İbrahim Kalın, Bafel Talabani görüşmesinde yan odada kimler vardı?

2 Temmuz günü Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Irak ve Kürdistan Bölgesine bir ziyaret yaptı. Bu ziyarette Irak Başbakanı, Cumhurbaşkanı gibi isimlerle bir araya gelindi.
Kalın daha sonra Kürdistan Bölgesine geldi ve Hewler’de Başkan Barzani ile bir görüşme yaptı. Buraya kadar her şey prosedüre uygun geçti.
Kalın daha sonra Süleymaniye’ye geçti. Talabanilerin üssü olan Dabaşan’da YNK lideri Bafel Talabani ile bir görüşme yaptı. İki tarafın resmi açıklamasına göre görüşmede “ ortak çıkarların korunması çerçevesinde ikili ilişkilerin geliştirilmesinin önemini vurgulandı” ayrıca Terörsüz Türkiye Sürecine ilişkin de sürecin başarıya uluşması için de ortak hareket etme konusu tartışıldı.
Türkiye YNK’yi hangi oyuna dahil etmek istiyor?
Ve bu görüşmeden hemen bir gün sonra 3 Temmuz günü Kubat Talabani Ankara’da Hakan Fidan ile bir araya geldi. Burada da esas gündem “Terörsüz Türkiye” konusu idi. Kubat Talabani görüşme sonrası “Bu sürecin başarıya ulaşması için tüm taraflarla çalışmaya hazır olduğumuzu ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin tam desteğini yineledik.” Dedi.
Bu görüşmelerin art arda olması bir tesadüf olmadığı kesin . Türkiye’nin “YNK’yi bölgedeki “Kürtleri statüzleştirme oyununa” dahil etmeye çalıştığı ve bu konuda PKK ve YNK ilişkilerini kullandığı bir sır değil.
Fakat bu yazının konusu o değil… Bu yazının konusu İbrahim Kalın’ın Bafel Talabani dışında Dabaşan’da kimle görüştüğü.
Kameralara görünmeyen yan odadaki kişi kimdi?
Bu görüşme kamuoyunda epey tartışıldı. Normalde Bafel Talabani ile Hewler’de görüşme yapıla bilirdi, kaldı ki geçmişte Türk yetkililer görüşmeler için Bafel Talabani’yi Kürdistan’ın başkenti Hewler’e çağırıyordu. MİT başkanı Kalın görüşme için neden bu kez Süleymaniye’ye gitti?
Çünkü aslında Bafel Talabani ile değil başka biri ile görüşmeye gitti. O kişi veya kişilerde feshedilmiş PKK’nin yöneticileriydi: Sabri Ok ve Bese Hozat…
Hem YNK’nin hem de PKK’nin güvenilir kaynaklarından aldığımız bilgilere göre Kalın Süleymaniye’ye aslında Talabani’yi değil PKK yöneticilerini görmeye gitti. Feshedilen PKK’nin yöneticileri ile Devlet arasındaki görüşmeler her ne kadar kamuoyundan gizlenmek istese de artık bir sır değil. Devlet tarafı kamuoyundan tepki almamak ve siyasi dengeler nedeni ile meseleyi gizliyor. Fakat PKK yöneticileri muhatap alındıklarını kamuoyuna gösterip itibar tazelemek için zaman zaman bu konuyu gündeme getiriyor. Kaldı ki PKK’nin Türkiye’de yayın yapan Yeni Yaşam adlı gazetesinin yazarı Dr. Hayri Hazargöl PKK ile devlet arasında bir telefon bağlantısı olduğunu kamuoyuna açıklamıştı. Ayrıca devlet heyeti ile PKK arasında Süleymaniye yakınlarındaki Kaladize’de yasa taslağını görüştüğü de kamuoyunda paylaşıldı.
Masada ne vardı?
Darkamazi’nin ulaştığı önemli kaynaklara göre masada “çerçeve yasa taslağı ve pratik uygulaması” dosyasının yanı sıra başka önemli konularda vardı.
