Bafil Talabani’nin son misyonu, Kürdistanı 140 madde bölgelerinden çıkarma ve PKK-YNK 2014 ittifakı…

Tarihsel bağlamdan koparılan siyasal analizler, çoğu zaman eksik ve yanıltıcı sonuçlar üretir. Özellikle Orta Doğu gibi çok katmanlı ve kırılgan dengelere sahip bir coğrafyada, güncel gelişmeleri yalnızca bugünün koşullarıyla açıklamaya çalışmak ciddi bir metodolojik hatadır. Bu nedenle, güncel siyasal olayları sağlıklı biçimde analiz edebilmek için en azından son on yılın değil, çoğu zaman daha da geriye uzanan tarihsel dinamiklerin ve kırılma noktalarının dikkate alınması zorunludur. Özellikle de mesele Kürtler olunca olaylara güncel yönleri ile bakmak çok yanlış sonuçlara götürür.
Nisan ayında Kürtler açısından iki büyük kırılma yaşandı. Birincisi Irak Cumhurbaşkanının YNK ve Miliyetçi Araplarla Haşdi Şabi tarafından seçilmesiydi. İkincisi ise Kerkük valiliğinin YNK tarafından Türkmenlere bırakılmasıydı. Bazı çevreler çok bilinçli biçimde bu iki kırılmayı YNK’nin zaferi ve mecbur kaldığı siyasi ittifaklar olarak göstermeye çalışsa da özünde durum çok farklıdır. Ve yukarda sözünü ettiğimiz tarihsel bağlamından koparılarak analiz edilemezler. Birkaç başlıkta son 15 yılın özetini yaparak olayı daha görünür kılabiliriz.
YNK-KDP rekabeti mi, bölgesel plan mı?
Uzun bir dönemdir Kürdistan Bölgesinde yaşanan iç sorunları – çatışmaları YNK ve KDP çatışması gibi göstermek gibi yanlış bir durum var. Hatta yaşanan çatışmalar içinde “KDP biraz taviz versin, KDP Bafil ile anlaşsın” biçiminde iyi niyetli çözümler üretmek isteyenler var. Oysa ki olaylar görünenden çok farklıdır.
Yaşananlar iki parti arasındaki iktidar kavgası değil Kürtlerin abluka altına alınması içten çökertilmesi planı ile bağlantılıdır. Tamda bu noktada PKK ve YNK’nin misyonu bilinmek durumundadır.
Konfedaral bir Irak veya bölünmüş bir Irak’ı engelleme girişimleri
Kürdistan’ın bölgesel durumunda bağımsız bir yapılanma en azından federasyonu aşarak Konfederal bir yapılanmaya gitmek için en büyük şans Güney Kürdistan’ın koşullarında mevcuttu. Güney Kürdistan Federal bir yapı olarak şekil almıştı, sermaye birikim, diplomatik konum ve bölgesel dengeler açısından Federal yapıyı aşan bir güce ulaşmıştı. Bu durumun somutlaşarak yeni bir yapılanmaya gitmesi Bölge güçleri ve Batı’da başta İngiltere olmak üzere bazı batılı yapılar tarafından tehlikeli bulundu. Bu güçler Arap Baharında ki koşulları Kürtlerin kendi lehine kullanmasını engellemek için Kürtleri içerden engelleyecek bloklar oluşturmaya hedeflediler. Ve bu blok için ise YNK ve PKK seçildi.
Anti-Kürdistan diyebileceğimiz cephe kendi arkasında çelişkiler olsa da Kürdistan karşıtlığında danışıklı ev dolaylı olarak birbirini destekledi. YNK ve PKK’nin bir araya getirilip Kürdistan’ın büyümesi karşısında kullanılması sürecini pratik olarak İran organize etti. İngiltere ise sahada çok görünmeden destekledi.
YNK ve PKK’nin bir araya getirilişi ve 140. Madde kapsamındaki tartışmalı Kürdistani alanlar,
Garantör olan İran, Kürdistan ve Peşmerge güçlerinin İŞİD saldırılarını püskürtmek için girdiği alanlarda kalıcılaşmasını ve Irak ile Kürdistan arasındaki tartışmalı bölgelerin Defacto biçimde Kürdistan’a geçmesinden çekinmişti ve bu alanlara PKK’yi yerleştirerek Peşmerge güçlerini bloke etmek istiyordu. Fakat PKK’yi hem YNK hem de PKK ile çatıştırırsa PKK’nin meşruiyeti olmazdı bu nedenle bir YNK- PKK ittifakına ihtiyaç vardı.
