Apocu Hareketin “Büyüttüğü” Dağ Fare Doğurdu!

“Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”(!) ve Yenilgi:
Türkiye’de “Terörsüz Türkiye”, “süreç”, “çerçeve yasa” gibi adlarla uzun süredir tartışılan düzenlemenin detayları ortaya çıktı. Yasa, 12 maddelik teklif, PKK/KCK’nin fiili varlığına son verdiğinin ve silah-mühimmat tesliminin güvenlik kurumlarınca tespiti ile Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından teyidini ön şart olarak koyuyor. Bu şart, Abdullah Öcalan ve örgütü açısından, bir teslimiyet ve yenilgi kabulüdür.
Bu teyidin Resmî Gazete’de yayımlanmasından sonra altı aylık başvuru süresi başlıyor. Kapsam, örgütü kurma/yönetme, üyelik, yardım, propaganda ve terör finansmanı ile örgütün faaliyeti kapsamında işlenen belirli suçlarla sınırlı. Kasten öldürme ve 1 Haziran 2005 öncesi müebbet/ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlar kapsam dışı tutuluyor.
Soruşturma/kovuşturma ve cezalar için 5 veya 10 yıllık erteleme öngörülüyor; süre suç işlenmeden geçerse düşme veya infaz edilmiş sayılma söz konusu. Hak yoksunluklarının kaldırılması için Kurul’un dönemsel değerlendirmesi ve belirli süreler (2 veya 3 yıl) aranıyor. Takip için Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bakanlar ve istihbarat temsilcilerinden oluşan bir Kurul ile TBMM İzleme Komisyonu kuruluyor. İzleme Komisyonu, PKK’ya ilişkin süreci izleyecek ve denetleyecek!
Teklif metni, Kurd milletinin varlığına, diline, kimliğine, siyasi temsiline veya kendi toprakları üzerinde egemenlik hakkına dair hiçbir hüküm içermiyor. Bu, yasanın temel karakterini belirliyor: Silahlı örgütün tasfiyesini ve üyelerin bireysel hukuki statüsünü düzenleyen, devletin güvenlik ve bütünlük önceliğine dayalı bir çerçeve. Bu çerçeve de örgütün, siyasi olarak hiçbir hak talep etmeden, elde etmeden teslimiyeti ve tasfiyesini amaçlamaktadır.
Yasanın somut içeriği ve sınırları
Yasa, klasik anlamda 100 yıldır Türk devletinin her Kurd direnişi sonrası Kurdlere dayattığı bir “etkin pişmanlık” yasasıdır. Yasa; önce örgütün “teslim olması”nı “silahları teslim etmesi”ni ve örgütün ortadan kalktığının resmi teyidi şart koşuyor!
Yasa, Kurd milletine ilişkin değil, örgüte ilişkin; Erteleme mekanizması koşullu ve süreli; yeni suç işlenmesi durumunda sonuçlar değişeceğini açıkça beyan ediyor. Tutukluluk ve adli kontrol kalkabiliyor, ama kasten öldürme gibi ağır suçlar ve eski müebbetler yasa kapsamı dışında bırakılıyor. Zamanaşımı erteleme süresince işlemiyor. Uygulama, mevcut yargı mercilerinde ve merkezi Kurul denetiminde yürütülecek. Silah teslimi ve kayıt için Milli Savunma ve İçişleri bakanlıklarının ortak genelgesi öngörülüyor.
Bu yapı, 2010’ların “çözüm süreci”ndeki 6551 sayılı kanundan farklı: Orada daha geniş siyasi, hukuki ve sosyo-ekonomik adımlara yetki vardı. Burada odak dar: PKK/KCK’nın fiili sona ermesi ve bireysel ceza ertelemesi. “Kürt sorunu”nun siyasi boyutuna, anayasal vatandaşlık tanımına, anadil eğitimine, yerel yönetime veya kültürel haklara dair düzenleme yok! Dolayısıyla, uzun süredir alanlarda Dem Parti, örgüt ve İmralı Sekreteryası tarafından şişirilen süreç, tamamen aldatmaca ve yalan-kurgu olduğu ortaya çıktı. Bu da yasanın sürekli ertelenmesinin bir nedeni olarak anlaşılabilir. Dağın fare doğurduğu nokta da burası.
Kurd milli hakları perspektifinden bakış
Kurd milli ve siyasi taleplerine ilişkin, A. Öcalan-Sekreteryası ve PKK-DEM Parti üçgeninde; “devlet, federasyon, otonomi ve kültürel haklar”ın tamamen reddi vardı. Doğal olarak da hiçbir süreçte bu hakka ilişkin bir talep de ileri sürmediler. Bütün Talepler “A. Öcalan’ın statüsü ve teslimiyet sürecine ilişkin prosedür” üzerine yoğunlaştı.
“Silah bırakma” ve bireysel “entegrasyon” yolu açılırken, millet olarak tanınma, kolektif haklar veya anayasal reform söz konusu değil. Bu Kurd milleti açısından, “işgalci ve inkârcı yapının yeniden organize edilmesi” ve “PKK kadroları için etkin pişmanlık kapısı” olarak okunuyor: Devlet, örgütün silahlı varlığını sonlandırıp üyeleri denetimli biçimde topluma katarken, Kurd kimliğinin siyasi ve hukuki statüsünü değiştirmiyor. Bu da örgütün hiçbir hak talep etmediği ve milli taleplere ilişkin bir ilke ileri sürmediği anlaşılıyor. Zaten basında da “Öcalan’ın özgürlüğü” dışında, buna ilişkin bir talep ileri sürülmemiştir. Aylardır ileri sürülen “müzakere” ve Kurd milletini “oyalama” tartışmaları bu boşluğu daha net görünür kılmaktadır.