Bunlardan birinci PKK’nin İran’daki güçleri, PJAK’ın durumuydu. Devlet PJAK’ın silah envanterini, Rojhilatlarından oluşan kadro sayısını ve gerçek silah envanteri ile savaş kapasitesini istiyordu.
İkincisi ise PKK’nin Behdinan bölgesindeki üsleri meselesiydi. PKK’nin 2025 yılından bu yana Behdinan’da pek çok noktadan çekildiğini tünel ve kamplarını ayrıca oradaki silahları devlete bıraktığı biliniyor. Bunu özellikle de yerel kaynaklar günlük olarak bildiriyor. Fakat önemli konu ise Gare’ydi. Kürdistan Bölgesi’nin en önemli dağlarından biri olan Gare’ye Türk devletinin nasıl gireceği ve bu konunun nasıl meşrulaştıracağı tartışıldı. Kaynaklara göre Türk devleti PKK’nin “Behdinan bölgesindeki Gare, yine Sideka’daki Goşine gibi bazı alanların Türk devletine bırakılmasını ve güçlerini Süleymaniye çevresi ve İran tarafına çekmesini istiyor.
PKK ve Türk devleti arasındaki bu mevzi tartışması Kürtlerin yakından takip etmesi gereken bir süreç. Fakat biz bu yazıda bunu ele almayacağız. Daha çok devlet ve PKK’nin gizli görüşmelerine değinmek istiyoruz.
Tecrit var, süreç yürümüyor söylemi gerçek mi?
Feshedilen PKK’nin eski yöneticilerine bakarsanız “süreç yürümüyor ve Abdullah Öcalan 40 gündür” tecritte olduğunu iddia ediyorlar.
Oysa ki bu söylemler gerçeği yansıtmıyor. Öcalan’ın 8 Haziran ve 4 Temmuz arasında ki 26 gün içinde DEM Parti Yerel Yönetimiler kuruluna, Kadir İnanar’ın vefatında, son olarak PKK’nin Komünar adlı dergisine mesajlar gönderdi. Eğer tecrit varsa mesajlar nereden geliyor? Demek tecrit yok, tam tersine Öcalan gündemi hatta yerel konferansları bile bilecek kadar gündemin içinde.
Ayrıca eski PKK Yöneticileri ile MİT görevlileri arasında bir telefon bağlantısı var. Yine görüldüğü gibi İbrahim Kalın’dan Güney Kürdistan dağları üzerine hatta Rojhilat Kürdistanı üzerine ültimatom alıyorlar.
Elimizde bu konuya ilişkin başka veriler de var fakat hala yüzde yüz teyit edemediğimiz için ayrı bi başlık olarak paylaşmıyoruz. Bilgilere göre Abdullah Öcalan son dönemde İmralı’dan çıkıp Ankara’ya getirilmiştir. Duran Kalkan’da Ankara’ya götürülüp kendisini ziyaret etmiştir. Bu bilgileri de teyit ettiğimiz zaman kamuoyu ile paylaşacağız.
Kim YNK’yi nereye çekmeye çalışıyor?
Durum buyken PKK ve medyası İbrahim Kalın’ın Süleymaniye’deki görüşmesini perdelemek için başka bir yöntem kullanıyor. PKK’nin Avrupa’da yayın yapan televizyonunda yayınlanan Medya Aktüel programında “YNK’yi de KDP gibi işbirlikçi çizgiye çekmeye çalışıyorlar” söylemi ile program yapıldı.
Not olarak buraya düşelim YNK’nin Türkiye çizgisine çekilmek istendiği doğrudur, ama YNK’nin çekilmek istendiği çizginin KDP ile alakası yoktur. YNK, PKK’nin örtülü ihanet olan Türkiyeci entegrasyon çizgisine çekilmek isteniyor. YNK’nin kendisi zaten Irak işbirlikçisidir, şimdi ise biraz Irak-Türkiye paralel çizgisini beraber yürütmesi isteniyor.
Net olarak bilinmesi gereken şey şudur: PKK Türkiye arasında Kürt kamuoyuna kapatılmış gizli bir Kürtleri blokla stratejisi vardır. Bu nedenle görünenler ile gerçek, söylenenler ile olan birbirinden çok farlıdır.




