Lozan Anlaşmasının 103’üncü yıl dönümünde Öcalan’ın Post-İmralı fikriyatı : Yeni Bir Bölgesel Lozan ve genişletilmiş Misakı Milli Projesi

Lozan Anlaşmasının 103 yıl dönümünde Kürtlerin Ortadoğu’da ki karmaşa ve geleceğindeki pozisyonu tartışılıyor. Kürtler Ortadoğu’da taşların yerinden oynadığı bir düzende yine eski statükoyla mı devam edecek, yoksa kendi kimlik ve kendini yönetme hakkına kavuşacaklar mı?
Tamda bu tartışmalar yapılırken Abdullah Öcalan’ın pozisyonunu görmezden gelmek mümkün değil. Öcalan’ın 1999 sonrası demokratik-ekolojik-cinsiyet özgürlükçü paradigma diye yeni yol çizdi. Bu sürece post-İmralı süreci diye biliriz. Bu süreçte, Kürtlerin kimlik hakları, kendini yönetme hakkı, toprakları üzerinde egemen olma hakkı gibi kavramlar yer almadı. Kürtler, kendi varoluşlarını yani dillerini, kültürlerini, ulus kimliklerini bile koruyamazken ve uluslararası siyaset sisteminde yer bulamamışken insanlığın binlerce yıllık sorunlarını çözmek ve yeni bir sistem kurmak gibi akıl almaz bir yola sürüklendi.
Ve kaldı ki Öcalan’ın bu önerilerinin Kürtlerin kendi kalesine gol atmasına yol açacağı Rojava’daki pratik ile görüldü. Hem Rojava’da, hem de Kuzey Kürdistan’da PKK pratiğine bakınca post-İmralı sürecinin aslında Kürtlerin kaybetmesi üzerine kurulu ve oto-asimilasyonu getiren, gönüllü sömürge olma konumunu içselleştirmeleri sağlamak için kurgulandığı görülecektir. Bu da şu demektir Öcalan aslında Kürtlerin Lozan’a karşı direniş gücünü tüketen ve “demek ki bu kadar yapa biliyoruz, o zaman eller havaya” demeye mecbur bırakan bir süreci organize etmiştir.
Bu açıdan dene bilir ki, “Öcalan fikriyatı Lozan’ın varlığını korumak üzerine kuruludur”. Durumun özeti budur. Oysa ki Lozan Kürtlerin 20 Yüzyıl’dan günümüze değin çektikleri acıların kaynağıdır. Ayrıca Lozan Kürtlerin ulus olma gerçeğini reddetmiştir. Bu da Öcalan’ın Kürtleri ulus değil halk olarak tanımlaması ile zaten örtüşüyor. Öcalan’ın Kürtleri Lozan’ı yıkabilecek İsrail, Batı gibi devletlere düşman etme, Türkiye’yi ve sömürgeci devletlere hiçbir garanti yokken entegre etme, Kürtlerin gerçek ulusal çıkar etrafında birleşmesini engelleyen tutumlarının başka izahı yoktur.
Fakat atık Öcalan’a sadece Lozancı demek yetmiyor. Öcalan ayrıca genişletilmiş Misakı Milli projesinin de bir truva atıdır.
Diye biliriz ki Öcalan’ın post-İmralı süreci 2025’te PKK’yi feshetmesi ile beraber “pik” yapmıştır. Öcalan’ın fikriyatına eklediği entegrasyonculuk ve komünalist sosyaliz kavramları bu “pikin” ana söylemleridir.
Abdullah Öcalan’ın 28 Ağustos 2025 tarihinde görüşme notunda kullandığı sözler, post-İmralı sürecinin ana rolünü anlamak açısından oldukça önemlidir. Öcalan bu görüşmede “Biz samimi olarak 60 milyonluk Kürdü devlete entegre etmek istiyoruz. Ve bu 60 milyon kişi için en etkili kişi de Öcalan. Tercihim bu yönde. Zorunluluk değil bak, tercihim! Ayrı bir ulus-devlet değil. Ben Türkiye Cumhuriyeti’ne Kürtlerin demokratik entegrasyonunu temel bir aktör olarak gerçekleştirmek istiyorum. Bunu bütün Kürtlere hitaben ve medyaya diyeceğim” ifadelerini kullanmıştır.
