Rojava’da Kürtlerin Berlin Duvarı Yıkıldı….

Rojava’da Kürtlerin Berlin Duvarı Yıkıldı….

9 Kasım 1989 yılında Doğu ve Batı Almanya’yı birbirinden ayıran Berlin Duvarı halkın sivil direnişi ve protestoları sonucu yıkıldı.

Berlin Duvarı yalnızca iki Almanya’yı ayıran bir beton yığını değildi. O duvar, insanların zihinlerine dayatılmış ideolojilerin, sınırların, algıların ve manipülasyonun, insan iradesine ipotek koymanın somutlaşmış haliydi. Ve yıkıldığında sadece bir şehir birleşmedi; bir yalan rejimi, bir korku düzeni ve bir ideolojik hapishane çöktü. İnsanlar, yıllardır inandırıldıkları büyük yalanlarla da yüzleşti.

2026 yılı Ocak ayında da Rojava’da yaşanan çatışmalar şahsında da Kürtlerin zihnine kurulan Berlin duvarı yıkıldı. Ve bugün Rojava’da gelişen süreç, Kürtler açısından benzer bir tarihsel kırılmanın önü açtı.

Yıllardır Kürt halkına tek kurtuluş yolu olarak sunulan, kutsallaştırılan ve sorgulanamaz hale getirilen Abdullah Öcalan ve PKK gerçeği, Rojava pratiğiyle birlikte tüm çıplaklığı ile görünür oldu.

PKK’nin inşa ettiği ideolojik evren, Kürtleri kendi öz milli gerçekliğinden koparan bir zihinsel duvara dönüşmüştü. Bu duvarın arkasında eleştiri yasaktı, soru sormak ihanetti, farklı düşünmek düşmanlıktı. Tıpkı Doğu Almanya’da olduğu gibi insanlar ya “hain damgası” yiyip PKK’den ve etkisinden kaçacaktı veya içindeki sisteme inanarak veya koşullar nedeni ile inanmayarak da olsa teslim olacaktı.

Öcalan 1975’ten 1999 yılında değin Kürtlerin Kürdistani jenerasyonunu ve enerjisini  PKK’de topladı.  1999 sonrası ise toplananlar Ortadoğu’nun “kan-inanç-müritlik” üçgeninde asimile edildi. Kürdistanilik değil PKK’lilik, Kürdistan değil Öcalan vb yerleştirildi. Öcalan öyle bir ideoloji duvarı oluşturdu ki düşünün ki Şengal’de Türk Sol Önderlerinden Deniz Gezmiş için bile bir askeri tören düzenlendi.

Öcalan mitolojiden, inançlardan, masallardan, dengbejlerden derlediği söylem ile bir toplumsal mühendis gibi etkili olduğu Kürtleri yonttu. PKK’liler kendilerini herkesin imrendiği, dünyayı kurtaracak bir topluluk olarak gördü. Öcalan artık gökyüzünde ulaşılmaz, dokunulmaz, şüphe edilmez her şeye kadir ve her şeyi bilen bir ilah gibi topluma servis edildi.

Yıllarca Öcalan’ın Kürtlere kurulmuş bir tuzak olduğu söyleniyor ama kitleler buna inanmıyordu. Bir musibet, bin nasihatten daha iyidir.

Rojava’da yaşananlar, yıllarca anlatılan masallardan çok daha güçlü bir öğretmen oldu. Kürtler, ilk kez somut bir deneyim üzerinden Öcalan ve PKK’nin iddialarını ölçme imkânı buldu. Ve gördüler ki, anlatılan ütopya ile ortaya çıkan gerçeklik arasında derin bir uçurum var.

Bugün giderek daha fazla Kürt şunu soruyor:

PKK gerçekten Kürtlerin çıkarına mı hizmet ediyor?

Öcalan’ın ideolojisi Kürtleri özgürleştiriyor mu, yoksa başka güçlerin ajandasına mı bağlıyor?

Bu soruların sorulabiliyor olması bile başlı başına bir devrimdir.

Böylece Öcalan adı etrafında 27 yıldır örülen zırh çatlamaya başladı. Korku duvarları yıkılıyor. Kutsallık çözülüyor. Tabular dağılıyor.

Ve PKK etrafında yıllarca “Barzani İsrail projesi, Barzani hain, Barzani Yahudi” vb söylemlerde yaratılan algılarda Rojava ile beraber kırıldı. Kürtler bu söylemlerin “Kürdü Kürde kıdrıp hiçbir şeysiz bırakma projesinin bir parçası olduğunu da gördü.

Tıpkı Berlin Duvarı’nın yıkılması gibi, bu süreç de sessiz ama geri dönülmez bir kırılmadır. Kürtler artık meselelere daha milli, daha Kürdistani ve daha gerçekçi bakmaya başlıyor. Duygularla değil, akılla. Mitlerle değil, gerçeklerle.

Bu yüzden Rojava süreci sadece bir askeri veya siyasi gelişme değildir. Aynı zamanda Kürt halkının zihninde yaşanan bir özgürleşmedir.

Ne dedik bir musibet bin nasihatten daha iyidir. Rojava Öcalan’ın sözünü ettiği “Ekolojik, Cinsiyet özgürlükçü” devrimi yapamadı ama Rojava “Öcalan mitinin sarsılması” devrimini yaptı.

Tabi ki PKK ve PKK’nin Kürtler önüne kurduğu seddin yıkılmamasından çekinen güçler bu duvarda açılan gedikleri doldurmak için kolları sıvayacak ve hem Öcalan’ın hem de PKK’nin ömrünü uzatmaya çalışacak fakat bir kez duvar delinmiştir. Yamamak kolay olmayacaktır. Ve bu duvarın yıkılması Kürtler için en büyük kazanımdır…