Eşrefiye ve Şeyh Maksud çatışmaları, hatalar, riskler ve fırsatlar…

Halep’teki iki Kürt mahallesi Eşrefiye ve Şeyh Maksud’daki çatışmalar devam ediyor. Hem bu iki mahalledeki Kürtler hem de dört parça Kürdistan halkı Kobani’deki gibi bir direniş sergiledi. Bu satırlar yazılarken Rojava yönetimi güçlerini çekeceğini açıkladı, fakat 1 Nisan anlaşmasına dikkat çekti ve şartlı kabul etti. Şimdilik bu anlaşmanın uygulanıp uygulanmayacağı tam olarak bilinmiyor.
Fakat Halep’te yaşananlar öyle bir oldu bitti ile üzerinden atlanacak şeyler değil.
Halep çok önemli bir konumda. Halep’ten çıkınca doğal olarak tüm Fırat’ın Batısından çıkmış oluyorsunuz. Ve sıra ondan sonra geliyor Derazor ve Rakka’ya. Yani Fırat’ın batısındaki son noktaya geliyorsunuz. . Ayrıca Halep’te Suriye’nin en büyük şehri. O şehirde nüfusu 400 binden fazla olan tekstil atölyeleri olan önemli iki mahalleyi kontrol etmek Kürtler için önemliydi. Elbette ki şimdi çıkınca da Kürtler her şeyi kaybetmiş olmayacak fakat kaybedilmeye de bilinirdi. Ve Suriye dosyası daha kapanmış değil, daha çok tartışma olacak. Bunun için Rojava yönetiminin sorması gereken sorular, vermesi gereken cevaplar ve alması gereken kararlar var.
Kürtler neden başarılı olamıyor?
3 yıl önce Rojava’da Kürt gücü Batılı ülkeler nezdinde kahramandı, dünyayı kurtaran kadınlardı, özgürlük melekleriydi. Tam da o zaman Colani’de terörist bir radikal İslamcıydı. Üç yıl sonra nasıl oldu o terörist da dünyayı kurtaran kadınların ve erkeklerin ordusuna, halkına meşru bir güç olarak saldırıyor. Aynı gün Avrupa heyetini ağırlayıp bir de üstüne para (hibe) alıyor”. Ne değişti, Kürtler neden o yere gelemedi?
Elbette ki dünyada bir anti-Kürt nizamı var ve tüm köşe başları tutulmuş. Başını bazı batılı devletlerin ve lobilerin çektiği yapılar Kürtlerin ekonomik ve siyasi güç olmasını kendi çıkarına uygun görmüyor. Sömürgeci devletler de benzer biçimde. Fakat bunlar işin bir yanı. Rojava’da 2012 yılından bu yana sistematik olarak yapılan bir hatalar zinciri var.
Rojava’da PKK etkisi…
Evet Rojava’daki direnişi sahipleniyoruz, her Kürt Rojava için elinden geleni yapmalıdır. Fakat geçmişi de hiç yaşanmamış, her şeyi pir u pak göremeyeceğimiz gibi eleştiri hakkımız da vardır. Bunun için net söylemek gerek; Arap Baharının başından itibaren PKK, Rojava’ya büyük kaybettirdi. Bunu söylediğimiz zaman deniyor ki “PKK, olmasa Rojava olmazdı. Tam tersidir Rojava olmasa PKK son on yıl çok daha kötü durumda olurdu. 2012’den günümüze PKK’nin tüm ekonomisi, ağır kadro yapısı, geri cephesi, propaganda çalışmaları hepsi Rojava üzerinden yürütüldü. Avrupa’da Amerika’da kendine yer buldu. Evet PKK Rojava’ya kadro gönderdi, sistem kurdu ama sonra da o sistemin sırtına bindi. Ve Rojava’nın bir Rojavalı kimlik kazanmasına engel oldu. Sürekli kadroların iradesine ipotek kondu.
Mesela Rojava’nın Kürdistani taleplerinin olmaması PKK’nin ideolojik icadıdır. “Kürt ve Kürdistani taleplerde” bulunmadı. Bunun yerine demokrasi, özgürlük, kadın hakları vb söylemleri kullandı. Öyle bir duruma geldi ki neredeyse Rojava adını kullanan hain ilan edilecekti, adını “Bakure Suriye” yaptılar. Gül gibi federalizm, konfederalizm, gibi kavramlar varken kimse ne istediklerini anlamsın diye Kanton diye sistem uydurdular. Rojava Kürtlere saldırının merkezi yapıldı. Kürt düşmanlığının merkezi yapıldı. Rojava muallakta tutuldu. Neden? Bunlar öngörüsüzlük değildi veya hata değildi bunlar bilinçli tercihlerdi. Ve tüm bunların arkasında Öcalan vardı.
Öcalan ve yine Öcalan….
Suriye’de süreç başladığı zaman yani 2012 yılında yine Öcalan bir çözüm süreci ile ortaya çıktı ve Rojava sürecine müdahale etti. Rojava’yı Batı’dan uzak tutmaya teşvik etti. Öcalan 2012 yılında Rojava için şöyle söyleyecekti “İsrail’in küçük Kürt devleti oyununa kanmayın, biz hakların özgürlük sistemini kuracağız” yani Öcalan o zaman Rojava’yı sistem içinde tutmak istedi. İster Türkiye ister Esad ama yeter ki sistem için olsun. Öyle oldu. Bundan Türkiye daha kazançlı çıktı.
Efrin’i, Sere Kaniye’yi işgal etti, çeteleri buraya yerleştirip bir geri cephe kurdu, toprak kazandı.
Yine Öcalan tam Esad rejiminin düştüğü dönemde ortaya çıktı. Ve Rojava’yı oyaladı. Ha Türkiye ile anlaşma olacak, ha çözüm süreci denirken Rojava Esad’ın ilk devrildiği 6 ayı kaybetti. Colani pragmatik yaklaştı, herkese sözler verdi, kullanışlı bir duruş gösterdi ve siyaseti ele aldı. O arada Rojava halkı “Komünal sosyalizm ve Öcalan’a özgürlük” sloganları atmak için sokaklarda yürütülüyordu. Nisan ayında yaptığı görüşmede Rojava için “İsrail’in Haşdi Şabisi olmuşlar” dedi. Yani Rojava’da bir yıldır Kürtlerin elini kolunu bağladı. Hiç kimse ile ilişkilenmesine izin vermiyorlar.
İmralı-Kandil-Türk devleti arasındaki iki çözüm süreci de Rojava’da büyük bir sapma ve eksen kaymasına yol açtı. Çünkü zaten bu süreçler Öcalan’ın Rojava’yı yanlış bir mecraya yönlendirmesi için organize edilmişti.
Acaba Rojava yönetimi bunu görebiliyor mu? Bunu yıkacak gücü var mı bilemiyoruz. Çünkü bundan sonraki süreci bu belirleyecek. Rojava yönetimi Öcalan’ın kendilerini manipülasyonunu durdurmalılar. Öcalan’ı tümden reddetmeseler bile sadece manevi veya sembolik bir lider kabul edip kendini kaderini Öcalan’ın elinden almak zorundadır.
Diğer bir zorundalıkları da şudur Rojava’da sorun Kürt olarak anayasaya geçme sorunudur. Bunun için hayali kavramlarla değil somut ve Kürdistani taleplerle sahaya çıkmalıdır.




