ABD Ve Koalisyon Güçleri’nin Çekilmesi Üzerine Bir Analiz!

ABD Ve Koalisyon Güçleri’nin Çekilmesi Üzerine Bir Analiz!

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın Kurdistan24’e bir demeç verdi. Demeç, ABD’nin Irak’tan çekilme sürecini doğru bağlamda değerlendirebilme açısından kayda değer ipuçları taşıyordu. Onun için, güncel durum ve kaynakları tarayarak analiz etmemiz gerekiyor. Çünkü bu çekilme, Güney Kurdistan’ın yeni bir sürece girdiği ve Irak’ın yeni sorunlarla karşılaşacağı açısından çok önemli ve hayatidir.

ABD’nin Irak’tan çekilmesi, İran tehdidi ve Güney Kurdistan’ın yalnızlığı:

ABD ve Koalisyon Güçleri’nin çekilmesi stratejik bir boşluk mu, egemenlik adımı mı?

28 Eylül 2026’da Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın Kurdistan24’e verdiği demeç, Orta Doğu’daki güvenlik denklemlerinin ne kadar iç içe geçtiğini bir kez daha hatırlattı. Kallas, Amerikan güçlerinin geri çekilmesinin ve Irak’ta yaşanan gelişmelerin İran’ın Irak’a yönelik tehlikeleriyle bağlantılı olduğunu belirterek, “Orta Doğu’daki tüm meselelerin birbiriyle bağlantılı” olduğuna dikkat çekti ve olayların kapsamlı, bütüncül bir şekilde takip edilmesi çağrısında bulundu. Bu çağrı, kimleri ve neyi kapsadığı konusunda belirsizlik taşısa da, zamanlaması son derece kritik: ABD öncülüğündeki koalisyonun Irak’taki askeri misyonunun 30 Eylül 2026 itibarıyla sona erdiği, hatta bazı Iraklı yetkililere göre çekilmenin fiilen tamamlandığı bir dönemde yapıldı.

Bu adım, 2024’te Bağdat ile Washington arasında varılan anlaşmanın sonucu. DAİŞ’e karşı uluslararası koalisyonun askeri görevi sonlandırılıyor; Irak güvenlik güçlerinin (Peşmerge dahil) yeterince güçlendiği varsayılıyor ve ilişki “ikili güvenlik iş birliği” ne dönüştürülüyor.

Ancak bağlam, 2011’deki çekilmeden çok daha karmaşık. Şubat 2026’dan bu yana süren ABD-İsrail-İran gerilimi ve açık çatışma ortamında, Güney Kurdistan (Irak Kurdistan Bölgesel Yönetimi – IKBY) binlerce füze ve İHA saldırısına maruz kaldı. İran ve bağlı gruplar, özellikle İranlı Kurd muhalif örgütlerin kamplarını, enerji tesislerini, hatta KRG liderlerinin ofislerini hedef aldı. Raporlara göre bu saldırıların sayısı 1000’i aştı.

Çekilmenin arkasındaki mantık ve baskılar nelerdir?

Çekilmenin temel gerekçeleri net:

Irak’ın egemenliğini güçlendirmek, yabancı askeri varlığı sona erdirmek ve silahlı grupların (özellikle İran yanlısı Haşdi Şabi unsurlarının) “yabancı işgal” bahanesiyle silah tutma gerekçesini ortadan kaldırmak.

Irak Başbakanı Ali el-Zeydi yönetimi, silahların devlet kontrolüne alınması sürecini bu tarihle ilişkilendirdi; ancak süreç ertelendi ve birçok grup direnmeye devam ediyor. İran proxyleri yıllardır Bağdat hükümeti ve ABD güçlerine baskı uyguluyor, zaman zaman hem koalisyon üslerine hem de Güney Kurdistan’a saldırılar düzenliyordu. Çekilme, bu baskıya kısmen yanıt veriyor ve Bağdat’ın “egemenlik” söylemini güçlendiriyor.

ABD açısından da Trump yönetiminin “sonsuz savaşlara son” yaklaşımı ve Orta Doğu’daki askeri ayak izini azaltma tercihi belirleyici. Kalan, birliklerin Ürdün ve diğer bölgesel üslere kaydırılması planlanıyor. Erbil’deki büyük konsolosluk gibi diplomatik varlıklar kalacak, ancak hava savunma sistemleri (Patriot, C-RAM vb.) de dahil olmak üzere askeri unsurların çekilmesi, KRG’nin en somut endişesi.

Güney Kurdistan neden en kırılgan halka?

