Mykonos Katliamı’nın 34. Yılında PDKİ’den Açıklama: “İran Rejimi Tarihinin En Ağır Tecrit ve Krizini Yaşıyor”

İran Kürdistan Demokrat Partisi (PDKİ) Yürütme Kurulu, Genel Sekreter Dr. Sadık Şerefkendi ve üç arkadaşının Almanya’nın Berlin kentindeki Mykonos Restoranı’nda katledilmelerinin 34. yıl dönümü vesilesiyle kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada Mikonos Katliamı’nın tarihsel boyutlarına vurgu yapılırken, İran İslam Cumhuriyeti’nin bugün içinde bulunduğu askeri, ekonomik ve diplomatik krizler değerlendirildi.
Mikonos Katliamı: Telafisi Güç Bir Kayıp
17 Eylül tarihi, Dr. Sadık Şerefkendi, PDKİ Yurt Dışı Temsilcisi Fettah Abdoli, Almanya Temsilcisi Hümayun Ardalan ve muhalif siyasi aktivist Nuri Dehkordi’nin Berlin’de katledilmelerinin 34. yıl dönümüdür. PDKİ Yürütme Kurulu, Dr. Kasımlo’nun suikast sonucu şehit edilmesinin ardından yaşanan bu ikinci büyük kayboluşun, Kürt ulusal hareketi ve parti bünyesinde derin yaralar açtığını belirtti.
Açıklamada Dr. Şerefkendi’nin akademik ve siyasi geçmişi şu sözlerle özetlendi:
“Tahran Yüksek Öğretmen Okulu’ndaki eğitiminin ardından Mahabad ve Urmiye’de öğretmenlik yapan Dr. Şerefkendi, Fransa’da kimya alanında doktora derecesi almıştır. Fransa yıllarında Dr. Kasımlo ile tanışarak mücadeleye katılmış; ülkesine döndükten sonra akademisyenlik görevini sürdürürken gizli siyasi faaliyetler yürütmüştür. İran Halklar Devrimi sonrası mücadelesini açık alana taşıyan Şerefkendi, Dr. Kasımlo’nun şehadetinin ardından Merkez Komite’nin oy birliğiyle Genel Sekreterlik görevine getirilmiştir.”
Parti, Sosyalist Enternasyonal toplantısı için Berlin’de bulunan Şerefkendi ve arkadaşlarının hedeflenmesine rağmen, bünyesindeki kolektif liderlik geleneği sayesinde mücadelesini kesintisiz biçimde sürdürdüğünü vurguladı.
Almanya ve Avusturya Yargısı Arasındaki Tarihi Fark
Açıklamada Mikonos Davası’nın hukuki sürecine geniş yer verildi. İran rejiminin tüm engelleme ve baskı girişimlerine rağmen Alman yargısının bağımsız ve cesur bir tutum sergilediği ifade edildi. Berlin Mahkemesi’nin 10 Nisan 1997 tarihinde açıkladığı tarihi kararla, Tahran’daki en üst düzey devlet yetkililerini bu terör eyleminin azmettiricisi ve planlayıcısı olarak mahkûm ettiği hatırlatıldı.
Buna karşılık Avusturya makamlarının tutumu sert bir dille eleştirildi:
“Avusturya polisi ve yargısı, Dr. Kasımlo suikastına ilişkin elinde sarsılmaz deliller bulunmasına rağmen, dönemin hükümetinin siyasi Müdahalelerine boyun eğmiştir. Eğer Avusturya yönetimi de Almanya gibi ilkeli ve bağımsız bir hukuki duruş sergileseydi, Tahran yönetiminin Avrupa’daki terör çarkı o dönemde durdurulabilir ve Mykonos dâhil sonraki katliamların önüne geçilebilirdi.”
“İran Rejimi Her Zamankinden Daha Fazla Tecrit Edilmiş Durumdadır”
PDKİ Yürütme Kurulu, mevcut bölgesel denklemde İran’ın küresel çaptaki konumuna dikkat çekti. Rejimin vekil örgütler üzerinden yürüttüğü çatışmacı ve müdahaleci politikaların Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırdığı, bu durumun Uluslararası toplumun sert tedbirler almasını zorunlu kıldığı kaydedildi.
Son bir yıl içerisinde İran’ın yaşadığı iki sakvaş sürecinin ardından rejimin ağır bir baskı altına girdiğine işaret edilen açıklamada şu tespitlere yer verildi:
Ekonomik Çöküş: Ağırlaştırılmış yaptırımlar ve ulusal para birimindeki tarihi değer kaybı, halkı kitlesel bir açlık riski ve ağır geçim şartlarıyla karşı karşıya bırakmıştır.
Nükleer Dosya ve Güvenlik Konseyi: İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile iş birliği yapmaması nedeniyle nükleer dosya BM Güvenlik Konseyi’ne sevk edilmiştir. Güvenlik Konseyi, 19 Xermanan 1405 (10 Eylül 2026) tarihinde yaptırımların yeniden yürürlüğe konması (snapback) kararını onaylamıştır.
Kızıldeniz Krizinin Etkileri: Devrim Muhafızları’nın talimatıyla Yemen’deki Husilerin Babülmendep Boğazı’nı seyrüsefere kapatması, küresel ticaret güvenliğini doğrudan tehdit etmekte ve Avrupa ülkelerini rejimle yeni bir çatışma boyutuna taşımaktadır.
“Kadın, Yaşam, Özgürlük” Hareketinin 4. Yılı ve Birlik Çağrısı
16 Eylül tarihinin aynı zamanda Jina Emini’nin katledilmesiyle başlayan “Kadın, Yaşam, Özgürlük” devriminin 4. yıl dönümü olduğu hatırlatıldı. Emini’nin katledilmesinin ardından Kürdistan merkezli başlayan halk ayaklanmasının, Kürt siyasi hareketlerinin ortak iradesi ve halkın firesiz katılımıyla tarihi bir boyuta ulaştığı ifade edildi.
Metin, muhalefet gruplarına yapılan stratejik bir birlik çağrısıyla son buldu:
“Dr. Sadık Şerefkendi, katledildiği sırada İranlı muhalif aktörlerle ortak mücadele zeminini görüşmekteydi. Aradan geçen 34 yılın ardından, Kürt halkının ulusal haklarını güvence altına alacak ve bu terör rejimine son verecek güçlü bir muhalefet ittifakına olan ihtiyaç her zamankinden daha elzemdir. Dr. Sadık Şerefkendi, Fettah Abdoli, Hümayun Ardalan, Nuri Dehkordi ve tüm Kürdistan şehitlerinin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.”




