Entegrasyonun çöküşü ve yükselen “Kürt Milli Dalgası”

Rojava’ya yönelik son saldırılar, savunulan fikriyat ve siyasal hedefler açısından değerlendirildiğinde, hem HDP’li siyasetçilerin hem de Apocu çizginin dile getirdiği “Apo’nun paradigması”, “halkların kardeşliği” ve bu eksendeki siyasal yaklaşımın, Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesinin haklı davası karşısında geçerliliğini yitirdiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.
Kürdistan’a saldıran Colani ve IŞİD çetelerinin fiili lokomotifi konumundaki Türk devletiyle “barış süreci” ve benzeri söylemler üzerinden Kürt halkının meşru mücadelesini Türk devletinin ırkçı ve inkârcı siyasetlerine tâbi kılmanın artık herhangi bir meşru zemini ya da gerekçesi bulunmamaktadır. Bu siyasal yaklaşımı meşrulaştırabilecek bir çerçeve kalmamıştır.
Türk devletinin Rojava’ya yönelik saldırılarına karşı Kürt gençlerinin Türk bayrağını indirmesi, söz konusu saldırılar bağlamında değerlendirildiğinde, meşru bir siyasal tepki niteliği taşımaktadır. Buna karşın, bu gelişme sonrasında HDP ve KCK tarafından yapılan açıklamalar, Kürt gençlerini sahiplenmekten ziyade işgalci devlet politikalarını dolaylı biçimde aklama işlevi görmüştür. Kürt halkı, yaşanan gelişmeleri algılama ve değerlendirme yetisine sahip olup, bu süreci bütün boyutlarıyla gözlemlemektedir.
Rojava’nın kapsamlı bir saldırı ve topyekûn işgal tehdidiyle karşı karşıya bulunduğu ve dünya Kürtlerinin Rojava’yı sahiplenerek ortak bir siyasal irade etrafında bir araya geldiği bir dönemde, KCK, HDP, Günay Aslan ve İdris Bayulken gibi aktörlerin Kürt toplumu içerisinde ayrıştırıcı nitelik taşıyan açıklamalar yapması ciddi bir siyasal sorun teşkil etmektedir. Ayrıca, Rojava’daki işgal ve direniş süreci güncel ve yakıcı bir gündem oluşturmaktayken, Devlet Bahçeli ile yürütülen siyasal temaslar bağlamında Abdullah Öcalan’ın yeniden gündeme taşınması, Kürt halkı açısından herhangi bir somut kazanım üretmemekte, aksine Türk devletinin ırkçı ve inkârcı politikalarının yeniden üretilmesine hizmet etmektedir.
Türk devletinin Kürtlere yönelik sistematik ırkçı ve saldırgan politikalarının açık biçimde sürdüğü bir tarihsel bağlamda, dünya Kürtlerinin “Yekê yekê yekê Kurdistan yek e”, “Yan Kurdistan yan neman” ve “Bijî berxwedana Rojava” sloganları etrafında ortak bir siyasal tutum geliştirdiği bir momentte, KCK ve HDP’nin sergilediği bu yaklaşım, halkın meşru direniş hattından uzaklaşma anlamı taşımakta ve söz konusu yapıların karşı devrimci bir siyasal çizgiye savrulduğunu göstermektedir.
Ulus devlet Kürd halkının geleceğini en güvenli bir şekilde garanti altına almaktır. Yaşasın Kürd halkının milli duygularla ulusal birlik ve dayanışması.
Yaşasın Kürdler
Yaşasın Kurdistan



