Cemil Bayık neden Mazluma Abdi’yi hedef aldı? PKK’de yeni bir iş bölümü mü var?

Cemil Bayık neden Mazluma Abdi’yi hedef aldı? PKK’de yeni bir iş bölümü mü var?

Feshedilen PKK’nin liderlerinden Cemil Bayık, PKK’nin Süleymaniye’de yayın yapan yeni yayın organı NuçeTV’ye bir röportaj verdi.

Rojava’dan Rojhilat’a, Güney’den Kuzey’e değin birçok konuya değinen Cemil Bayık’ın konuşması oldukça ilginç emareler taşıyordu. Bayık PKK’nin son 10 yıllık ve özellikle de Öcalan’ın PKK’yi feshetmesinden sonra geçen iki yıllık zaman içinde gelişen olaylara oldukça farklı söylemler getirdi. En dikkat çekici olan ise  Mazlum Abdi’ye dönük ağır eleştirdi.

Cemil Bayık Mazlum Abdi’nin Suriye Cumhurbaşkanı’nın danışmanı olmasını sert eleştirdi. Bayık, “Önce hiçbir görev almayacağını söyledi. Fakat daha sonra danışmanlığı kabul etti. Üstelik Kürtlerden sorumlu bir danışman değil, herhangi bir danışman, bir bürokrat oldu. Buna yönelik eleştiriler doğrudur, biz de eleştiriyoruz. Bunu kabul etmemeliydi” dedi.

Cemil Bayık’ın Abdi’ye eleştirisi sıradan bir eleştiri değildi denebilir ki Bayık bu eleştiri ile Mazlum Abdi’ye “gömdü”.

Mazlum Abdi bir PKK kadrosudur ve PKK’nin talimatları dışında hareket edemez.  PKK’nin kadro sisteminin katılığını burada izah etmeye gerek yok.  Mazlum Abdi, Kandil’in onayı olmadan değil danışmanlık görevi almak kendisine bir araba bile alamaz.  Nasıl ki Rojava’nın Şam’a entegre edilmesi ve HSD’nin feshi İmralı’da Öcalan ve devletin anlaştığı bir husus ise Abdi’nin danışman olması da aynı biçimde Öcalan-Türk devletinin ortak kararıydı. Peki, neden Cemil Bayık Mazlum Abdi’yi eleştirdi…

Mesele yalnızca Cemil Bayık’ın neden Mazlum Abdi’yi eleştirdiği değildir. Asıl soru, Bayık’ın neden şimdi ve tam da bu konular üzerinden yeniden konuşmaya başladığıdır. Bu sorunun cevabı, PKK’nin feshi sonrasında ortaya çıkan yeni iş bölümünde saklı olabilir.

PKK içinde iş bölümü ve Bayık’ın yeni görevi: Kürtlerin “entegrasyon” travmasını tamir etme

Cemil Bayık 2025 yılında PKK’nin feshinden 2026 Ağustos ayına değin sadece 3 kez medyaya konuştu. Elimizdeki bilgiler Bayık’ın süreç nedeni ile rahatsız olduğu ve hastalık bahanesi ile geri planda durduğuydu. Öcalan ise “madem hasta ve yanıma gelsin” dedikten sonra Bayık daha da tepilenmiş ve tümden suskunluğu bürünmüştü. Ve yine çok güvenilir kaynaklardan aldığımız ve çok yerden teyit ettiğimiz bilgelere göre Bayık 2026 Ağustos ayında İmralı’ya giderek Öcalan ile yüz yüze görüştü.

Ve o tarihten sonra da iki kezdir medyada çıkıp oldukça radikal açıklamalar yapıyor.  Demek ki Bayık, İmralı’ya gidip süreci dahil olma ve görev alma konusunda ikna edilmiş veya ikna olmuştur. Ve hemen bu görüşmenin ardından büyük çoşku ile medyaya yönelmesi kendisine yeni bir misyon ve görev verildiğini gösteriyor.

PKK yakından takip edilirse görülecektir ki, Türkiye ile yürütülen entegrasyon sürecinde Türkiye kamuoyunu ikna etme görevi Türk kökenli/sol retoriği güçlü Mustafa Karasu, Duran Kalkan gibi Ankara gurubu üyelerine bırakılırken, söz konusu tavizlerin Kürt tabanında yaratacağı travmayı tamir etme görevi ise Cemil Bayık’a verilmiştir.

Bundan sonra PKK’deki Kürt dosyasına Cemil Bayık bakacaktır.

Cemil Bayık, PKK’nin Kürt dosyasının müdürüdür

Cemil Bayık’ın İmralı’da aldığı görevle Kürtler içinde iki temel konuda rol oynayacağını öngörmek yanlış olmayacaktır.Birincisi: Öcalan’ın başlattığı süreç ve yaptığı açıklamalar Kürtlerde büyük bir tepkiye yol açmıştır. Öcalan’ın yıllardır “tutuklu önder” mağduriyeti ile kazandığı dokunulmaz kişilik ve statü yıkılmaktadır. PKK’nin de şehitler-direniş söylemleri ile kazandığı eleştirilemez pozisyonu sarsılmaktadır. Hem PKK hem de devlet PKK bu durumdan kaygılıdır. Bu nedenle Cemil Bayık Kürtlerin gazını alma, ikna etme ve Kürtlere hitap etme görevi almıştır.