Güney Kurdistan, Irak’ın geri kalanına kıyasla daha istikrarlı, ekonomik olarak dinamik ve nispeten barışçıl bir bölge. Ancak bu istikrar, uzun süre Amerikan varlığı ve hava savunma şemsiyesiyle desteklendi. Peşmerge’nin reformu ve birleşmesi için baskı sürerken, ABD’nin güvenlik yardımı anlaşmasının (MOU) aynı tarihte sona ermesi, finansman ve eğitim desteğinin de risk altına girebileceği endişesini doğuruyor.

İran’ın stratejisi açık: Güney Kurdistan’ı “tam kontrol edilemeyen” bir alan olarak görüyor. İranlı Kurd muhalif grupların varlığını bahane ederek, bölgeyi tampon haline getirmeye, KRG’yi zayıflatmaya ve Bağdat üzerinden etki alanını genişletmeye çalışıyor. ABD varlığı bu dengeyi bir ölçüde sınırlıyordu. Şimdi hava savunma sistemlerinin çekilmesiyle birlikte, Erbil ve çevresi daha savunmasız hale geliyor. KRG yetkilileri, Bağdat’tan İran saldırılarının durdurulacağına dair güvence talep etti; ancak federal hükümetin bu konuda ne kadar etkili olabileceği belirsiz.

Bu tablo, Kürtlerin “stratejik müttefik” olarak görüldüğü söylemiyle çelişiyor. Tarihsel olarak ABD ve Batı, Kurdleri DAİŞ’e karşı en etkili kara gücü olarak destekledi, ancak çıkarlar değişince taahhütler de esnekleşti. 2017 bağımsızlık referandumu sonrası yaşanan yalnızlık ve Kerkük kaybı hâlâ hafızalarda! Bugün benzer bir risk yeniden ortaya çıkıyor: Bölgesel aktörler (İran, Türkiye, Bağdat) arasında sıkışmış bir KRG, dış şemsiye olmadan daha kırılgan olacak ve ABD’nin buna göz yumma rızkı büyük görünüyor!

Avrupa’nın çağrısı ve bölgesel bağlantılar

Kallas’ın, “bütüncül takip” çağrısı, AB’nin Irak’ın istikrarını koruma ve ülkenin vekalet savaşı sahnesine dönüşmesini engelleme çabasını yansıtıyor. Avrupa, İran’ın etki alanını sınırlamak ve DAİŞ’in yeniden canlanmasını önlemek istiyor. Ancak askeri varlığın çekilmesi, pratikte Kurdlere verilen desteğin de azalması riskini taşıyor. ABD-İsrail-İran geriliminin genişleme ihtimali yüksekken, Irak’ın “tarafsız” kalmaya çalışması zorlaşıyor. Haşdi Şabi unsurlarının silah bırakmaması, Bağdat’ın egemenlik iddiasını zayıflatıyor ve İran’ın dolaylı etkisini sürdürüyor ve hatta güçlendiriyor.

Çekilme, teknik olarak “yanlış” değil; Irak’ın egemenlik talebi ve DAİŞ’in büyük ölçüde zayıflatılmış olması objektif gerçekler. Ancak zamanlama ve koşullar sorunlu. İran tehdidinin aktif olduğu, hava savunmasının kritik olduğu ve milislerin hâlâ silahlı olduğu bir ortamda, Güney Kurdistan’ın “korumasız” bırakılması, stratejik bir boşluk yaratıyor. Bu, Kurdleri bir kez daha yalnız bırakma riski taşıyor; çünkü diplomatik destek ve ekonomik ilişkiler, somut güvenlik garantisinin yerini tutmuyor.

Boşluk doldurulmazsa istikrar tehdit altında

ABD’nin çekilmesi, Irak için yeni bir sayfa açıyor: Daha fazla egemenlik, daha az yabancı asker. Ancak bu sayfa, İran’ın nüfuzunu, milislerin direncini ve Güney Kurdistan’ın savunma zaafını da beraberinde getiriyor. Kallas’ın vurguladığı “bağlantılı meseleler” tam da burada devreye giriyor. Orta Doğu’da hiçbir gelişme izole değil; bir yerdeki çekilme, başka yerdeki tehdidi büyütüyor.

Kurdler için çözüm, yalnızca dış güvene bağlı kalmamak. Peşmerge’nin birleşmesi, kendi hava savunma kapasitesinin güçlendirilmesi (Bağdat üzerinden veya ikili anlaşmalarla), bölgesel diplomasi ve iç siyasi birlik kritik. Batı ve Avrupa ise “bütüncül takip” söylemini somut güvenlik ve ekonomik destekle desteklemezse, “stratejik müttefik” retoriği boş kalır.

Tarih, Kurdlerin yalnız bırakıldığı dönemlerin genellikle daha büyük istikrarsızlıklara yol açtığını göstermiştir. Bu kez de benzer bir senaryonun yaşanmaması, tüm tarafların sorumluluğundadır.

Şeyhmus Özzengin/28.09.2026