Rojava’da Kürdler Kıskaçta Sorumlu Sizsiniz!

Son günlerde Rojava’da yaşanan yoğun çatışmalar, gelgitler ve sivil Kürdlerin gerici çeteler tarafından saldırıya uğramaları, katledilmeleri, nasıl ve neden bu noktaya gelindi sorularını gerekli kılıyor…
Başta PKK olmak üzere Kuzey Kürdistan politik çevrelerinin hoşlanmadığı, istemediği bu yüzleşmeyi yaparak, yaşananlardan kimlerin sorumlu olduğu ortaya konulmalıdır. Konulmalı ki, hem yaşadığımız trajedileri anlayalım hem de yeni trajedilerin önünü kesebilelim…
2010’lu yıllarda ‘Arap Baharı’ ile başlayan Ortadoğu’daki hareketlilik, aynı zamanda değişimin yönünü de çok net gösteriyordu ve Kürdler açısından yapılabilecek tek şey değişimden yana tutum almaktı. Kürdler değişimden yana tavır almakla;
Değişimden yana olan uluslararası güçlerin politik desteğini alacaklardı ve Suriye’de siyasetin yeniden şekillenmesinde söz sahibi olacaklardı; tıpkı Kürdistan’ın Güney’inde olduğu gibi…
Esad’ın olası saldırıları, özellikle de hava saldırıları karşısında uluslararası güçlerin direkt müdahale etmesi söz konusu olacaktı ve “uçuşa yasak bölge” gibi önlemlerle Güneybatı Kürdistan fiili olarak devletleşecekti; tıpkı Güney Kürdistan gibi…
Esad’ın devrilmesi halinde de Kürdler muhalefetin en önemli bileşenlerinden biri olarak hem Suriye genel politikasında hem de Güneybatı Kürdistan’da çok önemli kazanımla elde edeceklerdi; tıpkı Kürdistan’ın Güney’inde olduğu gibi…
Sonuç olarak Kürdler, değişimden yana tutum almakla her koşulda kazanacaklardı…
PKK’nin Devreye Sokulması
Kürdlerin olası kazanımlarının önünü kesmek için sömürgeci devletler her zamanki gibi taşeron PKK’yi devreye soktu ve Kürdlerin tüm avantajlarını ortadan kaldırdı…
PKK, Esad ile anlaşarak Güneybatı Kürdistan’ın denetimini rejim adına üstlendi…
Türkiye ve Kuzey Kürdistan politik yapılarının hemen hemen hepsi, Kürdlerin özgürlüğünden dem vurmaya başladı ve her gün PYD’nin elde ettiği “zaferleri” manşetlere taşıdılar. Oysa ortada savaş ve zafer yoktu! PYD, Esad güçlerinin boşalttığı alanlara yine Esad adına el koymuştu ve bu denetimin tek nedeni Kürdlerin olası ulusal kazanımlarını engellemekti. Esad askeri güçlerini çekerken, İstihbarat örgütlerini ve devletin en önemli kurumlarını yerli yerinde bırakmıştı ve güvenliğini de PKK/PYD üstlenmişti…
“Rojava devrimi” gibi sloganlar atılırken ve PKK kutsanırken, bunun bir yanılsama olduğunu ısrarla vurguladık ve ortada bir kazanım olmadığını, var olan kazanımların da PKK vasıtasıyla yok edildiğini/edileceğini söyledik…
Hiçbir düşmanın yapamayacağını PKK Kürdler yaptı; tıpkı Kuzey’de yaptığı gibi…
Uluslar arası egemen güçler tarafından Suriye’de yönetime taşınan IŞİD artığı çetelerin Ortaçağı aratmayan vahşetlerine maruz kalan Rojava Kürdlerinin neden bu çaresizliği yaşadığını anlamak için son yıllarda yaşananlara kısaca bakmak gerekiyor…
PKK/PYD, Esad ile geliştirdiği karanlık ilişki ile bu günü hazırlayan baş aktördür kuşkusuz.
