Şengal’in Irak Devletine teslim edilmesinin arka planı ve Kürtler açısından anlamı

Şengal’in Irak Devletine teslim edilmesinin arka planı ve Kürtler açısından anlamı

26 Ekim günü Şengal dağında yapılan bir törenle PKK’nin Şengal’deki örgütü YBŞ kendini feshetti ve Irak Devletine bağlı güçlere dahil oldu. Törenin ardından Irak devleti tarihi Şengal dağına giderek Irak bayrağını astı.

Yaşananların Kürtler ve Ezidiler için ne anlama geldiği konusu ise hem Ezidi Kürtler hem de genel olarak Kürtleri ikiye böldü.  Öncelikle Ezidilerin önemli bir bölümü de YBŞ’nin yaptığı anlaşamaya karşı çıkıyor.  Kaldı ki anlaşma tüm Ezidi Kürt gurupları kapsamıyor. YBŞ dışındaki silahlı Ezidi guruplar Şengal dağı ve Şengal çevresindeki varlıklarını koruyorlar ve anlaşmaya tabi olmayacaklarını söylüyorlar.

Aynı zamanda genel olarak Kürtlerden de YBŞ’nin Haşdi Şabi’nin bir parçası olmak için yaptığı anlaşmaya tepki var. Kürtler YBŞ’nin yaptığı anlaşmanın Kürtlerin jeopolitik durumu açısından büyük tehlikeler barındırdığını konusunda hem fikir.  Sadece feshedilen PKK’ye bağlı siyasi yapılar ve medya YBŞ’nin yaptığı anlaşmayı makul göstermek için yoğun çaba içinde.

Şengal’deki durumu medya propagandalarının dışında süreçleri ve sosyal sonuçları ile incelersek Kürtler açısından taşıdığı anlam daha da netleşecektir.

YBŞ aslında 2016 yılında Haşdi Şabi’ye katıldı…

YBŞ’nin merkezi Irak yönetiminin bir parçası olma süreci 2016 yılında başlamıştır. PKK yöneticilerinden Rıza Altun ve Sabri Ok’un 2015 yılında Bağdat’ta yaptığı görüşmeler ile YBŞ Irak’ın bir parçası olmayı kabul etmişti.  2016’dan bu yana YBŞ’nin bir bölümü Haşdi Şabi sisteminin bir parçasıydı. YBŞ üyeleri o tarihten sonra Irak’tan maaş alıyor ve lojistik destek görüyordu. YBŞ için verilen maaşlar PKK tarafından alınıp bir bölümü YBŞ savaşçılarına dağıtılıyordu.

2017 yılında ise Haşdi Şabi’nin Şii güçleri Şengal’e yerleşti ve ortak bir koordinasyon kuruldu. O tarihten sonra Şengal’deki PKK yapıları Haşdi Şabi ile askeri, siyasi konularda olduğu gibi seçimlerde de ortak hareket edildi.

Bu nedenle YBŞ’nin Irak’a bağlanma tarihi 2026 değil 2016 yılıdır. Yani aslında 10 yıldır devam eden süreç dün yapılan törenle halka açıklanmıştır. Fakat yeni durum eskisinden daha geri bir durumdur.

Anlaşma YBŞ’nin zaferi değil pazarlık dosyasının kapanmasıdır

Bazı çevreler YBŞ’nin yaptığı anlaşmayı zafer olarak izah etmeye çalışsa da durum bundan çok farklıdır. Çünkü aslında YBŞ ile Irak arasında Ezidi toplumunun haklarına dair yapılan bir anlaşma yoktur. Anlaşma sadece silahlı güçlerin kendini feshetmesi üzerinedir.  Ve kendini fesheden güç içindeki bireyler de geleceği belli olmayan Haşdi Şabi’ye bağlanmıştır.

Dikkat edilirse, 26 Ekim’de Şengal’de yapılan törende Irak devletinin açıklaması “Ezidilere karşı görevlerin yerine getirilmesi, kalkınma, imar ve geri dönüşlerin hızlanması” gibi genel geçer ta taahhütler yer alıyor.  Ezidilerin anayasal hakları, Ezidi toplumumun kollektif hakları veya Şengal için özel bir statü gibi hiçbir başlık yoktur.