Tarihsel olarak Türkiye’de Kurd ve Kurdistan meselesi; inkâr, güvenlik, asimilasyon ve zaman zaman kısmi kültürel açılımlar arasında salınmıştır. 1990’lar ve sonrası “etkin pişmanlık” düzenlemeleri, 2000’ler AB reformları, 2013-2015 süreci ve şimdiki “Terörsüz Türkiye” çerçevesi, silahlı çatışmayı bitirme önceliğini korumanın dışında yeni bir şey amaçlamıyor. Kurd milleti için milli haklar talebi (Kurdlerin kendi toprakları üzerinde egemenlik hakkı olarak tabir edebileceğimiz, kendi kaderini tayin, federalizm veya güçlü özerklik) ise Türk devlet geleneğinde “bölünme tehdidi” olarak görülüyor ve anayasal “tek millet, tek devlet” ilkesine aykırı bulunuyor. Bunlarla ilgili en ufak bur değişiklik yok. Yani Türk devletinin Kurd fobisi devam ediyor! Bu yasa da o çizgiyi sürdürüyor: Bireysel cezai sonuçları yumuşatırken kolektif siyasi dönüşüm sunmuyor.
Karşı perspektifler ve gerçeklik
Türk resmi ve milliyetçi-ırkçı bakışta yasa, “40 yılı aşkın terörün bitirilmesi, toplumsal bütünlüğün güçlendirilmesi” ve “milli dayanışma” için pratik bir araçtır. Burada Öcalan-PKK ve DEM Parti, Türk devlet geleneğini yeniden R-organize etme, güçlendirme aracı olarak kullanılıyor. PKK’nın silah bırakması ve tasfiyesi teyit edilmeden hiçbir hukuki avantaj verilmemesi, “önce silahlar susacak” yaklaşımını; esasında son Kurd direnişinin A. Öcalan-Örgütü ve DEM Parti kimliğinde, Kurd milletine yenilgi olarak dayatılıyor. Yenilginin kurumları ve araçları olarak alanlarda; “Genel af, kişiye özel statü (Öcalan dahil) veya siyasi pazarlık sonucu kolektif haklar” da yok; bu, “kırmızı çizgiler”in korunduğu ve duvara çarpıp geri döndüğü ve bunların da (Apocu Hareket) bu “kırmızı Çizgiler”i kabul ettiği anlamına geliyor. A. Öcalan-PKK ve DEM parti’ye destek veren Kurd Mağdur aileleri, katledilen 150 bin Kurd çocuğu, boşaltılan 5 bin köy ve 17 bin “Faili Mechul” cinayet açısından da, Türk devletini bu düşük yoğunluklu savaş sürecinde yaptığı bütün katliam ve barbarlıktan aklanıyor ve devlet de, Öcalan da, PKK de aklama kapsamına alınıyor.
Uluslararası hukuk ve insan hakları açısından bakıldığında, silahlı örgütün tasfiyesi ve üyelerin adli süreçlerinin koşullu ertelemesi, çatışma sonrası geçiş adaleti modellerinde görülebilir. Ancak Kurdlerin anadil, kültür ve siyasi katılım talepleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, AB ilerleme raporları ve bazı uluslararası belgelerde “azınlık hakları” çerçevesinde tartışılıyor. Yasa bu alana bile dokunmuyor; dolayısıyla “kalıcı barış” için kurulan mizansen, TC’nin kurulduğu 1920’den bu yana tekrarlanan direniş sonrası prosedürlerden ve devletçe dayatmalardan farklı değil.
PKK/KCK’nın silahlı varlığını sonlandırma ve belirli suçlardan yargılananların koşullu erteleme yoluyla topluma katılımını sağlama amacını taşımasının, Kurd ve Kurdistan sorunu çözümü ile zerrece bir ilişkisi yok. Kurd millet olmaktan kaynaklı kolektif haklara (dil, kimlik, siyasi temsil, özerklik) dair hiçbir adım içermiyor. Bu, devletin güvenlik ve üniter yapı önceliğini yansıtan bir tercih. Kurd siyasi aktörleri ve Kurd kamuoyunun bir kısmı için bu, oyalama ve bireysel “pişmanlık” yolunun açılması anlamına geliyor. Gönüllü bir teslimiyet ve Kurd milletine yenilgiyi dayatmaktır; devlet açısından ise “terörün bitirilmesi” ve “toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi”dir. “Kalıcı çözüm, silahların susması”ndan sonra “anayasal, siyasi ve toplumsal reformlar”ın beklentisi ise örgütün yarattığı bir kandırmacadır. Türk devletinin böyle bir programı yok ve olmaz da. Kurd ve Kurdistan inkârı sürdüğü, işgal ve sömürgeci sistem var olduğu sürece Türk devletinde “reform, demokratikleşme” ve “demokrasi” hayaldir. Çünkü Kurdistan’ı elinde bulundurmayı sürdürmek için bütün baskı ve zor mekanizmalarını da korumak ve yürütmek zorundadır. Bu kurulan sistemin gereğidir.
Şeyhmus Özzengin