Bu sözler Öcalan’ın Kürtleri Türk devletine entegre etme politikasının yalnızca Kuzey Kürdistan sınırları içindeki Kürt nüfusuna yönelik bir mesaj olarak değil, daha geniş bir coğrafyaya uzanan ve Türkiye’nin Misakı Milli projesi ile örtüşen bir stratejiye işaret ediyor.
Bu söylemlere şu kritik soru sorula bilir: Kuzey’deki Kürtlerin nüfusu 60 milyon olmadığına göre Öcalan demek ki dört parça Kürdistanı mı kastediyor?
Çünkü bu rakam yalnızca Kuzey Kürdistan içerisindeki Kürt nüfusu ile açıklanamayacak kadar geniştir. Öcalan’ın ortaya koyduğu vizyon, Kürtlerin yaşadığı dört parçayı Türkiye merkezli bir bütünlük içerisinde değerlendiren bir yaklaşıma tekabül ediyor.
Öcalan’ın Türk devletine teklifi şudur: “Ortadoğu da statüko yıkılıyor, beni kullanın tüm Kürtleri kontrol edin”
Biz bunu kendimiz uydurmuyoruz. Abdullah Öcalan’ın 1999 yılından bu yana yaptığı tüm görüşmeler özellikle de 2025 sonrası yaptığı görüşmeler sadece buna tekabül ediyor.
Abdullah Öcalan 21 Ağustos 2025 tarihindeki görüşme notunda şunları söylüyor: “Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan hikayesi vardı. O, oğlu Kanuni’ye şöyle diyordu: “Oğlum o kadar yer fethettin. Nasıl koruyacaksın bu toprakları? (İran sınırı ve Kürdistan Bölgesi kast ediliyor) Kanuni, şu cevabı verir: “Kürtlerden kale ve sur yaptım.”
Öcalan bu örneği boşuna vermemiştir. Öcalan, Türk devletinin Yeni Osmanlı olma projesini ve çevre ile girdiği ilişkileri bunun üzerine inşa ettiğini biliyor. Kanuni örneği bunun içindir. Osmanlı olmak istiyorsan Kürtleri kullan.
Yani Abdullah Öcalan Türklere kendini korumak ve Ortadoğu’da hegemonya sahibi olmak için Kürtleri kullanmayı öneriyor. Yani aslında mesele artık sadece Kürtleri engellemek değil, Kürtleri hegemonya mücadelesi için asker yapmaktır. Böylelikle Türkiye yeni Osmanlı olacaktır.
Abdullah Öcalan’ın 2001 yılında PKK’nin tüm Kürdistan parçalarında seksiyon örgütlerini kurma önerisinin sonu Türkiye adına Kürtler kontrol etmeye yol açtı. Bu politika ile bağlantılı olarak da Kuzey Kürdistan askeri açıdan yenildi. Siyasi açıdan ekseninden saptı.
Yine PKK’nin PYD ile başlayan Rojava pratiği de Kürtleri Şam’a Türklerin istediği biçimde entegre etmeye götürdü.
PKK’nin 2019 ile beraber Zaxo’dan başlayarak, Haftanin, Berwari Bala, Zap, , Xaxurke alanlarına tekabül eden tüm sınırı Türkiye’ye teslim etti. Burada teslim edecek yer kalmadı. Ve 2026 Mart ayı ile beraber bu kez Rojava ve Behdinan hattındaki güçlerini Doğu Kürdistan ve Güney Kürdistan sınırına çekmeye başladı. Kandil’den başlayarak iki koldan Doğu sınırına yerleşiyorlar ve tünel kazıyorlar.
Şimdi Öcalan’ın bu söylemlerinin tümü ile sahadaki durumu göz önüne getirince görülen şudur: Şimdi ise artık diye biliriz ki Öcalan’ın feshettiği örgütünün gövdesinin Türkiye denetiminde yoğunlaşacağı alan Güney Kürdistan ve Doğu Kürdistan’dır.
Bu kısa değerlendirme bize şunu gösteriyor. Lozan ruhu bizzat Kürtlerin içine Öcalan kişiliği ile sindirilmek isteniyor. Ortadoğu’da taşlar yeniden yerleştirilirken Öcalan’ın rolünü görmemek gibi bir körlük Kürtlere 20. Yüzyıldan beter bir duruma götürür.




