Abdullah Öcalan Türk devletine verdiği sözleri tek tek tutuyor: Şengal de Kürdistan’dan koparılıyor…

Abdullah Öcalan 30 Eylül 2026 tarihinde Ezidi halkına yazılı bir mesaj gönderdi. Öcalan’ın mesajındaki ana tema şuydu: “YBŞ, Irak ordusu içinde yerini almalıdır”. Ayrıca Öcalan, Şengal’de “Türk modeli” uygulanmasını istedi.
Abdullah Öcalan’ın sözleri PKK için öneri değil talimattır. Bu nedenle Öcalan’ın sözlerini “PKK, Şengal’i Irak devletine devredin.” talimatı olarak anlamak yanlış değil. Üstelik talimat, teslim edilmenin “Türk modeli” ile yapılması talimatı da veriyor. Peki Türk modeli nedir?
Öcalan’ın önerdiği “Türk Modeli” nedir?
Türk devleti 102 yıl önce kuruldu. Ve bu 102 yıl boyunca başka dini, etnik yapılar ile ulusların bir arada yaşadığı hiçbir model geliştirilmedi. Tam tersine “Türk modeli” denen şey ile 1915 katliamından kalan Ermeniler peyderpey yok edildi. Rumlar katledildi ve topraklarından çıkmak zorunda kaldı. Süryaniler büyük baskılar gördüler, topraklarını terk edip Avrupa’ya yerleşmek zorunda kaldılar. Lazlar asimile edildi. Aleviler hem katliama uğradı hem de asimile edildi. Kürtler Dersim, Zilan gibi büyük katliamlara uğradı, asimilasyon dayatıldı. Ezidi Kürtler gördükleri baskılar nedeni ile 1960’lardan sonra Avrupa’ya kaçmak zorunda kaldı. Şu anda Kuzey Kürdistan’da yaşayan Ezidi neredeyse yoktur.
Kısaca Türkiye neredeyse farklılıkların mezarlığı gibidir. Türkiye’nin tarihsel ulus-devlet modeli farklılıkların siyasal olarak tanınmasına değil, farklılıkların ortak bir Türk vatandaşlığı/ulusal kimliği içerisinde eritilmesine dayanmıştır.
Durum buyken Ezidilerin, Türk modeline uygun biçimde Irak’a entegre olması demenin siyasi düzlemde hiçbir teorik ve pratik karşılığı yoktur. Aslında Öcalan’ın kavramlaştırıp söylemeye çalıştığı şey budur: “Ezidileri Türkiye’nin istediği ve Türkiye’nin çıkarları çerçevesinde Irak’a teslim edin”.
PKK, Şengal’i neden Kürdistan’a değil Irak’a teslim ediyor?
PKK’nin Şengal ve Ezidi halkını neden Kürdistan’a değil de Irak’a teslim ettiği konusunun ise ne ideolojik, ne ekonomik ne de tarihsel hiçbir akıllı izahı yoktur.
PKK’liler Rojava’nın Şam’a teslim edilmesi eleştirilerine karşı “başka koşul yoktu, halk katliamdan geçecekti, tek başına direnemezdi, Batılı güçler böyle istedi” diye savunma yapıyor. PKK’nin Rojava’daki siyasetlerini savunmak için söyledikleri gerekçelerin hiçbiri Şengal için geçerli değildir. PKK, Şengal’i çok rahatlıkla Kürdistan Bölgesi’ne devredebilirdi. Kürdistan Bölgesi’nde de YBŞ kalsın, kurumlar kalsın tartışması yapabilirdi. Ama bunu yapmadı.
Kaldı ki Irak devleti de Ezidileri kucaklayacak bir zihniyete sahip değildir. Ezidi Kürtlerin 2014 katliamının esas sorumlusudur. Sonrasında da Irak, Ezidilere dönük katliamı Kürdistan Bölgesi’nden, hatta dünya ülkelerinden sonra ancak 2021 yılında yarım biçimde tanıdı. Irak, 2014 yılı katliamı ve sonrasında Şengal ve Ezidiler için dişe değer hiçbir adım atmadı. Kürdistan Peşmergesi Şengal’i kurtarmak için yüzlerce şehit verdi, Irak tek damla kan dökmedi. Irak, Şengal için Kürdistan Bölgesi’nin onda biri kadar mali harcama yapmadı. Ezidi meselesinin uluslararası toplumun gündemine girmesi için de Irak hiçbir proje gerçekleştirmedi. Şengal ve Ezidiler hâlâ Kürdistan Bölgesi’nin desteği ile ayaktadır.
