PKK’nin Gerçek Yüzü: Apoculuk- Apoperestlik ve bir halkın savruluşu…

Dün PKK’nin kendini feshedişinin ve silahlı mücadeleyi bırakışının 1. Yıl dönümüydü. PKK kendini feshettikten sonra neye evrilecek, hangi ismi alacak konusunda belli bir beklenti vardı. Dün feshedilen PKK’nin yöneticileri Mustafa Karasu ve Sozdar Avesta Apocu Hareket Yönetimi diye bir bildiri okudu. Yani artık Apocu Hareket yönetimi adını kullanacaklar.
PKK feshedildikten sonra yerine ne konacak tartışması vardı. Öcalan aslında yeni hareket için Demokratik Komünalist Hareket adını vereceğini görüşme notları ve son kitabında açıklamıştı. Bu ara dönemde devletin tepkisini çekmemek için nadiren KCK ismi kullanıldı. Kaldı ki KCK kendini feshetmiş de değil. Ama ağırlıklı olarak Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi ismi kullanıldı. Ve son zirve Apocu Hareket Yönetimi adı ile yapıldı.
Muhtemelen bu isim de Öcalan’ın kendisi tarafından önerilmiştir. Kaldı ki PKK yönetiminin böyle bir konuda Öcalan’dan işaret etmeden harekete geçmesi mümkün değildir.
Felsefi açıdan isimler sadece bir kişiyi, gurubu ve nesneyi çağırmak için değil varlığın özünü, anlam dünyasını ve kimliğini belirleyen temel husustur. Yani isminize göre imaj yaratırsınız.
PKK ilk çıkışında daha gurup aşamasındayken Ankara’da kendini “ulusalcılar” diye adlandırdı.
O dönemde Türk solu ve Kürtler arasında hareketleri liderleri ile anma geleneği vardı. Barzaniciler, Kaypakkaycılar, Kıvılcımcılar ve daha pek çok hareket böyle anılıyordu. PKK 1977’ye değin Ulusalcılar olarak kendini adlandırdı. Fakat daha sonra Öcalan 1977 yılında devletin adamı olduğu bilenen Necati Kaya- Pilot ile Kürdistan gezisine çıkınca Pilot Necati toplantılarda sağa sola Apocular ismini fısıldadı. Daha sonra Hivan-Siverek çatışmalarında PKK Bucaklar ve Süleymancılar adlı aşiretler ile çatışınca Urfa’da Apocular ismi yaygınlaştı. Yani Apocular adını ilk bir ajan olan Pilot Necati ve Urfa aşiret yapıları kullandı.
Fakat bu adlandırmaya ilk karşı koyuşu Mazlum Doğan PKK’nin kuruluş kongresinde yapar ve “program tüzüğü ile olan bir parti olmalıyız” der. Daha sonra Kemal Pir Diyarbakır Sıkıyönetim mahkemelerinde kendilerine Apocular denmesini bir “itibarsızlaştırma” olarak değerlendirir.
1980’lerden 2000’lere değin Kürdistan adını olmayan hiçbir şey Kürdistan’da tutunamıyordu. PKK kendini adını Kürdistan yaptığı gibi her şeye Kürdistan adını verdi, ordu, cephe, kadın hareketi, imamlar, gençler, aydınlar nerede bir örgüt kurduysa Kürdistan adını kullandı. Kürtleri bu biçimde etrafına topladı.
Öcalan İmralı’da ikame etmeye başlayınca bu kez durum değişti. Her şeyin başına Demokratik getirildi. Demokratik- özgür gençlik, kadın, toplum, ideoloji, parti vb vb.
Şimdi ise Komünalizm, entegrasyon kavramları kullanılıyor. Ve artık her şey Apoculuk üzerine kurulmuş… PKK’nin yeni literatüründe Kürdistan, Kürt Ulusal Mücadelesi, Kürdistan Özgürlüğü kavramları -kitleyi motive etmek için sınırlı kullanım dışında- yok.
Yıllarca Kürtlerin tüm toplumsal yapısı, kurumları ve partilerini geri, geleneksel, özgürlükçü olmayan, çürümüş, yozlaşmış, ilkel olarak değerlendiren PKK, gelmiş gitmiş sonuçta bir Şeyh-Mürit-Tarikat hareketi olmuştur. Öcalan’ın özgür toplum, komünal toplum, devletsiz toplum, komünalist toplum, cinsiyet özgürlükçü toplum, ekolojik toplum, demokratik özerk toplum kavramları bu tarikatın sadece propagandası içindir.
1980’lerde Türk devletinin toplumu kontrol etmek için bilinçli biçimde geliştirdiği tarikat-cemaat politikası vardı. İsmail Ağa Tarikatı, Menzil Tarikatı, İskender Paşa Cemaati, İsmailağa Cemaati gibi cemaat-tarikatlarla Türk toplumu idare edildi. Türk devletinin bu politikasından da Kürtlerin payına Apocular Cemaati-Tarikatı kaldı…
Biz geçmişte de PKK’nin modern bir hareket değil bir tarikat olduğunu, kendi tarikatı dışında herkesi zındık, dinden çıkmış gördüğünü ve bunun bir devlet politikası olduğunu söylüyorduk. O dönmem bize “PKK önderliksel harekettir, Kürt birliğini sağlayacak” şu bu deniyordu. Şimdi ise uçurumdan giden bir koyunun peşine takılmış bir sürü gibi Kürtler Öcalan tarikatının müridi yapılıyor.
Ne Öcalan’ın ne PKK’nin ne Apocu Hareketin hiçbir resmi yazılı açıklamasında Kürtlere anadil hakkı, Kürtlerin egemenlik hakkı, Kürtlerin kendini yönetme hakkı diye bir söz yoktur. Sadece halk tepki duymasın diye ara mektup vb konularda PKK basını Kürtlerin hakları isteniyor gibi bir durum yaratıyor. Oysa ki tek madde vardır: Öcalan’ın özgürlüğü.
Kürtleri özgürleştirmek için yola çıkanlar tüm Kürtleri karabole getirmiştir. 48 yıl önce “Bağımsız Birleşik Kürdistan” diyerek Kürtleri kendi trenlerine çağırmıştır. O trene binenler şimdi ise Öcalan’ın özgürlüğü denen ve Apocu hareket denen bir kâbus treninde gitmektedir. Bu bir oyundur, bu Kürtlere karşı bir komplodur, bu bir projedir.
Bu Kürtlerin özellikle de Kuzey Kürdistan’ın son 50 yılda verdiği oğulları, kızları, emeği, kanına yapılan bir hakarettir.
Kürtlerin karanlık geçmişi ile Öcalan etrafından bir mürit bir cemaat haline getirilmesi bir devlet projesidir.
PKK’nin adını Apocu Hareket olarak açık ve resmi biçimde söylemesi çok yerinde ve doğrudur. Asıl gerçek odur, PKK’nin Kürtlük-Kürdistan ve özgürlük mücadelesi ile bir ilişkisi yoktur. Türk devleti Kürdistan Özgürlük Mücadelesi yerine Apoculuğu geçirmek için bu tarikatı desteklemektedir. Doğal olarak Kürdistan’da Öcalan Müridi olanlar ile Kürdistan Ulusal Mücadelesine inananlar ayrışacaktır.
Kürdistan’da vatanseverler bir yana müritler bir yana gitmelidir.




