Rant Ekonomisinden, Emek ve Üretim Ekonomisine Geçiş Süreci!

Kurdlerin yeni sürece uygun stratejik mücadele ve hedefleri:
Bilindiği gibi Rant ekonomisi: emek harcamadan, üretken bir çaba göstermeden elde edilen gelirdir. Klasik ekonomiden (David Ricardo) beri en çok doğal kaynakların (toprak, petrol, maden, gaz vb.) kıtlığından doğan fazla kazanç olarak tanımlanan ekonomi.
Bu ekonomik sistem, Batının sanayileşme hamlesiyle birlikte, enerjiye duyulan ihtiyaç süreciyle, doğal enerjinin bol olduğu toprakları keşif etme, işgal ve manda devletlerin kurulması ile başlar.
En dinamik ve hissedilir düzeyde parlak başlangıç dönemi, 1.Dünya savaşı sonu ve Sykes-Picot anlaşması sürecidir. Bu süreçte, gaz, petrol ve başka kaynakları barındıran toprakların işgalı, ihtiyaca cevap isteği doğrultusunda bölüşülmesi ve paylaşımıdır. Bu paylaşımda, esas alınan ölçü; enerjinin en iyi korunarak-kullanımını sağlayan manda yönetimlerin kukla ailelerle yerelde idari bir sistem kurularak, zenginliklerin rahatlıkla batı dünyasına taşınması hedeflenmiş.
Daha sonra manda yönetimler geride bırakılarak, “bağımsız devletler” şeklinde bir yönetim şekli gelmişse de bu kaynaklar belli üst sınıf ve tabakalar ile kaynakları işleten şirketler arasında sözleşmelerle yürütülmüş ve kontrol devam etmiş. Bu süreç aşağı-yukarı 120 yıla yakın devam etti. Ama, bu bölgelerde iç karışıklar, diktatoryal yöntemler ve baskı da hiç durmadı.
Ancak bugün, teknolojinin gelişmesi, güneş enerjisi, doğal gaz vb. kaynakların keşfi ile birlikte Özellikle “rant ekonomisinin” ana kaynağı olan Petrol-gaz, yavaş yavaş önemini yitirmeye başladı. Bununla birlikte rant ekonomisine tabi olan, üretime ve emeğe dayanmayan ekonomiler için tehlike sinyali da verilmeye başladı. Bu konuda uzmanlar. 2035’e kadar sistemde ciddi bir değişiklik görünmeyecek. Ama bu 10 yılda tedbirini almayan ülkeler, 2035’ten sonra çok ciddi ekonomik kriz ve iç isyanlarla karşılaşılacak. İşte bu süreçte krizleri yönetme ve yeniden dizdin da gündeme oturacak.
Yani daha önce, bir şey üretmek, yenilik yapmak, rekabet etmek, risk almak yerine; sadece o kaynağa sahip olmak ya da kontrol etmek yeterli olurdu ve bu sahiplik sayesinde piyasadan ekstra haksız kazanç sağlanırdı.
Bunu şöyle de formüle edebiliriz; “doğanın getirisi” ya da “emek harcamadan gelen avanta”(!) Yukarda belirttiğim gibi bu süreç son 10 yılda yavaş yavaş avantajdan dezavantaja evrilecek. Bu 10 yıl çok önemli ve “altın 10 yıl” diyebileceğimiz bir zaman dilimi.
Sykes-Picot anlaşması ile bölüşülen ve statüsüz bırakılan Kurdistan toprakları, sömürgeci devletler için; “Kurd rantını ya ele geçir ya da erit” yöntemini kullandılar ve kullanıyorlar. Onun için, bütün Kurdistan parçalarında sömürgeci-işgalcı devletler, emek ve üretime dayalı sistemleri reddederek, rant ekonomisi ile Kurdistan topraklarının zenginliklerini yağmaladılar ve yağmalamaya devam ediyorlar.
Enerji dönüşümü tüm Kurd bölgelerinde “rantın sonunu” hızlandırıyor. Bu iki süreç birleşince 2030’lara kadar en kritik mesele ekonomik çeşitlenme ve demografik dayanıklılık önemli olacak.
Güney Kurdistan bu konuda, özellikle Mesrûr Barzanî’nin başbakanlık dönemi ile birlikte başlayan, “emeğe ve üretime dayalı bir ekonomik geçiş” ile 2035 sonrası sürece hazırlık hamleleri başlatılmış. Eğer bu hamleler kesintiye uğramasa, ayak takılmasa; Güney Kurdistan bölgesinin 2025 sonrası, “rant ekonomisinin” çöküşü ve krizlerin patlak vermesi ile birlikte, refah topraklar olarak kendilerini krizlerden koruma fırsatını elde etmiş olacaklar.
