Ezidixan’ın Yok Edilmesi, Kalkınma Yolu Projesi ve PKK’nin Şengal Misyonu

3 Ağustos 2014 tarihinde Şengal’e yapılan saldırı, bölgesel büyük bir planın parçası olarak Ezidi Kürtleri hedefledi. Ezidi Kürtlerin katledilmesinde sadece IŞİD değil, arkasındaki daha büyük planların olduğu artık bugün çok daha net görülüyor.
Şengal, Irak ve Kürdistan Bölgesi arasında tartışmalı bölgeler olarak bilinen 140. madde kapsamındaydı. Irak ordusunun Haziran ayında Musul’u hiç çatışmadan terk etmesi ile beraber Şengal kuşatma altına alındı. İçinde çoğunluğu YNK’ye bağlı küçük bir grup Peşmerge bulunuyordu; fakat diğer yolların tümü IŞİD tarafından kontrol ediliyordu. IŞİD normalde Bağdat’a doğru ilerliyordu, fakat ani bir biçimde yönünü değiştirerek Şengal’e saldırdı. IŞİD’in Bağdat yönündeki ilerleyişini bırakarak aniden Şengal’e yönelmesi, saldırının yalnızca askerî gerekçelerle açıklanamayacağını gösterdi. Şiiler yerine Kürtlerin hedef alınması, dönemin bölgesel dengeleri dikkate alındığında tesadüf olarak değerlendirilemez. Aksine, Kürtlerin ortaya çıkan jeopolitik boşluktan faydalanmasını engellemeye dönük daha geniş bir stratejinin parçası olduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.
Şengal 11 Yıldır Kurtarıldığı Hâlde Neden Normalleşmiyor?
Şengal katliamının üzerinden 12 yıl, kurtarılmasının üzerinden ise 11 yıl geçmesine rağmen Şengal hâlâ büyük bir kaos içinde bulunuyor. Bunun en büyük nedeni ise Şii Irak rejimi ve İran ile anlaşmalı biçimde alana yerleşen PKK’dir.
PKK, Şengal’de kurduğu askerî ve siyasi yapı ile bölgenin Kürdistan Bölgesi’nden uzaklaştırılması sürecinde fiilen bir aparat işlevi gördü. Kendi askerî yapısı içinde az sayıda (yerel bilgilere göre YBŞ içindeki Ezidiler tüm gücün dörtte birine tekabül ediyor) Ezidi genci alan PKK, YBŞ diye bir örgüt kurdu. YBŞ ise şu anda resmî olarak Haşdi Şabi’nin bir kanadı. Zaten Şengal, Haşdi Şabi ve PKK’nin kendi aralarında paylaştığı bir toprak parçasına döndü. Hem şehirleri hem de kırsal alanı iki gücün silahlı yapısı arasında paylaşılan Şengal’de bu güçler uyuşturucu, silah kaçakçılığı ve sınırlardan kayıt dışı vergi gibi birçok karanlık işe imza attı.
PKK Ezidi Kimliğini Erozyona Uğrattı, Ezidileri Birbirine Karşı Düşmanlaştırdı
Bu durum, Ezidilerin Şengal’e dönmesinin önündeki en büyük engeldi. Fakat mesele bununla da bitmedi; her iki taraf da Ezidi kimliğini Kürt kimliğinden koparmak için harekete geçti. PKK, Ezidilerden bir parça kopararak üzerinden siyaset ve pazarlık yapmaya çalıştı. Bunun için Ezidiliğin temel dayanağı olan Ezidi Mirliği ve Ruhani Heyetine karşı halkı kışkırttı; Şengal’de ayrı bir Ruhani Liderliği kabul ettirmeye çalıştı. Ezidiler tarihleri boyunca bu biçimde bölünmemişti. PKK; Şengal ile Ezidiliğin ana merkezlerinden olan Başika ve Şeyhan’a karşı Şengal halkını düşmanlaştırdı. Ayrıca Peşmerge karşıtı propaganda ile Şengal’deki halkı ve Ezidileri Kürdistan Bölgesi’ne karşı da düşmanlaştırdı.
