Eşrefiye ve Şeyh Maksud çatışmalarının askeri ve siyasi sonuçları üzerine…

Eşrefiye ve Şeyh Maksud çatışmalarının askeri ve siyasi sonuçları üzerine…

7 Ocak günü Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da başlayan çatışmalar ayın 11’inde sabaha karşı yapılan açıklama ile sona geldi. Dört günlük çatışma içinde iki mahalledeki Kürtler göçe uğradı ve büyük acılarla karşı karşıya kaldı. Kürt halkının oğulları ve kızları bu mahallelerde büyük bir direniş göstererek şehit düştü. Şehitlerin ve halkın kahramanlığının önünde saygı ile eğiliyorum.

Kürtler Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de büyük bir direniş gösterdi. Halkın direnişini sahiplenmek ve desteklemek Kürt olmanın hatta insan olmanın şartı.  Medyada ki acı dolu videolar, çetelerin insanlık dışı muamelesi hepimizi büyük sarstı ve aşırı duygusal bir atmosfer oluştu. Fakat gençlerin ve halkın kahramanlığı askeri ve siyasi yönetimin stratejik hatalarını örtmez.

Halep’te hem askeri hem de siyasi olarak yapılan büyük stratejik hatalar var.

Rojava yönetimi 2014’ten beri ABD ile iç içe ve çok iyi biliyor ki ABD Rojava için Türkiye ile olan ilişkilerini feda etmez.  Bunu Efrin’de, Sere Kaniye’de, net gördük.  Ve Rojava özerk yönetimi ile SDG-YPG güçlerinin Halep’ten çıkmasının ABD destekli bir proje olduğu da Tıl Rıfat’ta ve Minbiç’ten çıkma döneminde görüldü. Yani SDG bir Halep savaşında kendisine Batı’dan bir destek verilmeyeceğini iyi biliyor. Yani Halep’te SDG tek başına savaşacak.  Ve eninde sonunda oradan çıkarılacak. Peki buna rağmen neden çatışmaya girildi.

Direnin kararı PKK’den

Elimizdeki bilgilere göre Mazlum Abdi’nin 4 Ocak’ta Şam’a yaptığı ziyarette kendisine ya çıkın ya da saldıracağız dendi. Mazlum Abdi Rojava yönetimini toplayarak ortak karar almak istedi. Toplantıda içinde İlham Ahmed’in de olduğu bir gurup çıkalım, çatışma olmasın dedi.

Feshedilen PKK’nin şimdiki yönetimi yani “Kandil diyelim” bunu kabul etmedi. Türkiye’ye karşı elini güçlendirmek ve mesaj vermek için Şeyh Maksud ev Eşrefiye’de “direnin” kararı verdi. PKK’nin Rojava’da bir PKK Rojava ve Ortadoğu Koordinasyonu adında bir yapılanması var. Adı şimdi ise APO’cu Hareket Koordinasyonu bu koordinasyonda da Mustafa Karasu, Bahoz Erdal ve Aldar Xalil gibi isimler var. APO’cu koordinasyon Kandil’in kararını dayattı ve geri kalan Rojava yönetimi karşı koyamadığı için direnme kararı çıktı.

2019 yılında Gire Spi’de Türk devleti operasyonu sırasında da PKK yine “direnin, halkı çıkarmayın” dayatmasında bulundu. Mazlum Abdi tek başına inisiyatif alarak halkı geri çekti ve büyük bir katilamı engelledi. Bu kez de aynı şeyi yapmalıydı.

4 günlük çatışmanın sonunda ağır bir bilanço var.  Yüzden fazla şehit, esir, yaralı göç etmiş 300 bin insan var. İnsanlar yıllardır uğraşıp didinip yaptıkları evleri kaybetti, işlerini kaybetti iki mahalledeki 400 bine yakın Kürt ağır bir ekonomik, sosyal ve psikolojik çöküş ile karşı karşıya.  Eşrefiye ve Şeyh Maksud travması diyebileceğimiz bir durum aslında tüm Kürtler üzerinde etkili oldu.

Yani PKK yine Türk devletine mesaj göndermek için halkı kurban etti ve Kuzey’deki Hendek Savaşları faciasının daha kötü ve ağır bir durumu yaşandı.

Sonuçtan SDG ve YPG sorumludur

SDG’nin iki mahalleye destek göndermediği ve sadece sivil güçlerin direndiği yönündeki söylem gerçeği tam olarak ifade etmemektedir. SDG ve YPG her iki mahalledeki çatışmalara resmi olarak katılmasa da yaşanan askeri durumdan her iki güç sorumludur.