Bu nedenle, Kürtler Arası Ekonomik Koordinasyonun sağlanması gerekiyor. “Birleşik Kürdistan ekonomisi” diye bağırmak yetmiyor, fiilen bu ekonomiyi kurmak gerekiyor. Peki bu şartlarda Kurdler bu bölünmüş ve parçalanmış haliyle nasıl kuracaklar böyle bir ekonomiyi? Bu soru çok önemli.
Kurdler, 120 yıldan fazladır onlarca silahlı mücadele deneyleri yaşadılar. Bu deneylerin tümü sonuçsuz kaldı. Fakat bugün dünyada yeni bir iletişim ve enerji sistemi kuruluyor. Eskiden önemli olan birçok şey önemsiz olacak ve bu değişim son 25 yılda korkunç düzeyde hayata damgasını vurdu. Yöntemler değişiyor, önemsiz gibi görünmüş birçok şey son derece önemli hale geliyor.
Bölgede 4 sömürgeci devlettin, bize karşı kurdukları kendi ittifaklarını parçalayarak, bir Kurdistan inşa etmemiz nerdeyse olanaksız olduğu görüldü. Biz, askeri olarak bu devletleri ve aralarındaki mevcut anti Kurd birlikteliği parçalayamadık. O zaman dünyadaki yeni süreçle birlikte bizim de yöntem değiştirmemiz lazım. Ama bir gerçeği asla unutmamak lazım; biz Kurdüz ve Kurdistan toprakları bizim vatanımız, bundan asla vazgeçmeyiz!
O zaman parçalar arası koordinasyonu sağlıklı bir şekilde sağlamamız lazım. Parçalar arası Ortak pazar, ortak lojistik, ortak fon. Dört parça arasında sınır ötesi tarım-gıda-zinciri, enerji kooperatifleri. “Sıfır Düşman, Maksimum Dost” Diplomasisini esas alan ilkeler ışığında harekete geçmemiz gerekiyor. Ama bu süreci eski geçersiz siyasi gericiliklerle, aptalca değil, gerçek anlamda ekonomik güç olma stratejisiyle yapmak gerekiyor. Kurdler, eski mücadele alışkanlıklarını terk etmeli. Kurd ve Kurdistan’ın çıkarlarını esas alan hamleleri hedefleyen bir sürece evrilmemiz lazım. Türkiye’yle, Şam’la, Bağdat’la pragmatik ticaret. Aynı anda uluslararası meşruiyet (AB, ABD diasporası). Kurdçe resmi dil, vatandaşlık, eğitim hakkı gibi tavizleri alırken; özerk ekonomik modelin parçalar arası kan dolaşımını hedefleyen kalıntılarını korumayı esas alan sistemimizi inşa etmemiz lazım.
Bu sistemin inşasında esas alınacak tedbir; taraf olmak değil, güç olmak esas alınmalıdır. Devletlere güvenmek 100 yıldır ihanet getirdi. Şimdi rant çöküyor, fırsat da burada. Radikal ama gerçekçi tedbirler: Kurd Ekonomik Bağımsızlık Cephesi Kurmamız gerekiyor. Tarımda Kurdistan ciddi zenginliklere sahip. Tarım ve gıda güvenliği sistemimizi kurabiliriz. Gıda Sanayi hamlesiyle, hem dört parça Kurdistan’da ve hem de diasporadaki Kurd sermayesiyle küçük ölçekli yenilenebilir projeler (güneş, rüzgâr, biyogaz). Geliştirmemiz zorunlu. Teknolojik gelişim bize açıkça; “10 yılda rant sonrası ekonominizi kurmazsanız yok olursunuz”(!) diyor.
2026-2035 arası petrol-doğalgaz hâlâ kral ama, fiyat baskısı ve yenilenebilir rekabet, rant ekonomisini eritiyor. Dört parça Kurd coğrafyası, rant ekonomisinden çıkmak zorunda.
Bunun tek garantisi de yukarda anlattığım gibi kendi ekonomisini yaratarak, bölgede ve uluslararası sermaye ağı içinde güç olarak yerimizi almamızdan geçiyor.
Not:David Ricardo: Sefarat ailesi Yahudi kökenli bir aile dan doğma, (18 Nisan 1772, Londra – 11 Eylül 1823, Gloucestershire), klasik iktisadın en önemli isimlerinden biri olan İngiliz politik ekonomist, borsa yatırımcısı ve milletvekilidir. Adam Smith’ten sonra klasik iktisat okulunun en etkili düşünürlerinden kabul edilir.
Şeyhmus Özzengin