Anlaşmanın özeti şudur: YBŞ, üyelerinin Irak devletine bağlı kurumlardan maaş alması karşılığında kendini feshetmiştir. Blok olarak kalmayacak ve üyeleri de geleceği belli olmayan Haşdi Şabi bünyesine katılacaktır.

Irak devleti ve Şii rejimi Ortadoğu’nun en tutucu, anti-demokratik yapılarından biridir. Hakları anayasa ile tanınan Kürtlerin haklarını bile yok saymakta ve tek tip merkezi bir devlet kurmaya çalışmaktadır. Sünnileri dahi düşman görmektedir. Bağdat vb yerlerdeki Asuriler bile gördükleri ayrımcılık ve tehditlerden dolayı Kürdistan Bölgesine göç etmektedir. Hiçbir farklı kimliği kabul etmeyen Irak’ın Ezidileri kabul ettiğini varsaymak ve bunun propagandasını yapmak Ezidilere yapılacak en büyük kötülüktür.

Irak devletinin Ezidi ilgisi demokratik yapısından değil tam tersine totaliter yapısından kaynaklıdır. Irak devleti Kalkınma Yolu projesi, Kürdistan’ın kuşatılması, Rojava ve Başur’un birbirinden ayrılması için Şengal’e ilgi göstermiştir.  Ezidileri sadece amacına ulaşmak için bir araç gibi görüyor.  Ve şu anda YBŞ’nin “anlaşmayı Irak devletinden taviz alınmış bir zafer” gibi gösteren söylemlerine Ezidi toplumunun konsolide edilmesi için karşı çıkmıyor.

Oysa ki bu anlaşma sonrası YBŞ’nin artık pazarlık yapma imkanı yoktur. Bundan sonraki misyonu Irak’a hizmet misyonudur ve asıl tehlike bundan sonra başlayacaktır.  Irak merkezi otoriteyi Şengal’e yaydıkça YBŞ’lilerin şimdi parlatılan rolü ise git gide yok olacak ve Irak güçleri içinde tasfiye olacaklardır.

YBŞ’nin Irak’a bağlanması Ezidiler içindeki parçalanmayı arttıracaktır

YBŞ’nin anlaşmasının Ezidi toplumu içinde ise çok yönlü bölücü ve ayrıştırıcı etkisi olacaktır. Örneğin, Şengal’de başka silahlı yapılar da var.  Haydar Şeşo öncülüğündeki Ezidxan Savunma Güçlerini, Kasım Şeşo öncülüğündeki guruplar hala mevzilerini koruyorlar. Ve Irak’ın YBŞ’den sonra bu güçlere de teslim olmayı ve silahları devlete teslim etmeyi dayatması bekleniyor.

Feshedilen YBŞ’nin üyeleri bundan sonra Irak devletinin askeri operasyonlarının bir parçası olacaklar.  Peki bu güçler Irak ile çatışmalı hale gelirse eski YBŞ üyeleri ne tutum alacak? Silah bırakmayan Ezidilere karşı savaşacaklar mı? Şu anda Ezidilerin kendi arasındaki en büyük tartışma konusu budur ve Ezidiler tarihlerinde ilk kez bu kadar bölünmüş ve birbirine düşman hale gelmiştir.

2014 sonrası Şengal’i Kürdistan’dan koparmak için PKK’nin YBŞ ve kurumları aracılığı ile Şengal’de uyguladığı politikalar Ezidi toplumunu birbirinden koparmıştır. PKK, Şengal’i Başika, Şexan ve Laleş merkezli Ezidi toplumsallaşmasından uzaklaştırarak kendisi için bir gurup koparmıştır.

  YBŞ son Irak’a bağlanma kararında da ne ruhani liderliği ne Ezidi kurumlarının görüşlerini ve halkın kaygılarını hiçe saymıştır.  Ayrıca YBŞ’nin kararı tüm Ezidileri Irak devleti karşısında güçsüzleştirmiştir. Ezidi toplumunun kollektif duruşunda büyük çatlaklara yol açmıştır. Ezidi toplumu tarihinde hiçbir zaman bu kadar parçalı ve birbirine karşıt duruş göstermemişti. Bu en büyük gücü birbirine kenetlenmek olan Ezidiler için büyük tehlikedir.

