Rojava’da Kürtlere ihanet mi edildi?

Rojava’da Kürtlerin kazanımlarına, haklarına, coğrafyalarına ve hatta fizikli varlıklarına karşı büyük bir saldırı var. Tarih bizi öyle bir noktaya getirdi ki onuru ve şerefi olan her Kürt Rojava için harekete geçmek ve elinden geleni yapmak zorundadır. Kaldı ki Kürtler Hewler’den Bochum’a, Duhok’tan Nusaybine, Akre’den Stochlome değin her yerde onurlu bir halk olduğunu gösterdi ve “Rojava yalnız değildir” sloganı ile sokaklara çıktı. Kürtler üzgün ve öfkeli… Ve Kürtler tarihin tekrar ettiğini ve tekrar ihanete uğradığını düşünüyor.
Ve gerçekten de Kürtlere ihanet edildi.
İhanet edenler kimdi?
İlk ihanet edenler yıllardır Rojava’nın yanında olduğunu söyleyen Batılı güçler oldu. ABD 25 yıl sonra iki kulelere saldırı yapan El Kaide’ye resmen Şam’ı teslim etti. İngiltere bu ihanetin planlayıcısıydı. Fransa ise kurulan anti-Kürt sistemine utangaç biçimde entegre oldu. ABD temsilcisi Barrack hiç utanmadan: “SDG’nin dönemi bitti” açıklaması yaptı.
İkinci ihanet edenler ise Arap güçler oldu. Yıllardır halkların sistemi, halkların kardeşliği vb sloganlar ile sisteme dahil edilen Araplar sadece SDG’yi bir günde terk etmekle kalmadı bir gün önce aynı mevzilerde oldukları Kürt savaşçıları arkadan vurdu.
Kürtler bu ihaneti görüyor ve öfke duyuyor.
Fakat bir de maalesef ki bir de Kürtler Rojava’ya ihanet etti. Bu içteki hainler ise Rojava halkının 45 yıldır sırtında taşıdığı Öcalan ve fesh ettiği partisi PKK oldu.
PKK, 1980’den bu yana Rojava halkından faydalandı. Evlatlarını alıp savaşçı yaptı, para aldı, eğitim kampları kazandı. 2012’de ise İran ile anlaşarak Rojava’yı devraldı ve bu kez Rojava’yı kendine can suyu yaptı. Rojava için herkesle pazarlık yaptı. Hem İran’dan hem de Batı’dan destek aldı. Tonlarca silah, askeri eğitim, diplomatik ilişki, pasaport, temsilcilik, silah kaçakçılığı ve petrolden para vb ve şeylerle Rojava üzerinden ulaştı. Ve Rojava benimdir diyerek Rojava’yı Kürtlere ve Kürt Ulusal Mücadelesine kapattılar. Murray Bookchin’in anarjist düşüncelerini Rojava’ya bir gömlek gibi zorla giydirdiler.
Ve PKK Rojava’dan alabileceği her şeyi aldıktan sonra tamda Rojava’daki kazanımların somutlaşması gerektiği zamanda, Türk devletinin en sağcısı Bahçeli, Türk devletinin şimdiki sahibi Erdoğan ve Öcalan’ın “demokratik entegrasyon” denen süreci başladı. Aslında bu süreç “Rojava’yı boğma süreciydi”. Öcalan Rojava’nın kolunu kanadını kırdı. İsrail’in Haşdi Şabi’si dedi. Dış ilişkiler geliştirmesini engelledi. Federasyon istemeyin, özerklik istemeyin vb sözlerle Rojava ne istediği belirsiz bir noktaya getirildi.
Rojava’nın kanadını kırdılar. Şimdi ise, PKK yöneticileri sessiz.. DEM Parti’nin ne söylediği belli değil. Şimdi herkes Mesut Barzani bir şeyler yapsın diye bekliyor. 14 yıldır Barzani’nin tüm önerilerini reddettiler, Rojava üzerinden Barzani hareketine saldırırdılar. Rojava’yı emdiler, bitirdiler, şimdi ise yükü Rojava kadroları, Rojava halkı ve Barzanilere bıraktılar.
Ve şimdi Kürtler ideolojiler, söylemlerle değil ulusal ve Kürdistani bir ruhla bir araya gelerek Rojava için omuz omuza mücadele edecekler başka şansımız yok. Kürtlerin Kürtlerden başka dostu yok.