PKK’nin Şengal’i Irak’a teslim etmesinin nedeni Ezidilerin çıkarlarına uygunluk değil, Türk devletinin çıkarlarına uygunluktur.
Neden Şengal?
Şengal meselesi sadece Ezidi Kürtler hangi güce bağlı olacak meselesi değildir. Şengal’de yaşananlar 2014 katliamından bu yana Orta Doğu’daki yeni yol ve enerji hatlarına ilişkin planların bir parçasıdır. Bu nedenle Şengal’e müdahale eden güçler Ezidilerin ne olacağı veya güvenliği ve özgürlüğünü umursadıkları için değil, bu kritik konumundan dolayı da Şengal ile ilgilenmektedir.
Şengal, Kürtler için Orta Doğu’da tüm Kürtlerin kaderi açısından rol oynayacak, Kürtler arası bir koridorun önemli bir kavşağıdır. Irak ve Türkiye başta olmak üzere Kürtlerin coğrafik bütünlüğünden kaygı duyan güçlerin de Kürt koridorunu parçalamak için uğraştıkları bir coğrafyadır Şengal.
PKK’nin Şengal’deki 12 yıllık misyonu
Öcalan’ın Şengal’in Irak’a teslim edilme mesajının tarihi 30 Eylül 2026’dır. Fakat PKK’nin Şengal’i Kürdistan’dan koparma misyonu çok daha eskiye dayanıyor.
PKK’nin Şengal’e yerleşmesi salt vatansever veya Ezidisever olmakla ilgili değildir. Olayın arkasında çok daha derin bölgesel bir plan vardır. PKK, İran ve Irak devletlerinin verdiği misyon ile Şengal’e yerleşti ve yıllarca Kürdistan Bölgesi ile Peşmerge’nin burada kalıcılaşmasını engelledi. Daha Şengal’deki katliamın ilk günü PKK, IŞİD’i değil Peşmerge’yi teşhir ederek işe başladı. Daha sonrasında da PKK, Şengal’i Kürdistan’dan koparmak, Ezidileri Kürdistan Bölgesi’nden soğutmak için elinden ne gelirse yaptı. Bunu başarmak için Kürtler arasına nefret tohumu ekti, Ezidilerin kendi arasına bile nefret tohumu ekti.
PKK, 9 Ekim 2020’de Hewler ile Bağdat’ın yaptığı Şengal Anlaşması’nı bir ihanet projesi olarak lanse etti ve karşı durdu. Ve şimdi o anlaşmadan daha geri koşullarda Şengal’i Irak’a bırakıyor. Demek ki PKK’nin derdi Irak devleti değil Kürtlerdi.
PKK’nin Şengal tutumunu günümüz koşulları vb. ile izah edemeyiz. PKK-KCK yöneticileri 2015 yılından bu yana “Şengal, Irak’ın olacak” diyor. Besê Hozat 2019 yılı Temmuz ayında çıkıp “Şengal, Irak’ın bir parçasıdır” demiş ve Ezidi Mir’i Mir Hazım Tahsin Beg kendisine tepki göstererek “Şengal, Kürdistan Bölgesi’nin toprağıdır” demiştir. Ve PKK o tarihten sonra Mir Tahsin Beg’e de düşman oldu.
Çok net bir hakikat vardır: Kürdistan’ı Ezidisiz, Ezidileri Kürdistansız bırakmak Kürtlere ihanettir. Zaten kaldı ki Kürtler de Öcalan’ın açıklamasına ilk anda büyük tepki verdi. Ve PKK medyası Öcalan’ın açıklamasını yayından kaldırmak zorunda kaldı. Fakat haberin kaldırılması planın kaldırıldığı anlamına gelmez. Şengal’de Türk devletinin çıkarlarına uygun bir Irak’a teslim etme süreci hâlâ devam ediyor. Ve bu süreç aslında Derinleştirilmiş Lozan projesidir.
Öcalan ve örgütünün açıklamalarına bakınca görülüyor ki Abdullah Öcalan ve örgütü, Türk devletinin öncülük yaptığı bu derinleştirilmiş Lozan’da önemli bir misyon yüklenmiştir. Öcalan; hem piyondur, hem Truva atıdır, hem danışmandır, hem sahadaki aktördür. Yani öyle bir rolü var ki Kürt karşıtı oyunun üzerine kurulduğu ana merkez gibi hareket ediyor.
Kuzey, Rojava ve şimdi de Şengal… PKK, aynı karanlık teslim etme politikası için Güney’de ve Rojhelat’ta da kollarını sıvamıştır. Önümüzdeki günlerde Bahçeli-Öcalan ikilisinin bir de bu yönünü göreceğiz.