1999 sonrası karşılıklı olarak restleşen ve Kandil’de 2001 savaşında birbirinden onlarca kişi öldüren YNK ve PKK 2013 yılına değin ilişkileri oldukça gergindi. PKK kadroları ve PKK’nin Güney’deki Partisi PÇDK (Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi) Süleymaniye’de ve YNK’nin olduğu alanlara bile giremiyordu. 2014 yılı baharı ile beraber bu süreci düzeltmek için harekete geçti. YNK ve PKK’nin üst düzey yönetimleri ve İran İstihbaratı İtlaat arasında belli görüşmeler oldu.
YNK oldukça zayıflamış ve kendi alanlarında öncülüğü Goran’a kaptırmıştı. Süleymaniye’de bile ikinci parti durumundaydı. İran, YNK’ye güç kazandırma ve PKK’ye Güney’e yerleştirme programı başladı.
İŞİD saldırıları gerekçe gösterilerek PKK, Şengal ve Mahmur’a yerleştirildi. Daha sonra ise Kerkük’te esas plan devreye girdi. Aslında Kerkük İŞİD’in yoğun saldırdığı bir alan değildi. Ve Kerkük’te Musul ve diğer bölgelerdeki kadar güçlü de değildi. Fakat Kerkük’ün hassas konumundan dolayı Kürtlerin siyasi sistemine entegre olması için gerillalar Kerkük’e girerek Peşmerge yerine alanda ikame edildi. 9 Ağustos 2014’te PKK’yi Kerkük’e getiren güç İran’dır. İran’ın istihbarat gücü İtlaat direk Kasım Süleymaniye adına Dola Tu denen belgede Cemil Bayık ve Mustafa Karasu ile görüşme yaparak , Kerkük’e PKK’nin silahlı güçlerinin girmesi konusunda anlaştı. PKK’nin Kerkük’te bir iki çatışma dışında özel bir misyonu yoktu. Fakat ana yerleri tutması sağlandı. Bir yandan direk Devrim Muhafızlarına bağlı güçler bir yandan PKK Kerkük’e yerleşti.
Kerkük’ten sonra bu proje Germiyan ve Şengal içinde uygulandı. Mahmur kampı da bu sürecin bir parçası oldu. İŞİD’in yaptığı saldırı sonrası aslında Kamp boşaltılacak ve halka Hewler yakınlarında başka bir yer verileceği halde İran’ın talimatı ile Mahmurlular zorla kampa geri götürüldü. 2014’ün sonuna gelindiğinde PKK güçleri Irak ve Kürdistan bölgesi arasında referandumla kararlaştırılması gereken Kürdistani bölgelerin büyük bölümüne yerleşmişti.
Burada esas sorun sanki PKK ve YNK’nin ittifakı Kürt birliği veya Kürdistani girişimmiş gibi gösteriliyor. Oysa ki özünde Kürdistan Bölgesel yönetiminin dışlandığı bir bekçilik görevi alınmıştı. Zaten söylendiği zamanda yerlerini terk ettiler.
YNK ve PKK ittifakının olduğu her alan Irak’a teslim edildi
Bir harita incelemesi yapılacak olursa, Xanaqin, Germiyan, Tuzhurmatu, Kerkük, Mahmur, Musul ve Şengal hattına PKK’nin yerleşerek Kürdistanı aslında bloke ettiği ev Irak ile Kürdistan arasında tampon bölge rolü oynadığı görülecektir.
Bu süreç YNK ve PKK’nin Kürdistanı ortak blokajı olarak okuna bilir.
2014 ile 2025 arasındaki süreç yine haritadan incelenirse YNK ve PKK’nin 2014’te ortak ittifakla girdiği her yeri zaman içinde parça parça Şii Irak rejimine geri verdiği görülecektir.
Bunun ilk başlangıcı Şengal’dir. PKK, Şengal’de Peşmerge güçlerini sokmayarak henüz 2015 yılının sonunda Şengal’deki gücünü YBŞ adı ile Haşdi Şabi’nin bir parçası haline getirdi. Şimdi de Şengal’de Kürt silahlı güçleri yokken Şii Irak rejimine bağlı ordu ve milisler Şengal’dedir.