PKK politikalarının esiri olan Kuzey Kürdistan politik yapıları da yaşananlarda büyük pay sahibidirler…
Başından beri Rojava’da yaşanan gerçekliği dile getirip, yaratılan yanılsamaya dikkat çektik ve sürekli kaygılarımızı Kürdistan kamuoyuyla paylaştık. Buna karşın PKK ve kuyrukçuları ‘silahsız, savaşsız Batı Kürdistan’ı özgürleştirdik’ yalanını uydurarak defalarca olmayan özgürlüğü kutladılar…
“Özgürleştirdik” dedikleri Güneybatı (Rojava) Kürdistan’da Baas rejiminin tüm kurumları varlığını koruyordu ve PYD de bu kurumların bekçiliğini yapıyordu…
PKK ve yaranmacıları “birlik” ve “özgürlük” naraları atıp halkı yanıltırken, bu yanılsamanın Kürdlere pahalıya mal olacağı uyarılarını yaptık her zaman. Gelinen aşamada herkes “özgürleştirildi” sandığı Güneybatı Kürdistan’ın Kürdlere mezar olduğunu görüyor ama “hani özgürleştirilmişti” sorusunu sorma ve halkı kandıranlardan hesap sorma gereği duymuyor…
Günlük politikaların esiri olan ve gerçeği görmemek için özel bir çaba sarf ederek egemen anlayışın politikalarına alet olanları gerçekle yüzleştirme sorumluluğu yine bizim gibilere kalmış durumda…
Yıllardır yaptığımız değerlendirmelerde, Politik çevreleri gerçeklerle yüzleşmeye ve yaşanabilecek tahribatlara daha fazla seyirci kalmamaları için uyarmaya çalışmıştık. Ne yazık ki hiçbir şey olmamış gibi “zafer” ve “birlik” naraları atmaya devam ettiler. Dahası bizim bu gerçekçi ve olması gereken tutumumuzu etkisiz kılmak için her türlü yalana/iftiraya başvurmaktan da geri kalmadılar…
Kısa, net bazı gerçekleri tekrar hatırlatmakta yarar var…
PYD, Baas rejimini korumak ve Kürdlerin ulusal haklarını engellemek için kurduruldu; piyasaya sürüldü…
PKK/PYD, Esad ile anlaşarak Güneybatı Kürdistan’da Kürdler üzerinde denetim kurdu ve yalan bir “özgürleşme” hikayesini uydurdu…
PYD, Güneybatı Kürdistan’da Baas rejiminin köy kuruculuğunu yaparak Kürdlere (adam kaçırma, katletme, hırsızlık, çetecilik dahil) her türlü baskıyı yaptı…
Öcalan-MİT anlaşmasıyla PYD ikili oynamaya başladı ve BAAS ile TC arasında sıkıştı; hem Baas hem de TC destekli çetelerin saldırına maruz bıraktı Kürdleri…
PYD, Esad ile işbirliği yapmakla Muhaliflerin; TC ile yakınlaşarak da rejim yanlılarının hedefi yaptı Kürdleri…
Kuzey Kürdistan’da yaşanan/yaşatılan bunca tahribattan sonra Misak-ı Milli’de karar kılan PKK gibi, PYD de Güneybatı Kürdistan’ı tahrip ettikten sonra sömürgeci devletlerden birine peşkeş çekecekti; en azından amacı buydu…
Kuzey’de Öcalan gibi bir işbirlikçiyi “Kürdlerin kaderiyle” oynayacak konuma getirenler, Rojava’da da Müslim gibilerini Kürdlerin başına bela ettiler…
Sonuç olarak; Düne kadar “Rojava Özgürleşti” deyip PKK/PYD’nin ekmeğine yağ sürenler ve yalanlarını meşrulaştıranlar, bu gün de duygu sömürüsü yaparak “diren Rojava”, “Rojava Kürdlerin namusudur” gibi sloganlarla gerçekliğin görülmesine engel olarak sömürgecilerin ve taşeronlarının politikalarına hizmet ediyorlar…
Onurluysanız, duyarlıysanız ve samimiyseniz; Rojava’da bağımsızlık veya en azından federasyon için baskı yapmalısınız önce. Federasyona karşı çıkan PYD’yi ulusal haklara ve farklı Kürdistani oluşumlara saygı göstermesini istersiniz…
PYD, bağımsızlık veya federasyon kararı almadan;
Ortak amaca sahip olan diğer Kürdlere yönelik baskılara son verip ortak hareket etmeden;
Savaşın faturasını tüm Kürdlere ödetirken, tek ses, tek güç olma hevesinden vaz geçmeden;
İşgalci devletlerin istihbarat örgütlerinin denetiminden çıkmadan, Rojava “duyarlılığınız” sadece PYD, dolayısıyla sömürgeci devletlerin politikalarına hizmetten öteye geçmeyecektir…
Sizler halkı uyutmaya ve yanılsamalı “barışlar, zaferler, özgürlükler” ile avutmaya devem ettiğiniz sürece, bizler de ulusal duyarlıkları merkeze alan gerçekçi ve maske düşürücü tutumumuza devam edeceğiz…
Türkiye’de, Öcalan-MİT mutabakatına sadık kalıyorsunuz; Rojava’da Türkiye’nin desteklediği çetelerden yakınıyorsunuz!
Bu çelişkiniz, tutarsızlığınız tek başına birçok şeyi açıklamaya yetiyor aslında…
Kuzey’deki tüm tahribatlardan sonra “Misak-ı Milli” de karar kılmasına rağmen tepki almayan PKK, Güneybatı Kürdistan’da da aynı ihaneti hayata geçirirken Kürd politik çevrelerinin desteğini ve alkışını da aldı.
Suriye’de ve Güneybatı Kürdistan’da yaşanan kaosun, belirsizliğin sorumluları, PKK politikalarına koşulsuz destek veren Kürd politik çevreleridir.
Süleyman Akkoyun




