Dezu Köyü Katliamı: Güney Kürdistan’ı Savaş Alanına Çevirme Projesinin Arka Planı

Dezu Köyü Katliamı: Güney Kürdistan’ı Savaş Alanına Çevirme Projesinin Arka Planı

22 Ekim 1997’de  günü Hewler’in Mergesur ilçesine bağlı Dezu köyünde PKK gerillalarının yaptığı saldırı sonucu içinde çocukların da olduğu 16 kişi şehit olmuştu. Dezu köyü katliamı bir köy baskını ve sivillerin katledilişinin ötesinde PKK’nin 1990’lı yıllarda Güney Kürdistan topraklarında konumlanışının karanlık arka planı ve amaçları konusunda incelenmesi gereken tarihi bir veri olma özelliğini koruyor.

Katliamın ayrıntıları

1997 yılında, Erbil’in Mergesur ilçesine bağlı Şêrwan Mezin beldesinin Dezu köyünde gerçekleşen katliam PKK’nin en acımasız suçlarından biri olarak tarihe geçti. Köyü basan PKK’liler, iki aileden 16 kişiyi şehit etti.

Katliam şehitleri arasında genç, yaşlı, kadın ve çocuklar bulunuyordu. Kadınlardan biri de hamileydi. Katledilen çocuklardan 6’sı kardeşti. Ve bu çocukların yaşları 1 ila 12 arasındaydı. PKK’li güçler beşiklere bomba atarak çocukları katletmişti. Katliamdan sonra da cesetleri ateşe verdiler.

Katliama uğrayan aileler Saddam’ın Barzan Enfal’in kurtulan vatansever kişilerdi.  Ve bu kişiler bölgedeki küçük bir askeri gücün inisiyatifi yapılmadı. Katliamın arkasında Şam’da hazırlanan bir strateji ve PKK’nin üst düzey isimleri vardı.

Katliam emri kimden?

Katliam emri PKK’nin şu anda da üst düzey yönetiminde bulunan isimler tarafından verildi. Cemil Bayık katliam yapılırken o zaman ki PKK’nin silahlı gücü olan ARGK’nin Ana Karargâh komutanıydı. Köylüleri öldürten stratejiyi yürütmekten birinci derecede bu karargâh sorumluydu.

Diğer bir sorumlu ise Duran Kalkan. Kalkan o dönem katliamı gerçekleştiren Zagros Eyaletinin birinci dereceden sorumlusuydu. Ve bir diğer isim de Amed Malazgirt. Şu anda da birçok defa PKK adına medyaya çıkıp açıklamalar yapan Amed Malazgirt eylemin direk pratik sorumlusuydu ve onun emri ile PKK’liler köylere gidip köylüleri katletti.

PKK’nin 2. 15 Ağustos hamlesi ve Güney’in savaş alanına çevrilmesinin nedenleri

Dezu Köyü katliamı PKK’nin 1990’larda Güney Kürdistan’daki halka yaklaşımının ve siyasi hedeflerinin en bariz örneklerinden biri olarak tarih sayfasına geçti. 1991’de Güney Kürdistan’ın uçuşa yasak bölge ilan edilmesi Ortadoğu’da Kürt ve Kürdistanı yok sayan anti-Kürt cephesinin ajandasında büyük bir çatlağa yol açmıştı.  Anti-Kürt cephesi bu çatlağı yine Kürtleri kullanarak kapatmak istedi.

PKK bu güçlerden biri olarak Güney Kürdistan’da sahneye çıktı.  Kuzey’deki savaşı koordineli biçimde Güney Kürdistan’a taşıyan PKK, Haftanin- Behdinan- Barzan- Xaxurke alanlarına yayıldı. PKK Güney Kürdistan’a dönük çok yönlü bir proje gerçekleştirdi. Bir yandan köyleri ve sivil yaşam yerlerini savaş alanı haline getirip halkı göçe zorlayıp, öte yandan da göç eden ve yoksullaşan halk üstünden de propaganda yapıyordu. Ayrıca 1992 halk isyanlarının bastırılması ve 1993-94 askeri operasyonları ile yaşanan çok yönlü yenilgisini gizlemek için Güney’deki savaşı bir zafer gibi sunmaya çalıştı. Bunun için 1995 yılında “2. 15 Ağustos Hamlesi” adı altında Güney Kürdistan’a saldırı zinciri başlattı.