Ezidilerin Kürtlerden koparılmasının Kürdistan davasına etkisi

YBŞ’nin anlaşması Kürdistan Bölgesi için önemli bir tehdittir. Bu Kürdistan topraklarının kuşatılması, ekonomik ablukanın yoğunlaşması vb etkileri getirecektir. Fakat bunlar kadar önemli olan şey Ezidilerin Kürdistansız, Kürdistan’ın Ezidisiz bırakılmasıdır.

Ezidiler Kürt kimliğinin ve kültürünün en kadim ve en orijinal parçasıdır.  Ezidileri bu Kürt kimliğinin dışında tanımlamak Kürtlerin Ulusal varlığına saldırıdır.

Şengal’deki durumun bir diğer etkisi ise zaten çok büyük zorluklarla karşı karşıya olan “Kürtler arası ilişkiler” meselesidir.  Şengal’le beraber ortaya çıkan tablo şudur: “PKK, 2025 fesih sürecinden sonra tek bir mevziisini Kürtlere teslim etmemiştir. Behdinan’da tüneller ve tepeler Türk devletine verilmiştir. Mahmur’da Karaçox dağı Irak ordusuna teslim edilmiştir. Şimdi de YBŞ ile beraber PKK yine Kürtleri değil, Irak devletini tercih etmiştir. Hal buyken PKK’nin “ulusal birlik, Kürt birliği” vb söylemlerinin hakikatsizliği ve pratik karşılığı olmadığı bir kez daha görülmüştür.

PKK’nin Kürtlerin hepsinin sorduğu “YBŞ neden Kürdistan bölgesine dahil olmadı” sorusuna medyada cevap vermeye çalışıyor. PKK’nin YBŞ’ye yaptırdığı açıklamalarda “Kürdistan Bölgesi Şengal’de yoktur” dedirtiyor.  Oysa ki Peşmerge’nin Şengal’e girişini de engelleyen PKK idi. 3 Mart 2017’de Şengal’e gitmek isteyen Peşmerge güçlerine karşı verdiği mücadele unutulmuş değil. Sonrasında da Hewler ve Bağdat’ın yaptığı Şengal anlaşmasına karşı çıktı. Oysa ki o anlaşma YBŞ’nin maaş karışlığı kendini feshettiği anlaşmanın çok ötesindeydi

Alttan alta 2014 yılında yaşanan Ezidi  soykırımını gerekçe göstererek Ezidileri Kürdistan’a düşman edip Şii Arapların kollarına atmak Kürt Ulusal varlığına düşmanlıktır.

YBŞ’nin entegrasyon kararı İmralı’da verildi

Yukarda belirtiğimiz gibi Şengal’de yaşananları “Ezidilerin kendileri için pazarlık” yapması olarak sunmak büyük bir yalandır. YBŞ’nin Irak’a dahil olması kararı Ezidilerin değildir. Şengal kararı “İmralı’da Türk devleti ile Abdullah Öcalan arasında entegrasyon ve terörsüz Türkiye sürecinin bir devamı olarak ” yapılmıştır.  Türk devleti İmralı’da varılan mutabakat sonrası Irak’ı  teşvik etmiş ve aradaki bazı pürüzleri gidermiş, PKK’ye de Ezidi güçleri Irak’a teslim etmek kalmıştır. Şengal’deki durumun özeti budur. Kaldı ki Abdullah Öcalan’ın 30 Eylül tarihli mektubu bu durumu net ortaya koymuştu.

 Ezidiler adına ortaya çıkıp açıklama yapan sözde Ezidi YBŞ üyeleri de sadece vitrin rolü oynamaktadırlar.

Sonuç olarak diyebiliriz ki YBŞ’nin Irak ordusuna teslim edilmesi kararı  Türkiye ve Irak lehine Kürtler ve Ezidiler aleyhinedir. Bu anlaşmadan hem Ezidiler hem de Kürtler zarar görecektir.