2017 yılında referandum ile Kerkük süreci başladı. YNK, Irak Şii rejimi ve İran ile anlaşarak Kerkük’teki mevzilerini Irak ordusuna teslim etti. Aynı biçimde de PKK’de Kerkük’te önemli bir güce sahipti. PKK’nin Kerkük’te 150’ye yakın gücü üç ayrı kampta bulunuyordu. Anlaşma gereği de PKK güçlerini Mahmur ve Süleymaniye’ye çekti. Kerkük teslim edildi.
19 Ekim 2023’te ise PKK Mahmur kampının arkasında bulunan stratejik Karaçox dağı mevzilerini Irak Ordusuna bıraktı.
YNK, Germiyan bölgesinde Kulaco petrol sahasını Irak’a bırakmak istedi, fakat 9. Kürdistan Bölgesi hükümetinin müdahalesi ile geri çekildi.
PKK şu an kendini fesh etmiş olsa da -ki buna rağmen Irak devleti ve YNK ile ittifakı da hala devam etmektedir- yaşanan süreçten ve bu bölgelerin Kürtlerin elinden çıkarılmasından birinci derecede sorumludur.
Sonuç olarak 2014 yılında başlayan PKK-YNK ittifakının Kürdistani bölgeleri Irak’a teslim ettiğini söylemek yanlış değildir.
Son olarak Kerkük’te valiliğin Türkmenlere verilmesi de bu olayın son aşamasıdır.
Kerkük’te olan bir idari mesele değil, Kerkük’ün kimliğinden taviz vermektir
Bazı çevreler diyor ki (Bunun başında da yine PKK ve YNK geliyor) “Hewler’de de Türkmen Bakan var, niye Kerkük’te Türkmen vali olmasın.” Bu yorum akla ziyan bir yorumdur. Çünkü ikisi aynı şey değildir. Hewler kimliği belli statüsü belli bir yerdir. Kendi Kürdistan sistemi içinde tüm etnik ve dini gurupları kapsar ve sistemde herkese yer verir. Kerkük ise tartışmalı ve Kürt kimliği yok edilmek istenen bir şehirdir. Kerkük’ün bu biçimde varlığının kabul edilmesi onu otomatikman tartışmalı 140 madde kapsamından çıkarmıştır. YNK’nin misyonu bu Kürtlerin eli ile normal bir siyasi durummuş gibi yapmış olmasıdır.
Yukarda özetlediğimiz 12 yıllık kısa PKK-YNK ittifakının misyonu zaten buydu. Şengal Kürdistan değil, Kerkük Kürdistan değil, Mahmuk Kürdistan değil. Yani bu iki güç orta biçimde Kürdistani bölgeleri Irak’a teslim etmiştir. Kürtlere karşı içten çökertme dediğimiz durum budur.
Zaten biliniyor ki İran savaşı başlayınca Irak, Peşmerge ve Kürdistan Yönetiminin 140 madde kapsamındaki her yerden çekilmesini istedi. Yani amaçlarının önemli bölümüne ulaştılar. Sadece direnen Barzani hareketini biraz daha çekilmeye mecbur etmek istiyorlar.
Bafil Talabani’nin yeni misyonu ne olacak?
Bu çerçeveden bakınca yaşananlar daha anlamlıdır. Ve Bafil Talabani’ye biçilen misyon da artık yukarda sözünü ettiğimiz denklemin 2. aşamasına geçiş misyonu olacaktır.
Bafil Talabani’nin bundan sonraki misyonu şu biçimde özetlene bilir: Bafil Talabani son iki yıldır tüm verilen tavizlere rağmen Kürdistan Bölgesinin hükümet kurmasını engelledi. Bu bilinçli bir durumda ve sadece YNK’nin kararı değildi. Bu durum yukarda sözcünü ettiğimiz İran’ın başını çektiği İngiltere’nin desteklediği bir durumdu. Ve Bafil Talabani muhtemelen zaman içinde Kürdistan Bölgesinin statüsünün düşmesi için daha gözü kara bir çaba içinde olacak.
Süleymaniye’deki neredeyse tüm Kürdistani yapı ve kişileri yok eden ve hiç muhalif bırakmayan Bafil Talabani Süleymaniye’yi Kürdistan Bölgesin’den koparmayı esas alacak. Yani 140 madde kapsamındaki bölgeleri Irak’a teslim ettikten sonra şimdi sıra Kürdistan Bölgesini içten çökertme projesidir.
Kerkük meselesi de, Irak Cumhurbaşkanlığı seçimi de yani YNK’nin zaferi değil tam tersine Kürdistan’ın kaybetmesi üzerine kurulu bir oyundur.