Yıkılan Zap Cumhuriyetinin intikamı yoksul Dezu köylülerinden alındı

Dezu köyü, PKK’nin bu Güney’i güçten düşürme projesinin bir parçası olarak katliama maruz kaldı.

1997 yaz ayı boyunca TSK yaptığı operasyonlar ile PKK’nin tüm sınır üstündeki mevzilerini ele geçirdi. PKK’nin Zap Cumhuriyeti adı ile yaptığı propaganda merkezlerine kadar girildi.  PKK’nin Avaşin’deki bir kampına yapılan saldırıda çok sayıda PKK gerillası hayatını kaybetti. PKK kadrolarına “arkadaşlarının intikamını almak için köye saldırdığını” söyledi. Yani Türk devletinin yaptığı katliamın intikamı Kürt ve vatansever Dezu köylülerinden alındı.

PKK’nin Güney’e saldırısının altında ne var?

PKK’nin1990 sonrası hedeflerinin başında Güney Kürdistan’ın statü kazanmasını engellemek vardı. Birçok kez Güney’in savaşı durdurma çağrısına karşı PKK her defasında yapılan ateşkesleri bozmuş ve ani baskınlarla savaşı yeniden başlatmıştır. PKK’nin Güney Kürdistan’daki varlığını sadece kendi partisinin değil ilişkide olduğu istihbarat örgütlerinin planı olduğu konusunda çok önemli kanıtlar bulunmaktadır.

PKK’nin 1990’lar sonrası politikasını belirleyen İran, Suriye ve Türkiye devletleri oldu. İran ve Suriye, 1990’lar boyunca PKK’nin Güney’e saldırılarını cephane ile desteklediler ve geri cephe verdiler. Türk devletinin konumu ise çok daha farklıydı. PKK, Türk devletinin Güney’in içlerine kadar işgal etmesine yol açtı. Bir danışıklı dövüş gibi olan bu çatışmalarla Güney’in tüm stratejik dağları Türkiye’nin kontrolüne geçti.

Öcalan, Neçirvan Barzani’ye ne dedi?

PKK’nin 1995’te Ali Haydar Kaytan’ın komutasında Güney’e karşı başlattığı 2. 15 Ağustos hamlesi Peşmerge’nin direnişi ile hezimete uğradı. Amediye’yi kuşatmaya çalışan PKK başarısız oldu ve 1995 Kasım ayında geri çekilmek zorunda kaldı.  13 Aralık’ta ateşkes yapıldı. Ateşkes için e şimdiki Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani Şam’da Öcalan ile görüştü.

Burada anlatılan ve birçok şahidi olan bir anekdota göre Neçirvan Barzani, Öcalan’a “Bizim yıkılmayacağımızı biliyorsunuz, neden bize saldırdınız” dediğinde Öcalan görüşme yapılan yerde arkasındaki Esad resmini gösterir ve “eli ile bizi dinliyorlar, konuşamam” işareti yapar.

Öcalan’ın gizli biçimde Esad’ı işaret etmesi PKK saldırılarının tüm boyutlarını ortaya koymaz. Fakat, PKK’nin 1990’larda yükselen Kürdistani yükselişe karşı misyonun anlaşılması açısından oldukça önemlidir.

PKK’nin 50 yıllık savaş ve 50 bin kayıptan sonra , Kürtlerin devletleşmesi ve statü elde etmesi karşısında düşmanlık düzeyinde ki duruşu tüm geçmiş tarihin tekrardan ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.  Dezu köyü bu tarihi tekrardan okuma çalışmasında ki kilit bir veridir.