İran’a Yönelik Savaşta Güncel Durum!

Bu analizde dikkate alacağım süreç; İran’a yönelik ABD (ve kısmen BM) baskısı, Hürmüz Boğazı kozu, müzakere taktikleri ve bölgesel faaliyetlere ilişkin -Ağustos 2026 itibarıyla olacak. Diğer bir deyimle gelinen aşamayı içeriyor.
2026’daki ABD-İsrail-İran savaşı (Şubat sonu başlangıç), ardından gelen ateşkes girişimleri ve İslamabad Mutabakatı (Haziran 2026) sonrası süreç, klasik bir çıkmaza girmiş durumda. Baskılar İran’ı “kırmak” yerine, rejim dayanıklılığını ve stratejik sabrını test ediyor; İran ise zaman kazanıp toparlanmaya çalışırken kozlarını (özellikle Hürmüz) koruyor.
Ekonomik baskı ve etkileri
ABD, Trump yönetiminde “maksimum baskı”yı (Economic Fury olarak da anılıyor) sürdürüyor. 2026’da gölge bankacılık, döviz evleri, petrol kaçakçılığı ağları ve finansörlere yönelik onlarca yaptırım paketi uygulandı. Ağustos başında bile yeni adımlar geldi. Haziran’da geçici petrol satışı izni (General License X, 21 Ağustos’a kadar) verildi, ancak Hürmüz’deki saldırılar sonrası Temmuz’da geri çekildi ve ablukaya dönüldü.
İran ekonomisi ağır darbe yedi: Savaş hasarı yüz milyarlarca dolar seviyesinde tahmin ediliyor, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) de %5-6’lık daralma projeksiyonları var, enflasyon %50-80+ bandında (resmi rakamlar daha düşük gösterilse de). Petrol ihracatı ablukayla mayısta altı yılın en düşük seviyesine (200-300 bin varil/gün civarı) indi. Haziran’daki kısa rahatlama döneminde (abluka gevşemesi) onlarca milyon varil satılarak birkaç milyar dolar gelir elde edildi; Çin ana alıcı olmaya devam etti. Ağustos’ta terminaller yine büyük ölçüde atıl görünüyor.
Buna rağmen İran “hayatta kalma ekonomisi”ne geçmiş durumda: Rasyonlama, öncelikli ithalat (gıda-ilaç), para basma, BRICS/NDB (gelişmekte olan büyük ekonomilerin siyasi, ekonomik ve finansal iş birliği yaptığı gayri resmi bir gruptur.) gibi alternatiflere yönelme ve gölge ağlarla direniş. Rejim, halk üzerindeki baskıyı artırarak ve IRGC’nin (İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu) ekonomik rolünü güçlendirerek ayakta kalıyor. Yaptırımlar ve ablukalar ciddi acı veriyor ama rejim değişikliğine veya tam teslimiyete yol açmadı; tarihsel olarak da (2018-2020 maksimum baskı dönemi dahil) benzer direnç gösterdi. BM yaptırımları (2025’te snapback ile yeniden yürürlüğe girenler) tartışmalı ve tam uygulanmıyor; Çin-Rusya itirazları var, kaldırma ise Güvenlik Konseyi’nde zor.
ABD’nin baskıyı artırma ihtimali yüksek (yeni yaptırımlar, ablukayı “süresiz” tutma açıklamaları, Çin’e yönelik dolaylı tehditler). Ancak enerji fiyatları, küresel enflasyon ve ABD iç siyasi takvimi (ara seçimler) Washington’u da kısıtlıyor. İran, ABD’nin bu riskini hesaplıyor.
Hürmüz Boğazı: En kritik koz!
İran’ın elindeki en güçlü araç. Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmı buradan geçiyor. Savaş sırasında fiilen kapatıldı/kısıtlandı; Haziran mutabakatında yeniden açılması sözü verildi ama İran hemen kontrol iddiasını güçlendirdi (kendi rotalarını dayatma, güney koridoruna saldırılar, “toll”/geçiş ücreti söylemleri). Temmuz-Ağustos’ta tanker saldırıları, uyarılar ve karşılıklı saldırılar devam etti; geçişler ciddi şekilde düştü veya durma noktasına geldi.
İran, boğazı “egemenlik” ve müzakere kozu olarak görüyor: Açılması için yaptırımların kalkması, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması, tazminat, hatta bölgesel koşullar gibi talepler ileri sürüyor. ABD ise ablukayı ve “tam kontrol” iddiasını sürdürüyor. Bu karşılıklı blöf, her iki tarafı da riske sokuyor ama İran için asimetrik avantaj sağlıyor, çünkü Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel maliyeti (enerji fiyatları) Washington’u daha çok sıkıştırabiliyor.
