devlet tekelinde toplama girişimi ve Şii lider Mukteda es-Sadr’ın çağrıları, ülkedeki Şii milis güçleri arasında derin bir ayrılığa neden oldu. Seyyidüşşüheda ve Nuceba gibi gruplar “İşgalci varken silah bırakmayız” derken, İmam Ali Tugayları ve Asaib Ehlilhak gibi bazı yapılar ise devlete entegre olma ve silah teslimi yönünde adımlar atıyor. Yeni Irak hükümeti, “İstikrarlı bir devlet ve üretken bir ekonomi” vizyonuyla hazırladığı dört yıllık çalışma programının ilk sırasına “silahların devletin elinde toplanmasını” koydu. Hükümet bu adımı hukukun üstünlüğü ve ulusal güvenlik için şart koşarken, Heşdi Şabi çatısı altındaki gruplardan farklı sesler yükselmeye devam ediyor. “Hükümetin işgalciyi çıkaracak ve ülkeyi koruyacak gücü yok” Rûdaw’a konuşan Seyyidüşşüheda Tugayları Sözcüsü Kazım Fertusi, hükümetin girişimini reddettiklerini belirterek, “Biz silahlarımızı teslim etmeyeceğiz ve hükümetin bu çalışmalarının dışında kalacağız” dedi. Fertusi, gerekçelerini ise şu sözlerle açıkladı: “İşgalci güçler hala topraklarımızda. Hükümetimizin onları ülkeden çıkarma kapasitesi olmadığı gibi, hava sahasını koruyacak bir radarı veya hava savunma sistemi de yok. Bu şartlar altında kendi kendimizi korumak zorundayız.” Aynı şekilde Nuceba Hareketi Siyasi Büro Üyesi Firas Yasir de yaşananları “medya propagandası” olarak nitelendirdi. ABD’nin Heşdi Şabi’yi dağıtmak için siyasi liderlere baskı yaptığını iddia eden Yasir, “Silah bırakma konusu Irak İslami Direnişi tarafından kesin bir dille reddedilmektedir. Zaten Haşdi Şabi şu an resmi olarak Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığı’na bağlıdır” ifadelerini kullandı. Irak Hizbullahı ve Ashab-ı Kehf cephesi: Merceiyetten resmi yazı şart Irak Hizbullah Tugayları ve Ashab-ı Kehf grupları da silah bırakmaya karşı çıkan cephede yer alıyor. Hizbullah Tugayları Güvenlik Sorumlusu Ebu Mücahid Assaf, X (Twitter) hesabından yaptığı açıklamada, silah bırakan tarafların boşluğunu kendilerinin dolduracağını belirterek sürece ironik bir tepki gösterdi. Assaf, “Silahını teslim etmek isteyenlerin silah sayımını yapmaya hazırız. Hatta devletin kullanamayacağı İHA, füze ve tanksavar gibi özel silahları parası mukabilinde satın alabiliriz” dedi. Irak’taki ‘İslami Direniş’ ağının kurucularından Ashab-ı Kehf grubu ise 2 Haziran’da yayımladığı bildiride topu Şii dini otoriteye (Merceiyet) attı. Grup, “Bizden direnişi bırakmamızı isteyen her kimse, bize Merceiyet’in resmi yazısını getirmek zorundadır” diyerek Necef’in onayını şart koştu. Sadr’ın çağrısına uyanlar: Kimler teslim kararı aldı? Geçtiğimiz ayın 26’sında Şii lider Mukteda es-Sadr’ın sürpriz bir çıkışla askeri kanadı Saraya es-Selam’ı Sadr Akımı’ndan ayırdığını duyurması ve Heşdi Şabi gruplarına “silahlarınızı devlete teslim edin” çağrısı yapması bazı gruplarda karşılık buldu. Bu çağrıların ardından İmam Ali Tugayları Genel Sekreterliği bir bildiri yayımlayarak Heşdi Şabi Kurulu ile örgütsel bağlarını kopardığını açıkladı. Bildiride bu kararın, “ulusal sorumluluk ve Koordinasyon Çerçevesi’nin devletleşme iradesi” ile uyumlu olduğu vurgulandı. Benzer bir adım da Asaib Ehlilhak Hareketi’nden geldi. Hareket, Merceiyet’in talepleri doğrultusunda Heşdi Şabi Kurulu içindeki askeri unsurlarıyla bağını koparmak ve silah teslim sürecini yönetmek üzere özel bir komite kurulduğunu duyurdu.  

“Kurd Milli platformu” ve tutumlar!

“Kurd Milli platformu” ve tutumlar!

Kurd milli hareketi çok hassas bir dönemden geçiyor. Kurd ve Kurdistan’a dayatılan 50 yıllık Apo-PKK pratiği, Kurd milli damarını ciddi şekilde tahribata uğrattı. Tasfiye etti ve bütün milli dinamikleri harcadı. Kurd millet balansı ciddi bir şekilde tahrip edildi ve milli…

Erbil’de Komela karargahlarına füze saldırısı

Erbil'de Komela karargahlarına füze saldırısı

Erbil’e bağlı Soran Bağımsız İdaresi sınırları içerisinde yer alan Alane Vadisi’ndeki Kürdistan Emekçiler Topluluğu (Komela) karargahlarına iki füzeyle saldırı düzenlendi. Medya’ya konuşan Komela Liderlik Konseyi Üyesi Emced Hüseyin Penahi, “Bu gece saat 23.00 sıralarında Alane Vadisi’ndeki karargahlarımıza iki füzeyle saldırı gerçekleştirildi” dedi. Saldırının arkasında Tahran yönetiminin olduğunuaçıklayanPenahi, “Bu saldırı, İran İslam Cumhuriyeti’nin Komela üslerine yönelik devam eden saldırıları çerçevesinde gerçekleştirilmiştir” ifadelerini kullandı. Penahi, saldırıda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını, sadece maddi hasarın meydana geldiğini sözlerine ekledi. İran’ın Kürdistan Bölgesi’ndeki Kürt partilerine yönelik son dönemdeki saldırılarına da değinen Emced Hüseyin Penahi, “İran İslam Cumhuriyeti, ABD ve İsrail ile olan çatışmalarının başlangıcından bu yana örgütümüzün üs ve karargahlarını 82’den fazla füze ve silahlı insansız hava aracı (SİHA) ile hedef almıştır” diye konuştu. Saldırıya ilişkin İran’dan şu ana kadar resmi bir açıklama yapılmadı.  

