“Halkın bayrağını kabul etmeyen, halkın sanatçısı sayılabilir mi?”

"Halkın bayrağını kabul etmeyen, halkın sanatçısı sayılabilir mi?"

Bir halkın hafızası vardır. O hafıza bazen kitaplarda, bazen taşlara kazın mış yazılarda, bazen de nesilden nesile aktarılan sözler de yaşar. Kürd halkının hafızasının en önemli taşıyıcılarından biri ise şüphesiz dengbejlik geleneğidir.

Dengbejler yüzyıllar boyunca sadece stran söylemediler. Onlar bir halkın tarihinı anlattılar. Aşklarını anlattılar, acılarını anlattılar, göçlerini anlattılar, direnişlerini anlattılar.

Birçok dengbej, Kürd halkının yazılmamış tarihini omuzlarında taşıdı. Bu yüzden dengbejlık yalnızca bir sanat değil, aynı zamanda büyük bir toplumsal sorumluluktur.

Geçmişte Ağaların da dengbejleri vardı. Bir Ağa’nın dengbeji diğer Ağa’nın dengbejiyle atışır, kendi tarafını överdi. Ancak bütün bunlara rağmen onların söyledikleri halkın diline, edebiyatına ve kültürüne hizmet ederdi. Çünkü sözün merkezinde yine halk vardı.

Fakat her dönemde başka bir anlayiş da ortaya çıkmıştır.

Ben buna “Zırto Ağa’nın dengbejleri” diyorum.

Burada Zırto Ağa bir kişi değil, bir zihniyettir. Güce göre şekil değiştiren, çıkarına göre konuşan, halkın duymak istediğini değil, kendisine fayda sağlayacak olani söyleyen anlayışın sembolüdür.

Gerçek dengbej halkın hafızasını korur.

Zırto Ağa’nın dengbeji ise kendi çıkarını korur.

Gerçek Sanatçı halkının acılarını hisseder.

Zırto Ağa’nın Sanatçısı ise halkının değerleriyle kavga ederek kendisine gündem oluşturmaya çalışır.

İşte tam da burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: Bir halkın bayrağına saygı göstermeyen bir kişi, o halkın Sanatçısı olabilir mi?

Bir halkın milyonlarca insan tarafından benimsenen sembollerini küçümseyen biri, kahraman Peşmergelere dil uzatarak, o halkın vicdanını temsil edebilir mi?

Bir halkın kendisini savunmak için kurduğu ve uğruna milyonlarca insanın fedakârlık yaptığı yapılara sürekli dil uzatan biri, o halkın gönlünde nasıl yer bulabilir?

Elbette her kesin farklı siyasi görüşleri olabilir. Herkes eleştirebilir. Eleştiri olmadan ne sanat gelişir ne de toplum ilerler. Ancak eleştiri ile küçümseme ve hakaret etme arasında büyük bir fark vardır. Eleştiri düşünce üretir; küçümseme ise yalnızca kırgınlık ve ikilik üretir.

Sanatçılık yalnızca mikrofonun başına geçmek değildir.

Sanatçılık yalnızca birkaç stran söylemek de değildir.

Sanatçılık, halkın yüreğinde karşılığı olan değerlere karşı sorumluluk taşımaktır. Halkının tarihine sırt çevirerek, onun kutsal gördüğü değerlere tepeden bakarak ve sürekli çatışma üreterek halkın Sanatçısı olunamaz.

Çünkü halkın Sanatçısı olmak için önce halkın sesine kulak vermek gerekir. Bugün Kürd halkı hâlâ büyük dengbejleri saygıyla anıyorsa bunun nedeni sadece güzel sesleri değildir. Onlar halklarını küçümsemediler. Halklarının değerlerini aşağılamadılar. Kendi insanlarına yukarıdan bakmadılar. Onlar sözleriyle halkın hafızasını büyüttüler.

Gerçek dengbej ile Zırto Ağa’nın dengbejî arasındaki fark da tam bura da ortaya çıkıyor.

Biri halkın hafızasında yaşar, diğeri zamanın içinde kayb olur.

Biri kültüre hizmet eder, diğeri tartışmalardan beslenir.

Ve tarih, her zaman olduğu gibi sonun da kararını verir.

Tarih; halkına hizmet edenleri yaşatır, halkına tepeden bakan ” Dîyar Dersîm” gibileri de unutulmaya mahkum eder ve sadece hafızalar da Zırto Ağa’nın Sanatçısı olarak yerlerini alırlar.

15.06.2026

Mirza ALTUN