Şii Araplar da buna paralel olarak Kürtlerin Sünni olduğu, DAİŞ’in de Sünni olduğu söylemleri ile Ezidileri ikna etmek için büyük bir çaba gösterdi. Ezidiler şu anda PKK ve Şii Arapların ideolojik manipülasyonu altında bir kimlik erozyonu yaşıyor. Haşdi Şabi ve PKK sırf Şengal’de kalabilmek için Şengal’in normalleşmesini engelliyor. Bu yüzden Ezidiler geri dönmüyor. Katliamdan önce Şengal’de 550 bin Ezidi yaşıyordu; Avrupa’ya göçlerin dışında şu anda 325 bin 197 Ezidi hâlâ Kürdistan Bölgesi kamplarında veya şehirlerinde yaşayarak geri dönmeyi reddediyor.
Ezidiler tarihteki fiziki katliamlarda bile bu kadar tehlikeli bir dönemece girmemişti. PKK; Ezidileri birbirine ve Müslüman Kürtlere karşı düşmanlaştırarak Şengal’i ve Ezidixan’ı yok ediyor. Bunun için PKK’nin Şengal’e dayattığı şey 75’inci fermandır.
PKK, Şengal’de Bağdat’ın lehine Kürtlerin aleyhine 3 önemli sonuca yol açtı
Bugün Esad rejiminin yıkılması ve Irak federal hükümetinin Kürdistan’ın statüsünü yok etmek için yaptığı uğraşlara bakınca PKK’nin Şengal’e neden yerleştirildiği daha da netleşiyor.
PKK’nin Şengal’deki varlığı Ezidileri korumak için değil, Şengal’i jeopolitik projelere göre Kürtlerden koparmaktır. PKK’nin Şengal’deki varlığı şunlara yol açtı:
- Irak devleti Kürdistan’ın hukuki statüsünü bile düşürmeye çalışırken Şengal’e özerklik talebi gibi olmayacak bir şey dayatılarak Şengal, Irak devletinin lehine Kürdistan’dan koparıldı. Bu, bir biçimde Kürdistan toprağını Araplara vermek demektir.
2-Rojava ve Kürdistan Bölgesi arasındaki sınır Irak devleti tarafından kontrol edildi. Beton duvarlar örülerek birbirinden ayrıldı. Yani iki Kürdistan parçasının Lozan’daki bölünmüşlüğü desteklendi.
3-PKK, Şengal’de en büyük zararı Kürdistan Bölgesi’ne verdi. IŞİD çetelerinin saldırısından çok, onlarcası Şengal’e yol açmak için şehit düşen Kürdistan Peşmergelerine itibar suikastı yaptı. Ayrıca Şengal’de Irak devletinin bekçiliğini yaparak Kürdistan’ın ekonomik olarak ablukaya alınmasına destek oldu. Özellikle de şimdi Türkiye ve Irak devleti arasında yapılan Kalkınma Yolu Projesi’nin Kürtleri dışlamasına neden oldu.
Kalkınma Yolu Projesi, Kürdistan’ı kuşatma projesidir
Kalkınma Yolu Projesi ekonomik bir proje değil, Kürdistan’ın bölünmüşlüğünü ve ablukasını garantiye almak için yapılan bir projedir. Bu proje tarihî olarak Kürdistan topraklarını bölmek kadar İbrahim Halil Sınır Kapısı’nı diskalifiye ederek Kürdistan’ın ekonomik olarak darbelenmesi projesidir. Kalkınma Yolu Projesi Bağdat’ı hem ekonomik hem askerî hem de toprak üstünlüğü olarak Kürtlere karşı güçlü kılma projesidir.
Katliamın 12. yılında PKK, kendini feshettiği ve Irak’ın Şengal’e özerklik vermeyeceği net bir siyasal gerçek olduğu hâlde hâlâ Şengal’de özerk yönetim propagandası yapıyor ve askerî güçlerini Haşdi Şabi bünyesinde tutmaya devam ediyor. Hâlâ Şengal’in Kürdistan’a devredilmesine kendisi engel olduğu gibi Kürdistan’ın çabalarını da engelliyor. Geçen 12 yıllık zamana baktığımız zaman görünen gerçek budur: PKK, Şengal’de Irak devletinin Kürdistan’ı ezme çabasının bir aleti olmuştur; bunun karşılığında Şengal’de kendisine yer verilmiştir. Bugün de aynı pozisyonla Türk devletinin Kürdistan Bölgesi’ni kuşatmasındaki bir aparattır. Yani PKK, Şengal’de kurtarıcı değil; sömürgecilerin, Kalkınma Yolu Projesi’nin, Irak ve Türk devletinin çıkar savunucusu ve bekçisi olmuştur. Ve bu bekçi orada durdukça Ezidilik ve Ezidixan’ın belini doğrultma şansı yoktur.