Tasfiye ve İhanet Süreci

Tasfiye ve İhanet Süreci

Türkiye Cumhuriyeti, yaklaşık bir asırdır sürdürdüğü inkâr, imha, asimilasyon ve Türkiyelileştirme politikalarını temelden terk etmiş değildir. Son 30 yılı aşkın süredir bu politikalar, “kabul ve birlikte yaşama”, “gönüllü ittifak-ortaklık” gibi yumuşak bir retoriğe bürünmüş görünse de, esasında daha sofistike siyasal,…

İran basını: Müzakereler askıya alındı

İran basını: Müzakereler askıya alındı

İran basını, Tahran yönetiminin, Lübnan’a yapılan saldırıların ardından ABD ile müzakereleri askıya aldığını duyurdu. İran merkezli Tasnim Haber Ajansı’nda, Tahran yönetiminin, Lübnan’a yapılan saldırıların ardından ABD ile müzakereleri askıya aldığı duyuruldu. Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın “saldırgan eylemlerine” karşılık olarak Hürmüz Boğazı’nda bulunan Keşm Adası ve Goruk bölgesindeki füze rampalarının hedef alındığını duyurdu. İran yönetimi ise saldırılara kısa sürede karşılık verdi. İran ordusu, Kuveyt’te bulunan ABD üslerine füze ve insansız hava araçlarıyla saldırı düzenledi. Kuveyt makamları, hava savunma sistemlerinin saldırılara müdahale ettiğini açıklarken ülke genelinde sirenlerin devreye girdiği bildirildi. Netanyahu’dan saldırı talimatı vermişti İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu sabah saatlerinde İsrail ordusuna Lübnan’ın başkenti Beyrut’un Dahiye bölgesine hava saldırıları düzenleme talimatı vermişti. “Lübnan ateşkesi olmadan anlaşma olmaz” İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de aynı gün İsrail’in son günlerde artan saldırılarına atıf yaparak, Lübnan’daki ateşkesin savaşı sona erdirmek için ABD ile yapılacak herhangi bir anlaşmanın ayrılmaz parçası olduğunu açıklamıştı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, şu ifadeleri kullandı: “Lübnan’daki ateşkes, savaşı sonlandıracak nihai bir anlaşmasının ayrılmaz bir parçasıdır. Lübnan’da olanların başat aktörü ABD’dir. Siyonist rejim, görünürdeki ateşkese rağmen Lübnan’da ve işgal altındaki Filistin topraklarında en ağır ve en vahşi suçları işlemeye devam ediyor.” ABD ile yürütülen müzakere sürecine ilişkin ise Bekayi, müzakere ve diyalogun taraflar arasında güven olduğu anlamına gelmediğini, ABD ile görüşmelerin şüphe ve güvensizlik ortamında başladığını vurguladı. ABD’nin çelişkili açıklamaları ve medya üzerinden verdiği mesajların müzakere sürecini uzattığını belirten Bekayi, mevcut aşamada nükleer konuların gündemde olmadığını öne sürdü. Bekayi, konuyla ilgili adım atmaları gerektiğinde ne yapacaklarını iyi bildiklerini söyledi. Dahiye bölgesinde yeniden zorunlu göç başladı Netanyahu’nun, orduya Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine hava saldırıları düzenleme talimatı vermesinin ardından bölge sakinleri evlerini terk etmeye başladı. Yüz binlerce kişinin yaşadığı Dahiye’nin ana çıkış noktalarında yoğun araç trafiği oluşurken, çok sayıda aile başkentte nispeten daha güvenli olduğu düşünülen bölgelere yöneldi.  

Irak’ta Kürt ayrımcılığı: Irak hükümeti Kürt çiftçilerin ürünlerine üçte iki daha az ücret ödüyor

Irak’ta Kürt ayrımcılığı: Irak hükümeti Kürt çiftçilerin ürünlerine üçte iki daha az ücret ödeniyor

Hasat sezonunun başlaması ve silolardan buğday alımıyla birlikte, Kerkük’teki  Kürt çiftçiler, federal hükümetin uyguladığı ayrımcılık ve engellerden duydukları derin endişeyi dile getiriyorlar. Çiftçiler, Irak devletinin ayrıcım politikaları ve siyasi kararlar nedeniyle her yıl büyük mali kayıplar yaşadıklarını söylüyorlar. Irak hükümeti…

Hengaw uyarmıştı: İran iki Kürt mahkumu idam etti

Hengaw uyarmıştı: İran iki Kürt mahkumu idam etti

İran Yargı Erki’ne bağlı Mizan Haber Ajansı’nın haberine göre, Mehrdad Muhammedniya ve Eşkan Maliki hakkında verilen idam cezaları bugün sabah saatlerinde yerine getirildi. Mizan, iki kişinin “son protestolar” sırasında Tahran eyaletindeki şiddet olaylarına öncülük etmek, kamu mallarına zarar vermek ve…