Kürdistani Partilerin Samimiyet Sınavı

Kürdistani Partilerin Samimiyet Sınavı

Kürdistan’ın Kuzeyi’nde 40 yılı aşkın süredir PKK’nin tekçi, hegemonik ve otoriter anlayışının siyasal alanda belirleyici olmasına rağmen, Kürd siyasi aktörleri buna karşı kapsayıcı, çoğulcu ve gerçek anlamda Kürdistani bir alternatif üretmeyi başaramamıştır. Bu tarihsel eksiklik, bugün ortaya çıkan yeni Kürd partilerinin ve hareketlerinin en temel handikaplarından biri olmaya devam etmektedir.

Bu partiler, demokrasi, kitlesel örgütlenme, legaliteyi ön plana çıkarma, Güney Kürdistan’la yakın ilişki ve ulusal haklara vurgu gibi temel siyasi hatlarda birbirlerinden yalnızca nüans farklarıyla ayrılmaktadır. Söylem düzeyinde neredeyse örtüşen hedefler ortaya koymalarına rağmen, neden ayrı ayrı yapılar kurma gereği duyduklarına dair stratejik, inandırıcı ve tatmin edici bir gerekçe bugüne kadar kamuoyuna sunulmamıştır.

Asıl kritik mesele şudur: Ulusal haklara vurgu yapmak ile ulusal bir hareket olmanın gerekliliklerini yerine getirmek, birbirinden oldukça farklı şeylerdir. Bu fark, ilgili aktörlerin bir ikilem yaşadığı izlenimini yaratmakta ve dışarıdan bakanlarda güçlü soru işaretleri oluşturmaktadır. Bu soru işaretlerini gidermek ise öncelikle bu yapıların ve aktörlerin asli sorumluluğudur.

Örneğin:

  • Ulusal bir hareket olma iddianız varsa, “TC Meclisi’ne hiçbir koşulda girmeme” gibi net ilkesel tutumları programınıza almanız gerekmez mi?
  • Hem “ulusal hareket” iddiasında bulunup hem de işgalci devletin meclisine girme hedefi arasında nasıl bir tutarlılık kurulabilir?
  • PKK çizgisine karşı net ve cesur bir mesafe koymadan, ileride onun legal türevleriyle “Kürdlerin Birliği” ya da seçim ittifakı yapma ihtimalini muğlak bırakmak samimiyetle bağdaşır mı?

Şayet gerçekten ulusal bir hareket olma iddiasındaysanız, sömürgecilerin meclisine hiçbir koşulda girmeyeceğinizi açık ve net biçimde ilan etmek zorundasınız. Meclis hedef değilse seçim ittifakları da kendiliğinden anlamsızlaşır. Legal ve demokratik mücadele illa yasal parti formatı gerektirmez; meclisi hedeflemiyorsanız bu format da büyük ölçüde işlevsizdir. Entegrasyon ile ulusal haklar birbirini mutlak surette dışladığına göre, PKK’nin entegrasyon çizgisiyle “Kürdlerin Birliği” arayışına girmek hem tutarsız hem de kabul edilemez.

Güney Kürdistan’daki kazanımları sahiplenmek, geliştirmek ve devletleşme sürecini teşvik etmek ile yalnızca Güney’e hoş görünme politikası izlemek de ayrı şeylerdir. Ulusal bir hareket, Kuzey politikalarını bağımsızlık eksenli yürütmeli; Güney’in TC ile kurduğu pragmatik ilişkilere endeksli bir siyasetten kaçınmalıdır. Güney fiilen devlet statüsüne sahiptir; bir parti ya da örgüt olarak onun ilişkilerini taklit etmek, sizi doğrudan sistemin bir parçası hâline getirir.

Ne yazık ki bu yeni oluşumlar, 40 yılı aşkındır Kuzey’de hegemonik konumda olan PKK tekçiliğine karşı somut, bağımsız ve vizyoner bir alternatif oluşturamamıştır. Benzer söylemlerle yola çıkan birden fazla yapının varlığı, Kürd siyasetindeki kronik parçalanmışlığı aşmak yerine yeniden üretmektedir. Bir yandan birlik retoriği yapılırken, diğer yandan kadro ve rant odaklı ayrılıkların sürdürülmesi, geniş kitlelerde “yine aynı oyun” algısına yol açmaktadır.

Ulusal hareket olmanın bu temel gereklerini yerine getirdiğinizde, enerjiniz Bağımsız Kürdistan için yeterli olmasa bile önemli katkılar sunabilirsiniz. Bu sayede ulusal potansiyel ortaya çıkar ve dinamikler harekete geçer. Gençler, her ulusal mücadelenin motoru, vicdanı ve taşıyıcısıdır. Onlar geçmişin fedakârlıklarını hafızalarda canlı tutar, bugünün direnişini örgütler ve geleceğin özgür, bağımsız Kürdistan’ını entelektüel, örgütsel ve ahlaki olarak inşa eder. Bağımsızlık ideali ancak böyle bilinçli, disiplinli ve vizyon sahibi bir gençlik sayesinde kitleselleşir, kalıcı hâle gelir ve kuşaktan kuşağa taşınır. İşte bu tutum, bağımsızlığa inanan gençlere yol açar ve onları örgütlü, bilinçli bir kuşak hâline getirir.

Ancak bu gerekleri yerine getirmezseniz -yani PKK çizgisiyle birlik oyunlarına girer, seçim ittifaklarına yönelir, Güney’e hoş görünme yarışına kapılır ve Meclis için pazarlıklar yaparsanız- her türlü eleştiriye hazır olmanız gerekir. Bu durumda geçmiş “şeflik” hastalıklarından kurtulamadığınız, kişisel hesaplar için ulusal duyguları araçsallaştırdığınız ve gerçek bir ulusal hareketin önünü tıkadığınız söylenecektir.

Kısacası:

  • PKK ile birlik yapacaksanız ayrı parti kurmanıza gerek yok.
  • Legal türevleriyle seçim ittifakı yapacaksanız yeni örgütler kurup kamuoyunu oyalamanıza da gerek yok.
  • Güney sizin tek meşruiyet kaynağınız olacaksa “Güney’i Sevenler Derneği” yeter.
  • Meclis amacınız varsa ya Kemalizm’in ya da Türk-İslamcılığın yedeği olursunuz.

Kürdlerin, kendileri adına politika yapanlardan açık ve samimi olmalarını isteme hakkı vardır. Bu partilerin de bu hakkı kullanan Kürdleri bilgilendirme, kaygılarını giderme ve samimiyetlerini ispat etme sorumluluğu bulunmaktadır.

Süleyman Akkoyun

Önemli Not:

  • Parlamenter mücadele ilkesel olarak reddedilmemektedir.
  • Bu mücadelenin temel önkoşulu, devletin Kürd milletinin varlığını resmen tanıması ve anayasal inkar politikasını sona erdirmesidir.
  • Devlet bu adımı attığında parlamenter yol en rasyonel yöntem haline gelebilir.
  • Anayasal inkar devam ettiği sürece ise bu yolun yapısal bir tuzak niteliği taşıdığı açıktır.

“DEM Parti” yerine “HDP” kullanılmasının bilinçli bir tercih olduğu unutulmamalıdır.