İran’ın peşpeşe Irak ziyaretlerinde gündem: Doğu Kürdistanlı Partiler, Kürdistan Bölgesi ve Haşdi Şabi milisleri

Son süreçte İranlı yetkililer üst üste Bağdat’a açık ziyaretlerde bulunuyor. İlk olarak İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, 11 Ağustos’ta üst düzey askeri ve güvenlik yetkililerinden oluşan bir heyetle Irak’ın başkenti Bağdat’a resmi olarak duyurulmayan bir ziyaret gerçekleştirdiği resmi olmasa da medyaya yansımıştı.
Hemen ardından 19 Ağustos günü ise İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf Irak’ı ziyaret etti.
Bu her iki ziyaretin amacı ise İran’ın ABD Senato seçimleri sonrası beklediği daha büyük bir operasyon için Irak’ı yeniden konsolide etmek olduğu görülüyor. Bunun içini ise gündemde dört temel başlık var.
- Kürdistan Bölgesi üzerindeki ekonomik, askeri ve siyasi ablukanın arttırılması
- Haşdi Şabi milislerinin 30 Eylül’e kadar silah bırakması kararı
- Doğu Kürdistanlı Partilerin varlığı
- Irak’ın İran için ekonomik bir darboğazı açacak konuma getirilmesi
İran’ın Kürdistan Bölgesi Korkusu
Bu dört temel başlık İran’ın sonbaharda güçlenmesi beklenen çatışma ortamına yaptığı hazırlıkların temelini oluşturuyor. İran’ın bu savaşa hazırlık için ilk saldırdığı alan ise Kürtler. İran devleti Güney Kürdistan’ın federe statü kazandığı 2005 yılından bu yana Kürdistan Bölgesi’ni kendisi için tehdit olarak görüyor. Bağdat’ın Kürdistan Bölgesi’ne karşı başlattığı maaş kesintileri, ekonomik ablukalara ve askeri saldırılarında İran birinci derecede rol oynuyor.
Arap Baharı ile beraber Kürdistan Bölgesi’nin statüsünü arttırması ihtimaline karşı Kürdistan Bölgesine karşı çok yönlü bir strateji ile saldırmıştı. Şii Hilali projesi ile kendi topraklarından Suriye, Lübnan, Yemen’e kadar uzanan bir hattı kontrol eden İran’a karşı tek direnen yer Kürdistan Bölgesi Yönetimi olmuştu. İran Kürdistan Bölgesi’nin bu duruşuna karşı Kerkük işgali, Hewler’e saldırı gibi pek çok saldırgan tutum ile cevap verdi.
Şimdi ise İran’da büyük bir askeri operasyon beklentisi varken Kürdistan Bölgesi’nin kendisine teslim olmayan tutumuna karşı aynı saldırganlığı gösteriyor. 17 Ağustos günü Mesrur Barzani’nin özel çalışma ofisi ile Kürdistan İstihbarat İşleri Başkanı’nın konutuna yapılan saldırı Kürdistan Bölgesi’ne karşı yapılan önemli bir tehdit olarak kabul ediliyor.
Kalibaf ve Kaani’nin Bağdat ziyaretinde Bağdat’tan Kürdistan Bölgesi’ni daha fazla abluka altına alması ve hareket edemez duruma getirmesi istendiği de gelen bilgiler arasında.
İran’ın temel gündemi: Doğu Kürdistanlı Partilerin terör listesine alınması
Kürdistan Bölgesi’ndeki Doğu Kürdistanlı partiler İran’ın temel kaygı konusu. PJAK dışında ki tüm Doğu Kürdistanlı partiler yıllardır İran saldırılarına maruz kalıyor.
İran, olası bir operasyonda Doğu Kürdistan halkının ve öncü güç olarak İran Kürdistanı Demokrat Partisi (PDK-İ), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), İran Kürdistanı Mücadele Örgütü (Xebat), Kürdistan Emekçiler Topluluğu (Komala) ve İran Kürdistanı Devrimci Emekçiler Topluluğu’nu (Komala)’nın harekete geçmesinden çekiniyor.
Kaani ve Kalibaf’ın Bağdat ziyaretinde Doğu Kürdistanlı partiler dosyasının temel bir husus olduğu belirtiliyor. Kaynaklar iki liderin Bağdat’tan bu partilerin terör listesine alınması ve etkisiz hale getirilmeleri için Kürdistan Bölgesi’ne baskı yapmasını istediği belirtiliyor.