İkincisi: Cemil Bayık bundan sonra Rojava, Güney Kürdistan ve Doğu Kürdistan meselelerinde Cemil Bayık daha görünür olacaktır. Buradaki kitleye hitap edecek bu parçalara dönük Öcalan-devlet politikasının yürütücüsü olacaktır.

“Röportajın Nûçe TV gibi Kürtçe yayın yapan bir mecrada verilmesi ve Bayık’ın konuşmasında Sorani ifadeleri özellikle kullanması da bu yeni hedef kitlenin bir işareti olarak okunabilir.

 Bayık Kürtlere iyi polisi oynuyor

Cemil Bayık’ın Nuçe TV röportajı bu genel çerçeveden bakınca çok daha derin bir yorumun önünü açıyor.  Mazlum Abdi’ye eleştiri meselesi de bu çerçeveden yorumlanınca yerini buluyor.  Kürtlerin hatta PKK tabanının bile Rojava’da yaşanan süreç ve son olarak Mazlum Abdi’nin danışmanlık görevi almasına büyük tepkilidir.  Bayık işte bu tepkiyi örgütten ve yürüttükleri strtejiden uzak tutmak için Abdi’ye hedeflemiştir. “PKK yanlış yapmaz, bu yanlış Mazlum Abdi’nin yanlışıdır” demek için Abdi’yi günah keçisi yapmıştır. Yoksa PKK, Rojava’da yaşaran 12 yıllık sürecin yürütücüsü ve yaşanan yıkımın sorumlusudur. Bayık tüm süreci Abdi ile izah etmek istemiştir.

Aslında Bayık bundan sonra genel olarak böyle bir rol oynayıp Öcalan fikriyatı ve politikasının yarattığı yıkımı kişiler, başka partiler, koşullar ve dış güçlerle izah edecektir.  Tabi ki bunu yaparken Bayık iyi polis rolü oynayacaktır.

Bayık’ın ürkütücü Güney Kürdistan söylemleri nasıl yorumlanmalı?

Bayık’ın konuşmasında Mazlum Abdi eleştirisi popülerk bir konu olarak öne çıksa da aslında ayrınıtı gibi görünen ve en stratejik husus Bayık’ın Güney Kürdistan söylemleriydi.

Genel kanı gösteriyor ki, Türk devleti PKK’yi tümden Güney’den çıkarma konusunda ikirciklidir. Türk devletine göre PKK’nin Güney’deki misyonu hala devam ediyor, PKK’siz Güney’e ve Irak’a müdahale şansı çok zayıftır.  Bu nedenle silah bırakma ve dağdan inme sürecini PKK ve Türk devleti danışıklı biçimde zamana yayıyor.  Yani PKK’nin Güney’deki varlığı o kadar erken bitmeye bilir.

Cemil Bayık’ın röportajda Güney için söyledikleri bu açıdan kritiktir ve Güney için karanlık bir strateji izleyeceğini de gözler önüne seriyor.

Bayık Güney için birbiri ile çelişen birçok konuyu dile getirdi.
Şöyle ki; Bayık bir yanda şartsız ulusal birlik olsun, gelin Güney’in statüsünü koruyalım diyor, öte yandan Şengal’ Irak’a bağlansın diyor ve “Kandil’i hiçbir güce bırakmayız” diyor.

Bu üç husus Bayık’ın PKK adına güneyde yürüteceği politikayı deşifre ediyor. Madem Şengal’i Kürtlere değil Irak’a vereceksin niye ulusla birlikten söz ediyorsun. Şengal’i Irak’a veriyorsun ama Kandil’e resmi Kürdistan Bölgesi güçlerinin gelmesini istemiyorsun. Üstelik Kürtler için devlet istemiyorum diyorsun.

Bayık yaklaşık olarak 1980’lerin ortalarından beri Güney hattında kalmıştır.  Pek çok siyasetçi, yazar ve aşiret çevreleri ile ilişkisi vardır. YNK içindeki birçok önemli kadro Bafil Talabani’den çok Bayık’ı dinlemektedir.  Güney’de kalmaya devam eden Bayık’ın tüm bu birikimini ve ilişkisini bir tarafa bırakacağını düşünmek yanlış olur. Açık ve net söylemek gerekirse, Bayık, Güney Kürdistan’a  PKK tipi teslimiyet- entegrasyon politikası dayatması için görevlendirilmiştir.  Ve bunun Güney’deki karmaşık ve tehkili durumu daha da karmaşık hale getireceğini tahmin etmek zor değil.
Bayık’ın röportajı genel olarak bize PKK’nin karanlık prensi Cemil Bayık’ın tekrar sahneye çıktığını ve bunun de Kürtler için pek hayırlı olmayacağını gösteriyor.