Komisyon’un İmralı’ya gidip Öcalan ile görüşmesi ne anlama geliyor?

Komisyon’un İmralı’ya gidip Öcalan ile görüşmesi ne anlama geliyor?

25 Kasım günü Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan ile görüştü. Yaklaşık üç aydır Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de gündem “Komisyon İmralı’ya gitsin mi? Öcalan ile görüşsün mü?” hususundaydı.

Tartışmanın ana başlıkları ise şöyleydi: “Komisyon İmralı’ya gitsin mi, gitmesin mi? Öcalan ne söyledi; Öcalan hangi kuruma-toplantıya mesaj gönderdi, YPG için ne dedi?”

 Süreç denen durum bir yıllık bir zamandır yürüyor. Buna rağmen Kuzey Kürdistan’da “Anayasada Kürtlerin yeri, Kürt dili, Kürtlerin kendi zenginlikleri üzerindeki hakları, yönetim biçimi” gibi hususlar ne toplumun ne de Öcalan, feshedilen PKK, DEM Parti, AKP, MHP ve bili mum siyasi yapıların gündeminde değil. Yani kimse kalkıp bu 20 milyon Kürd ne olacak diye sormuyor.

Peki gerçekten Komisyon’un İmralı’ya gitmesi Öcalan’ı muhatap yapar mı?  Bu komisyon meselesini nasıl okumak gerek?

Öcalan’ın çevresi yani feshedilen PKK, DEM Parti vb Komisyonun İmralı’ya gidişini bir zafer olarak görüyor ve halka da “Devlet Öcalan’ı muhatap kabul etti yani zafer kazandık” diye sunuyor.

Türk devleti açısından da durum benzedir. Devlette zafer kazandığını düşünüyor. Evet bazı Kemalist- Ergenekoncu çevreler Komisyon’un İmralı ziyaretine karşıydı. Çünkü bunun Erdoğan’ın zaferi olarak görüyordular. Gerçekte de “sürecin” ana sahipleri Bahçeli ve Erdoğan bu ziyaretten memnunlar.

Erdoğan her ne kadar Bahçeli kadar öne çıkması da bu süreçten faydalandı.  Tahtını zorlayan CHP ve İmamoğlu’nu bu süreç vesilesi ile iyice sıkıştırdı hatta diskalifye etti.  CHP’de İmralı’ya gitmeyerek Kürtlerin kendisine oy vermesini zora soktu. Bahçeli ise o kadar istekli devlet içindeki farklı seslere karşı çıkmak için “kalkıp ben giderim” dedi.

Basit bir soru: Türk devletinin has adamı Bahçeli sizce Öcalan’ın ne söyleyeceğini bilmeden mi komisyon gitsin diye bu kadar ısrar etti? Mümkün değil.  Öcalan Komisyona neler söyleyeceğini harfi harfine belirlenmiştir ve Öcalan bunu konuşmuştur.

Biraz Türk devletini biraz da PKK tarihini bilen herkes bu gerçeği görür.

Komisyon’un İmralı’ya gitmesi Öcalan’ı muhatap yapar mı?

Devletin Öcalan’ı muhatap alma sorunu yoktur.  Çünkü zaten bu devlet Öcalan’ı tek muhatap yapmak için yıllardır uğraşıyor.  Türk devleti ve Öcalan arasındaki ilişki hiçbir zaman kopmamıştır.

Öcalan 1986’dan sonra Şam’da Türk devletinin askeri ateşesi ile aynı binada oturuyordu.

1996 yılında devletin bir kanadı Öcalan’ı öldürmek isteyince Türk devletinin başbakanı Mesut Yılmaz haber gönderip “Suikast yapılacak dikkat etsin” haberi gönderdi.

Bu listeyi uzata biliriz. Bunları neden hatırlatıyoruz? Çünkü Türk devletinin Öcalan’ı muhatap alma sorunu yoktur Hayatını koruduğu adamı niye Muhatap almasın, elbette alacaktır.  Bu devletin zayıflığı değildir stratejik programının başarısıdır.   Bu devlet, yıllardır emek vererek Öcalan’ı Kürtler içinde tek lider olması için yol açtı.

Öcalan ,1999’da İmralı’da Türk Ordusu komutanı Hasan Atilla Uğur’a şunu söyledi: “Ben taşeronum, beni kullanın, ben Türkiye için her yerde kapıları açacağım”.  Hatta bununla yetinmedi “Erbil’i beraber alalım, Hakkari’ye Türkçe öğreteceğim” dedi. Öcalan verdiği sözler nedeni ile asılmadı. Türk devleti Öcalan’ı kuluçkaya yatırdı.  Şimdi ise sonuçlarını almak istiyor. Öcalan’a Rojava’nın özgürleşmesi önünde set olma görevi vermiştir ve bu görevin hakkını vermesini istiyor. Bunun için ne gerekirse o yapılacak.

24 Kasım günü komisyonun İmarlıya gidişi Öcalan ve devlet arasındaki “Proje müdürü-taşeron” ilişkilerinin Türk devletinin çıkarları gereği yeni bir maske ile halka sunulmasıdır.

Bu muhatap almak değildir… Bu devlete Kürtleri nasıl sisteme entegre edileceği konusunda danışmanlık yapan Abdullah Öcalan’ın muhattap etiketi ile topluma sunulmasıdır.

Mesele Rojava’dır. Öcalan ise Rojava’da YPG’ye tek yol olarak entegrasyonu dayatmaktadır. Zaten kamuoyuna yansıtıldığı kadarı ile Öcalan giden komisyona “Suriye’de rol almak istiyorum” demiştir.  Öcalan Suriye’de ne rol oynayacak. Türk devletinin kollarında Kürtlerin çıkarları için bir şeyler yapmasının imkanı var mıdır? Yoktur.  İşte tüm mesele budur.

Kürtler Öcalan’ın Muhatap alınması hikayesine inanmalıdır. Asıl sevinilmesi gereken şudur, Ortadoğu’da tamda kartlar yeniden dağıtılırken Öcalan çıkıp: “Ben tutuklu bir insanım, koşullarım sınırlıdır, siz dışardasınız, sizin çıkarlarınız önemlidir, geniş birlikler kurun, herkesle tartışın siz karar verin, muhatap sizsiniz” demelidir.

 Öcalan tam tersini yapmıştır. Türk devletinin kollarında “muhatap olabilecek PKK’yi dağıttı, DEM Parti’yi işlevsizleştirdi, şimdi de sıra Rojava’da”. Öcalan tek adam olmak istiyor. Bunun içinde Kürt davasını kurban etmekten çekinmiyor.

Kürtler bu konularda aymadıkça da biz daha çok “Öcalan komisyona şöyle dedi, böyle dedi, şunu gördü, bunu konuştu” vb magazin meseleleri ile ilgileneceğiz. O zaman kadar da Ortadoğu’da atı alan Üsküdar’ı geçer…