Çözüm süreci tıkandı mı? İmralı da neler oluyor? Neleri biliyor neleri bilmiyoruz?

PKK’nin 5-7 Mayıs 2025 tarihinde bir kongre yaparak kendini feshedişi ve silahlı mücadeleyi bırakmasının üstünden bir yıl geçti. Bu bir yıl içinde daha ötesinde Öcalan’ın fesih çağrısı da (Aslında Öcalan’ın çağrısı değil fesih talimatıydı) hesap edilirse 15 aydır yaşanan çok önemli bir “süreç” var. Bu süreç bazıları tarafından Kürt sorunun çözüm projesi, bazıları tarafından ihanet projesi bazıları tarafından ise bir devletle ve PKK’nin çıkarları doğrultusunda ki ilişkisi olarak yorumlandı.
Kamuoyu devlet ve PKK arasındaki ilişkileri biliyor mu?
Özellikle sosyal medya da hem devletin hem de PKK’nin propagandasını yapanların dışında kalan bağımsız denen çevreler bile yaşananları yorumlamak konusunda etkisiz kaldı. Çünkü Türk devleti ile PKK’nin üst düzey yönetiminde bulunan çok dar bir çevre dışında kimse olup bitenlerden haberdar değil. Yani sadece kamuoyu değil devlet ve PKK’nin de çok büyük bir yönetim kadrosu ne gelecek planını ne de olup biteni bilmiyor.
Bu bir yıl içinde aslında hem devlet hem de PKK tarafı topluma yaptıkları tartışmalar ve anlaştıkları hususlarda çok az şey yansıttı. Meclis komisyonu, PKK’nin sembolik olarak silah yakması ve bazı alanlardan çekilmesi, devletin cezaevlerinde ki bazı hasta tutsakları bıraktığı gibi nüans bilgiler kamuoyuna yansıyanlar. PKK ve devlet zaman zaman sansürlenmiş ve redekte-tamirat yapılmış bazı görüşme notlarını basına sızdırdı. Birde iki taraf içinde rahatsız olanlarda bazı bilgileri sızdırıyor. Buradan da bazı bilgiler kamuoyunun gündemine düştü. Bahçeli, Öcalan ve DEM Parti yöneticileri ile zaman zaman da PKK Yöneticinin karşılıklı komplimanları, nadiren tansiyonu yüksek söylemleri dışında kimse bir şey söylemiyor.
Süreç yoktur, Türkiye’yi koruma projesi vardır
Kamuoyuna yansıtılanlar tiyatro sahnesidir, gerçek ise sahne arkasındadır. Kamuoyu süreç tıkandı mı, Bahçeli şunu söyledi, Kandil şu eleştiriyi yaptı, DEM Parti şu konuda öneri yaptı diye tartışırken aslında geri planda her şey farklıdır. “Süreç” denen ve bir türlü mahiyeti netleşmeyen şey bitmiştir, plan netleşmiştir, ana hatlarda mutabakat tamamdır. Ortada süreç yoktur Türk devletinin projesi vardır. Artık karşımızda devlet ve PKK diye iki ayrı taraf yoktur. Devlet ve PKK bir olmuştur. Aynı taraftadır. Karşılarında ise ikna etmeleri gereken bir kamuoyu ve vardır. PKK Kürtleri, Türk devleti ise kendi toplumunu ve devlet içindeki klikleri ikna etmeye çalışmaktadır. Ayrıca Ortadoğu’da yaşanan gerginlikten dolayı zamanlamaya dikkat edilmeye çalışılmaktadır.
Kamuoyuna ise var olan ilişkilerin ve olayların kırıntıları atılarak oyalanmaktadır.
Kamuoyu gerçekte yaşananların hiçbirini bilmiyor. Öcalan’ın Bahçeli’ye gönderdiği hediye halıyı bile aylar sonra öğreniyor bu toplum. Neden?
Öcalan İmralı’da Şam’daki çalışma koşullarına sahip
Örneğin biz birçok PKK kadrosunun İmralı’ya gittiğini biliyoruz. Bese Hozat, Sabri Ok daha 2025 yılı Haziran ayında PKK’nin silahları yakması önce Öcalan’ın yanına İmralı’ya gitti. Fakat esasta Öcalan’a sınırsız çalışma imkanı Halep’te yaşanan çatışmalar sonrası verildi. Öcalan Rojava sürecine müdahil oldu, Şam yönetimine teslim olmaları istendi ve hemen ardından Öcalan İmralı’da Şam’dakinden daha büyük çalışma imkanlarına kavuştu.
Rojava’da Kürtleri statüsüz bırakan süreçten sonra Şubat ayı ile itibarı ile Duran Kalkan, Helin Ümit, Ciğdem Doğu, Rojava yöneticileri, Xabat Anduk gibi isimlerde İmralı’ya gitti. Yani şu anda PKK’nin kadroları Kandil’den, Rojava’dan Türk devleti tarafından uçak ve helikopter yolu ile alınıyor ve İmralı’ya götürülüyor. Öcalan günlük olarak Rojava, Avrupa ve Kandil’deki yönetim ile telefon görüşmesi yapıyor. İmralı’da Öcalan’ın mektuplarını ve ilişkilerini düzenleyen bir gurubu var.
Bu bilgiler net bilgilerdir, geçmişte de Öcalan’ın İmralı’daki evini kullandığı ve Sabri Ok Bese Hozat’ın bu evde iki gün kaldığını yazmıştık.