Halep gibi bir yerde şehrin 5’te birlik bölümünde bir mevzi savaşı verildi. İki mahalle 5 saat içinde çembere alındı ve mahallelerde çatışmalar yaşandı. Bu iki mahalle daha 2012 yılında özerk yönetim ilan edilen yerler. Yani tam 13 yıl Rojava yönetimi ve YPG tarafından idare edildi. Peki hiçbir hendek ve yer altı düzeni kazılmadı mı da dört gün içinde çeteler tüm mahallelere girdi. Asayişte yer alan gençler kendi bedenlerini patlatarak direnmek zorunda kaldı. Onlar bedenlerini patlatarak kahramanlıklarını gösterdiler fakat onarı bu sona mahkum edenler bu halka açıklama yapmak zorunda..

Rojava yönetimi PKK’nin “ölmek direnmektir” siyasetini bırakmalıdır

Mahalleleri korumak için yapılması gereken savaşı tüm Halep şehrine yaymaktı. Çeteler arkadan vurulmalıydı. Bunu da yapmadılar neden çünkü bunun siyasal yükümlüğü olurda, ABD ile ilişkiler gerilirdi, Şam ile masa devrilirdi. Sonuç olarak pazarlık yapılırken Kürt gençleri vahşi IŞİD artıklarının önüne atıldı. Yani diplomasi de elini güçlendirmek için ölecekleri biline biline o savaşçılar bırakıldı. Bu acı bir durumdur. Fakat bu yol tercih edildi. Bu PKK’nin mantalitesidir. “Gençleri mevziye ver, kahramanlık yapsın, şehit olsunlar nasılsa biz bu şehitlerle kitleyi motive eder kendimize propaganda yaparız”. PKK yıllardır bu siyaseti uyguluyor. Hiçbir yerde kazanmıyor, ama verdiği şehitlerle motive oluyor, yeni şehit olacak insanlar kazanıyor. Maalesef ki Rojava yönetimi de aynı yolu tercih etti.

PKK Hendek Savaşında Mehmet Tunç ve arkadaşlarını “sonuna kadar direneceğiz” diyerek bodrumda bıraktı ve canlı canlı yakıldılar. Halep Asayiş Yönetimi Ziyad Haleb’in sonu ile Mehmet Tunç’un sonu aynıdır. Ölmek dışında kendilerine yol bırakılmamıştır.  Direnmek ölmek değildir. Direnmek genç bedenlerin propaganda için harcanması değildir.

Başta Mazlum Abdi olmak üzere Rojava yönetimi PKK’nin bu ölerek direnmek siyasetini bırakmalıdır. Bir örgüt gibi değil, kadro hareketi gibi değil halk yöneten meşru bir güç gibi hareket etmelidir.

Burada Başkan Barzani’nin rolüne de değinmek gerek. Başkan Barzani ilk günden meseleyi etnik temizlik olarak değerlendirdi ve uyarı yaptı ayrıca PKK’nin esir aldığı Rojava yönetimine destek için tüm diplomatik çabalarını yoğunlaştırdı.

Kürtler hazır olmalı

Çatışmanın siyasi sonuçlarını ayrıntılı ayrı bir yazı içinde inceleye biliriz. Elbette ki olumsuz etkileri olacak YPG artık masada eskisi kadar eli güçlü olmayacak. Ayrıca bundan sonra Rakka ve Deyrezor gibi şehirlerinden de çıkması istene bilir. Kaldı ki burada ki kitle ve askeri gücün ağırlığı Arap Aşiretlerindedir. Açık belirtmek gerekir ki bu aşiretleri YPG’nin yanında tutan güç Suudi Arabistan’dır. Eğer çekmek isterse bu güçler SDG’yi tek eder. Rojava yönetimi şimdiden bunun için hazır olmalıdır.

Halep savaşı şunu gösterdi, PKK’nin öz yönetim, öz savunma, kanton şu bu sistemleri kaybetmiştir. PKK kuzeyde ki yenilgisini Rojava’ya da bulaştırmaktadır. Hatta PKK şimde bu yenilgiyi Rojhilat’a da bulaştırmak istemektedir.  PKK Rojava’yı bırakmıyorsa Rojava yönetimi PKK’yi bırakmalıdır.

Son olarak Halep’te Kürtlerin yaraları sarılmalıdır. Barzani yardım vakfı göç eden halka sahipleniyor fakat yıkılan mahalleri yapmak PKK’nin görevidir. PKK milyon dolarlık kasalarını bir zahmet Halep halkı için açsın. 30 yıldır Halep ve Şeyh Maksud halkı PKK’yi sırtında taşıdı. Evlat verdi, yardım verdi her desteği sundu. Şimdi de sıra PKK’de. Halkın en azından ekonomik hayatı biraz düzeltilsin.

Eleştirilerimizin nedeni düşmanlık yapmak değildir. Tam tersine özgür bir Rojava görmek için söylüyoruz. Mazlum Abdi’nin liderliğinde Rojava’nın ayakta kalması için söylüyoruz.

Evet her şey bitmemiştir. Fakat Kürtlerin eskisinden daha fazla birlik olmaya, stratejik düşünmeye ihtiyacı vardır.