İran’ın Doğu Kürdistanlı partilere bir kara operasyonu ve şiddetli bir hava saldırısı için Irak yönetiminden destek istediği de gelen bilgiler arasında.
France24 bugün yayınladığı bir raporda Galibaf’ın Irak hükümetiyle yaptığı görüşmelerde “ABD’nin, Irak Kürdistan Bölgesi’nde bulunan İranlı Kürt muhalif gruplara silah sağladığı ve bu grupları İran sınırına doğru harekete geçirerek Irak topraklarından İran’a karşı yeni bir çatışma cephesi oluşturmayı hedeflediği” yönünde uyarı yaptığı ifadeleri yer aldı.
Kaani’den Şii Milislere: Silahlarınızı bırakmayın
Irak’ta devlet dışı silahlı yapıların geleceğine ilişkin tartışmalar sürerken, İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin 10-11 Ağustos tarihlerinde Bağdat’ı gizlice ziyaret ettiği öne sürülmüştü. Kaani’nin hem Iraklı yetkililer ile yasanın geri çekilmesi dış baskılar nedeni ile geri çekilmezse bile pratikte uygulanmamasını istediği de gelen bilgiler arasında.
Kaani’nin temaslarında, Irak hükümetinin silahların devlet kontrolüne alınmasına yönelik girişiminin ve Şii silahlı grupların bu süreçte izleyeceği tutumun ele alındığı iddia edildi.
Ayrıca Kaani’nin silah bırakmayı kabul eden yapıları “birliği bozup düşmana fırsat vermekle” suçladığı belirtiliyor.
Iraklı kaynaklara göre Kaani silah bırakmayan Haşdi Şabi guruplarına Irak devleti ile çatışmayın ama silahta bırakmayın dediği belirtiliyor.
İran Parlamento Başkanı Kalibaf’ın da Kaani’nin gizli ziyaretinin resim ayağı olduğu ve aynı politikayı izlediği belirtiliyor. Konuya ilişkin olarak Franca24’te yayınlanan bir raporda Kalibaf’ın da Haşdi Şabi liderleri ile de görüştüğü ve silah bırakmamaları istendi belirtildi.
Kalibaf bugün medyaya yaptığı konuşmada da “Irak Direniş Cephesi (Haşdi Şabi) sınırlarını aşarak bölgesel ve küresel düzeyde etkili bir güç haline geldi” ifadelerini kullanmıştı.
Görüşmelerde ayrıca Irak’ın petrol ihracatının Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilmesine yönelik girişimlerin de ele alındığı bildirildi. Bu seçeneğin, Irak’ın İran’a yönelik bazı ekonomik borçlarının azaltılması karşılığında gündeme getirildiği ifade edildi.
İran, ekonomik darboğazı Irak ile aşmak istiyor
İran’ın uzun yıllardır, kaçak petrol satışı, kara para aklama vb işler için Irak’ı kullandığı biliniyor. ABD’nin Irak hükümetine yaptığı baskılar nedeni ile bu işlemler eskisi gibi yapılamıyor.
France24 raporda İran’ın “Irak’taki borçlar karşılığında Hürmüz boğazından petrol ticareti yapmasına izin vermeyi düşündüğü” bilgisinin Kalibaf tarafından Bağdat başbakanına iletildiği de belirtiliyor.
İran 2004 yılında Saddam rejiminin devrilmesi sonrası Irak’ta Şii bir hegemonya kurdu ve Irak’ı kendi arka bahçesi olarak ve ön cephesi olarak kullandı. Şimdi gelinen aşamada İran’ın Irak’ı eskisi misyonu ile kullanamıyor. Ayrıca Irak’ın son dönemde Türkiye ile ilişkileri de İran açısından kaygı verici. Son yapılan ziyaretler ile İran’ın yaşadığı kriz ve çatışma durumunda Irak’ı kendine siper etmek ve nefes borusu olarak kullanmak istediği konusunda tüm siyasi gözlemciler hep fikir.
İran’ın bu girişimlerinin Irak’ı zor durumda bırakacağı ve ülkedeki kırılgan olan yapıyı ayakta duramaz hale getireceği düşünülüyor.




