Rojava’da PKK’nin kurduğu ekonomik-mali sistem ve sonuç olarak gelinen nokta

Rojava Kürdistan’ında son dönemde artan yoksulluk ve akaryakıt ile elektriğe yapılan zamlar halkta büyük tepkiye yol açıyor. Rojava’da elektrik kesintileri, hizmet eksikliği, sağlık, alt yapı sisteminin yokluğu, artan fiyatlar ve işsizlik büyük bir kaosa dönüşüyor. Son günlerde artan halk eylemleri geçmiş 15 yıllık süreçte yaşanan politikaları gözden geçirmeyi gerekli kılıyor. Rojava Özerk yönetimi bu durumu “yaşanan çatışmalar” nedeni ile olduğunu belirtiyor.
Belki Efrin için, Sere Kaniye ve Gire Spi gibi yerler için bu söylene bilir. Fakat Kamişlo, Tirbesiye, Haseki, Derik, Amude gibi şehirler 2012 yılındaki El Nusra saldırıları dışında direk bir silahlı çatışmanın etkisinde değillerdi. Yine elde edilen tüm gelirlerin savaşa gittiği iddiası da var. Bu da genel durumu izah etmiyor. Çünkü 2014 yılından sonra çatışmalar ve HSD giderleri de Rojava bütçesi tarafından karşılanmadı. 2014 yılından sonra HSD’nin tüm giderlerini Amerika ve Fransa olmak üzere Koalisyon güçleri karşıladı. HSD’nin maaşları, teçhizat ve lojistik ihtiyaçları da bu güçler tarafından karşılanıyordu. Hatta HSD bünyesinde yaralananların masrafları, Avrupa’da yapılan tedaviler içinde Rojava yönetimi değil yine bu güçler devredeydi. Bu nedenle çatışmaları neden olarak göstermek durum reel gerçeği izah etmekte çok yetersiz.
Kaldı ki Rojava’da 2026 yılına değin sınır kapıları, silah ticareti, petrol kuyuları ve vergilendirmelerle büyük bir gelir vardı. Ayrıca birçok kurum da Rojava’ya tıbbi, sosyal, lojistik birçok destek verdi. Yine PKK’nin Avrupa’daki kurumu olan Heyva Sor gibi kurumlar Rojava için birçok kez büyük yardım kampanyaları yaptı. Yine Avrupa’daki PKK örgütü her yıl bir kez tüm halktan Rojava’ya destek sloganı ile kampanyalar düzenliyordu. Bu kampanyalarda milyonlarca Euro tutarında gelir vardı. Ayrıca 2012 yılından 2024 yılına değin Esad rejimi Rojava’daki memur ve öğretmenlerin maaşları dahil fırınlara un verme ve temun denen erzak dağıtma işlerini aksatmadan yaptı. Yani Rojava’nın giderleri hep başka güçler tarafından üstlenildi ve gelir ise Rojava yönetimine kaldı. Şimdi ise doğal olarak “Bu gelir nereye gitti, şu an var olan birikim nerede? Gibi sorular gündemde.
Rojava’da son günlerde yapılan eylemlerde bir taksi şoförünün “Bizi İsveç yapacaktınız, kantonlar bizi dünyanın en özgür ve en refah yeri yapacaktı, ama sizin zihniyetiniz bizi Somali yaptı” biçimindeki sözleri aslında bir gerçeği ifade ediyor. Rojava’da kantonlar, demokratik özerklik, devlet olmayan sistem, komünal sistem gibi ideolojik söylemlerin halkı eskisine göre daha fazla fakirleştirdiğini söylemek mümkün. Peki neden böyle oldu?
PKK’nin Rojava üzerindeki mali sömürüsü ve birikim gaspı…
Rojava Özerk yönetimi pratiği özünde Rojava halkının ve öz bir sistemi olmaktan çok PKK’nin kendi gerçekleştirdiği bir pratiktir. Bu nedenle pratik sonuçları Rojava Özerk yönetimi ile değil kendini fesheden PKK ve Abdullah Öcalan ile izah etmek gerçeği anlamamıza daha çok yardım eder.
PKK 1980’lerden beri kendisini propaganda ve bulunduğu her yerde vergi, haraca dayalı ekonomik sistemle var etmiştir. Yani dışarda sloganlar ve ideolojik söylemler varken alttan alta bir ekonomik sistem kurmuştur.
Rojava’da da aynı şey geçerli oldu. PKK 2012 yılında şehirler ele geçirildikten sonra kendi maliye komitesinin üyelerini Rojava’ya sevk etti. Bu maliye komitesi Rojava gelirlerini tümden kontrol etti. Özerk yönetim dediğimiz ve vitrinde yer alan Mazlum Abdi gibi isimler bile ancak bu maliye komitesinin verdiği fonu harcaya bileyen konumdaydı.
Komite başlıca olarak petrol gelirleri, sınır kapılarının gelirleri ve ayrıca İŞİD ve El Nursa bölgelerine giden mallardan daha gümrük alıyordu. Ayrıca bu komite silah kaçakçılığı, para aklama vb tüm işlerini de Rojava’da yürüttü. Yine HSD’ye sağlanan fonlar ve yardımlarından da önemli bir bölümü da bu mali komiteye gidiyordu. Yani aslında Rojava’nın gelirleri PKK’nin kasasına gitti.