Öcalan, PKK Yöneticilerinin düzenleme ve konumlanmalarını yaptı
Yani Öcalan’a statü, çalışma koşulu vb tartışmalar sadece kamuoyuna dönüktür. Öcalan günlük olarak PKK’yi yönetmektedir. 2025 yılı haziran ayından bu yana Öcalan çok derin bir çalışma içindedir. Öcalan’ın geçmişte eğittiği tüm kadroların listesi Öcalan’ın eline gitmiştir. Ayrıca Öcalan sonrası var olan ve yönetici olmuş kadro listesi de öz geçmişleri ile beraber Öcalan’a gönderilmiştir. Tüm kurumların ve yöneticilerinin listesi de gitmiştir. Öcalan listelere göre kadro düzenlemesi yapmıştır. Bazı kadroları Avrupa’ya göndermiş, Rojava’daki bazı kadroları PKK merkezine göndermiştir. Öcalan Türkiye’ye gidecekler ve Avrupa’ya gidecekler diye PKK kadrosunu ayrıştırmıştır. Tüm bu hususlarda devletle ortak hareket ediyor. Bazın pazarlık yapıyor demiyoruz, ortak hareket ediyor. Sadece şu anda PKK’nin kurucu üyesi ve askeri çalışmalarda öne çıkan 60 kişilik bir listenin akıbeti konusunda Öcalan ilerde netleştireceğim demiştir. Öcalan bu düzenlemeleri yaparken de PKK yönetimi ile tartışmıyor, devlet ile karar alıp PKK’ye bildiriyor.
Ayrıca daha önce Öcalan’la beraber İmralı’da tutuklu olan ve daha sonra bırakılıp Türkiye’de ki Apocu Hareket Koordinasyonu denen yapı da bulunan Veysi Aktaş’tın da içinde olduğu 2’si kadın 4 kişilik bir ekipte İmralı’ya yıl başından bu yana iki kez giderek Öcalan ile görüşmüştür. Öcalan Veysi Aktaş’la da düzenli olarak telefon görüşmesi yapmakta, bu koordinasyon aracılığı ile bazı yazar, çizer ve gazetecilere haberler göndermektedir.
Mazlum Abdi ve Rojava heyeti İmralı’ya gitti…
Öcalan’ın en dikkat çeken ilişkisi ise Rojava iledir. Öcalan Halep çatışmaları döneminde Rojava’daki PKK Yönetiminden Mazlum Abdi, İlham Ahmet, Zaxo Zagros ve Sipan Hamo ile telefonda konuşarak Halep’ten çekilme talimatını bizzat kendisi vermiştir. Rojava yönetiminden Mazlum Abdi, İlham Ahmet Mart ayının başında İmralı’ya giderek Öcalan ile 5 saatlik bir görüşme gerçekleştirmiştir. Öcalan bu görüşmede tüm Kuzeyli PKK kadrolarının Kandil’e gidip İran sınırında beklemesini istemiştir. Rojava’da ENKS’nin öne çıkmamasını, Rojava çatışmaları döneminde Güney’in ve Başkan Barzani’nin rolünün medya öne çıkmamasını istemiş. Devlet ile anlaştığını ve Ahmet Şara ile iyi ilişkiler geliştirmeleri yönünde talimat vermiştir. Sipan Hamo’nun Savunma Bakanlığı bünyesinde çalışacak isim olmasına da Abdullah Öcalan karar vermiştir.
Öcalan ayrıca Avrupa’da içinde Zübeyin Aydar, Nilüfer Koç, Dilar Sivas, Remzi Kartal, Roni Konya, Mizgin Amed, Fatma Adır, Sülbüs Tari, Adem Uzun gibi isimlerin katıldığı bir kadro toplantısına telefon ile katılmıştır.
Öcalan, PJAK’a talimat vermiş medyanın PJAK’ı iyi işlemesi, PJAK’ın İran ile ilişkiler geliştirmesini istemiş ve bazı PKK kadrolarının PJAK’a geçmesini istemiştir.
Bu bilgiler gerçek bilgilerdir. Öcalan’ın telefon, misafir kabul etme, günlük olarak kadroları ile görüşme, bilgi alma ve bazılarını yanına çağırma hakkı var. Ve bilgiler bize gösteriyor ki Öcalan’ın şu an da İmralı’daki çalışma ve yaşam statüsü Şam’daki çalışma koşulları ve statüsünün kat be kat üstündedir.
Apocu Hareket ve Devlet Bahçeli’den eş zamanlı toplantı
Tüm bunlar olup biterken kamuoyu hala “Öcalan’a statü” tartışması ile oyalanmaktadır.
5 Mayıs günü PKK yöneticileri M. Karasu ve S. Avesta’nın bir toplantı yapıp yine tek şart olarak “Abdullah Öcalan’a statü” istemiştir. Aynı gün Devlet Bahçeli’de Öcalan’ın statünü “Barış ve süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü” olarak belirlemiştir. Bu iki toplantı birbirinden bağımsız değildir. İki toplantı eş zamanlı ve koordineli toplantılardır.
Altını çizmek lazım oyalanan Türk kamuoyu değil Kürt kamuoyudur. Çünkü esas oyun Kürtleri statüsüz bırakma üzerine kuruludur. Bu nedenle de medyada Öcalan’ın konumunu sarsmayacak adımlar atılmaya çalışılmaktadır. Kürtler içinde Öcalan’ın pozisyonunu güçlendirmek Türk devletinin temel stratejisidir. Öcalan’a verilen her koşul, imkan ve statü Kürtlerin kollektif haklarından alınarak verilmektedir. Yani Kürtlerin statüsüz bırakılması görevini yerine getirme şartı ile Öcalan’a statü verilmektedir.
Kürt aydınlarının, Kürt vatanseverlerinin bu süreci bu iyi bu kötü diye ayrıştırması, bazı iyilik kırıntılarından olumlu anlam çıkarması kabul edilemez. Ortada büyük bir oyun vardır. Kürtler tarihlerinin en organize edilmiş ihaneti ve komplosu ile karşı karşıyadır.