Müzakere taktikleri ve “süreç uzatma”
İran klasik stratejisini uyguluyor: Anlaşmaya yanaşmamak, talepleri maksimize etmek, zaman kazanmak, toparlanmak ve karşı tarafın siyasi-ekonomik yorgunluğunu beklemek. Haziran İslamabad Mutabakatı (14 maddelik, 60 günlük müzakere penceresi, nükleer sınırlamalar, yaptırım kaldırma takvimi, yeniden inşa fonu vaatleri) hızla bozuldu. Karşılıklı ihlaller (Hürmüz saldırıları, misillemeler) sonrası Trump “bitti” dedi, İran da “askıya alındı” dedi. Ağustos’ta “düşük profil” görüşmeler veya Umman üzerinden dolaylı temaslar iddia ediliyor ama somut ilerleme yok.
İran, nükleer dosyada (zenginleştirme stoku, denetimler) minimum taviz verirken ekonomik rahatlama peşinde. Savaş hasarı ve ablukaya rağmen “zaman bizden yana” hesabı yapıyor: ABD’nin iç siyasi baskısı, müttefik yorgunluğu ve enerji maliyetleri. Bu, geçmiş JCPOA (Joint Comprehensive Plan of Action-Kapsamlı Ortak Eylem Planı) süreçlerindeki uzatma taktiklerine benziyor.
Bölgesel faaliyetler ve Kürtlere yönelik saldırılar!
İran, baskı altında bile “direniş ekseni”ni ve iç güvenlik operasyonlarını sürdürmeye çalışıyor. Kürt muhalif gruplara (Komala, KDPI, PAK vb.) yönelik saldırılar 2026’da yoğunlaştı: Irak Kürdistanı’ndaki kamplara drone/füze saldırıları (yüzlerce olay, onlarca ölü/yaralı) ve İran içindeki (batı illeri) çatışmalar devam ediyor. IRGC operasyonları, “ayrılıkçı tehdit” çerçevesinde meşrulaştırılıyor! Bu hem iç istikrarı koruma hem de rejim gücünü gösterme amacı taşıyor.
Diğer vekiller (Hizbullah, Husiler-Yemen vb.) üzerinden de gerilim sürüyor; Lübnan cephesi mutabakatı zorlaştırdı. İran, zayıf görünmemek için bölgesel aktiviteyi azaltmıyor.
Genel değerlendirme ve olası gidişat
- İran’a yönelik baskıların etkisi sınırlı kaldı: Ekonomi çöküyor ama rejim “dayanıklılık” Halk acı çekiyor, protestolar bastırılıyor; IRGC gücü artıyor.
- Hürmüz kozu işliyor: İran’ı masaya çekmek için en etkili araç, ama aynı zamanda eskalasyon riski yüksek. Tam kapanma herkesi (özellikle ABD müttefiklerini ve küresel piyasaları) vurur.
- İran’ın uzatma stratejisi, İran’ı ayakta tutuyor görünüyor: Toparlanma, alternatif ittifaklar (BRICS, Çin) ve ABD’nin siyasi takvimini bekleme. Ancak uzun vadede ekonomik erozyon ve askeri yıpranma birikerek, yıpranma devam ediyor.
- ABD tarafı: Baskıyı artırabilir (yeni yaptırımlar, ablukayı sıkılaştırma), ama askeri eskalasyon maliyeti yüksek ve siyasi olarak riskli. “Yarı müzakere + maksimum baskı” hibriti sürüyor.
Olası ihtimaller:
1- Kısmi anlaşma (Hürmüz açılır, sınırlı yaptırım rahatlaması, nükleer kısıtlamalar);
2- Uzun süreli düşük yoğunluklu çatışma + ablukayla yıpratma;
3- Yeni eskalasyon. Şu an ikinci senaryo ağır basıyor. İran’ın “ayakta kalarak risk yaratma” yaklaşımı, yukarda tarif ettiğimiz gibi işliyor; ancak rejim içindeki ekonomik ve toplumsal gerilim uzun vadede kırılma noktası olabilir
Veriler hızla değişiyor; Hürmüz geçişleri, yeni yaptırımlar veya arabuluculuk adımları (Umman, Katar, Pakistan) süreci belirleyecek gibi görünüyor, bekleyip göreceğiz.
16.08.2026/Şeyhmus Özzengin