Tabi bir de yardımlar vardı.
Heyva Sor’un yardımlarına ne oldu?
Heyva Sor ise 2012’den 2026 yılına değin bir çok yardım kampanyası yaptı.
2012 , Aralık – Rojava için Acil Yardım Kampanyası
2013 – Efrîn ve Kobanê Yardım Kampanyası
2014 – Kobanê Direnişi ve Seferberlik Kampanyası
2015 – Kobanê Yeniden İnşa ve Mülteci Yardımları
2016–2018 – Sağlık ve Mülteci Destek Kampanyaları
2019 –Türkiye’nin Rojava’ya yaptığı “Zeytin Dalı” operasyonu Sonrası Acil Yardım Kampanyası
2020 – Covid-19 ve Solunum Cihazı Kampanyası
2023 – Deprem Sonrası Rojava ve Kürdistan Yardımları
2026 – Rojava İçin Genel Seferberlik Kampanyası
Bu kampanyalarda toplanan yardımların miktarı hiçbir zaman şeffaf biçimde halka sunulmadı. Zaman zaman Avrupa’da kurumların verdiği, ilaçlar, giyim, çocuklara oyuncak, ikinci el eşyalar vb şeyler halka ulaştı. Heyva Sor Rojava yardımları, PKK’nin kara para aklama ve para transferinde kullandığı bir aracı kurum oldu.
Ve halada bu yardımlar sadece göstermelik medya propagandasında kullanılıyor.
İşin gerçeği Efrin başta olmak üzere Rojava’ya yardım yapan ve yardımları bire bir ailelere ulaştıran tek kurum ise Barzani Yardım Vakfıydı. PKK ve medyası da , kendisi halka yardım etmediği gibi Barzani Yardım Vakfının yardımlarını da sürekli karaladı.
Bu gün başta Efrin olmak üzere, Sere Kaniye, Gire Spi, Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da halk büyük bir yıkım ile karşı karşıya. Ve PKK Rojava’nın mali kaynakları ve yardımlarından milyonlarca dolarlık bir gelir elde ettiği halde bu halka kendi kasasından tek bir kuruş bile yardım etmiş değil. Yani PKK için Rojava sadece önemli bir propaganda, kadro yerleştirme, silah temini gibi hizmetler için değil ekonomik-mali bir kasa rolü gördü.
Bu gün yaşanan yıkımda işte PKK’nin bu politikasının büyük rolü vardı.
Durum buyken Rojava’da “tüm dünyaya örnek bir paradigma ve sistem kurulduğu” iddia edildi.
Abdullah Öcalan’ın “dünyayı kurtaracak” politikası
Rojava ayrıca PKK için bir de ideolojik ve politik bir propaganda aracı oldu. “Demokratik, Ekolojik, Cinsiyet özgürlükçü” paradigması Rojava’da sözde hayat buluyor ve Ortadoğu için örnek bir devlet olmayan sistem inşa ediliyordu.
Amerikalı anarşist Muray Bookchin’in “”Demokratik Konfederalizm” söylemlerini Rojava’nın yıllarca yoksul bırakılmış, kimliği olmayan, Kürt olduğu için katliamlardan geçen Rojava halkının omuzlarına bir taş gibi bıraktılar. Şimdi Rojava yönetimi bu kez Öcalan’ın “Komünalist Sosyalizmini” kurduğunu iddia ediyor.
Öcalan’ın paradigması büyük bir propaganda ile şişirilmesine ve tüm sorunların çözüm ilacı gösterilmesine rağmen aslında reel ekonomik, politik ve toplumsal sistemde hiçbir karşılığının olmadığı ve kendisinin sorunlara yol açtığı görülüyor.
Yönetim’in gelirleri halka yüklendi…
Rojava’da hala Özerk Yönetim olarak bilinen yönetim sistemi görünen ve görünmeyen yönleri ile devam ediyor. Yüzlerce kadro ve kurum hala çalışıyor. Fakat 28 Ocak anlaşması ile petrol ve kapılar Suriye devletine teslim edildiği için eski gelire sahip olunmadığından yönetim kendini finansa edemiyor. Bu gelir boşluğu ise elektrik kesintisi, akaryakıt zamları, iş yerleri için ruhsatların artması ve halktan dolaylı vergiler ile doldurulmaya çalışılıyor. Yani bir yandan Şam yönetimi, bir yandan Rojava yönetimi kendi masraflarını halkın omuzlarına atmış durumda. Bu nedenle de durum gittikçe zorlaşıyor.
Rojava’nın 15 yıllık pratiği boyunca Kürtlerin evlatları yiğitçe direndi, Kürtler bu direnişi destekledi. Maalesef ki bu destek Rojava halkına değil PKK’nin kendisi için bencilse kullandığı bir kaynağa döndü. Yaşanan çatışmalar ve Kürtlerin vatansever refleksleri bu gerçeği görmeyi engelledi. Bu gün ise PKK’nin bu pratiğinin sonuçları açık biçimde görülüyor.




