Duran Kalkan’ın yeni meddahlık performansı: Öcalan-Devlet arasındaki son anlaşmayı süslemek

PKK’nin kurucu üyesi Duran Kalkan’ın 11 Mart günü PKK’nin Avrupa’da yayın yapan Medya Haber kanalında bir röportajı yayınlandı.
İran savaşı vb kritik gündemler nedeni ile herkes röportajda acaba ne var diye de merak etti. Oysa ki, Öcalan’ın 2026 yılında devreye girmesi ile beraber PKK yöneticisi Bayık ve Kalkan gibi isimlerin açıklamalarının pek bir önemi kalmadı. Çünkü onlar ancak Öcalan’ın sözlerini şerh ediyorlar. Aslında meddahlık yapıyorlar.
Meddahlık aslında bir Türk tiyatro geleneğidir. Tek kişilik bir oyundur, genelde bir taklit yapılır veya bir hikâye masal anlatılır. Kalkan’da PKK’nin 50 yıllık hikayesini, evirmiş çevirmiş ve
PKK-İmralı-Devlet hattında dönen “İran-PJAK” tartışmasını kabul edilir sınırlara getirerek anlatmaya çalışmış.
Elimizde bilgiler var Öcalan Türk devletinden izin istemiş ve “PJAK yolu ile Doğu Kürdistan üzerinden Türkiye’nin İran etkisini arttıra biliriz” diye Türk devletine teklifte bulunmuş.
Öcalan açık açık PJAK’ın Türkiye tarafından desteklenmesini, Türkiye’nin Rojhelattan mülteci alıp kamplar kurmasını ve etkili olduğu Azeriler ile PJAK’ın barıştırılmasını istemiş. Öcalan devlete “Suriye’de Arap mülteci siyasetini İran’da da uygulayın. Ama Fransa’nın SDG için yaptığını siz yapın. Bu biçimde İsrail’in sınırları değiştirme, Kürdistan kurma siyaseti bloke edebiliriz” demiş.
Ayrıntılarını burada anlatmayacağız ama sonuç olarak Türk devleti şimdilik bu öneri yerine başka bir politika belirlemiş. Türkiye ise Öcalan’dan şimdilik şunu istemiş, “Kürtlerin başka güçlerle ilişkilenmesini engel olun , İran rejimini yıkmaktan geri durulması telkin edin, dış güçlerden gelen teklifleri kuşkulu hale getirin” ( Bazıları bize diyecek ki ya siz nereden biliyorsunuz böyle söylemiş. Biz arkadaşlar 7 yıldır Darka Mazi’de yazıyoruz. Söylediğimiz tek bir bilgi yanlış çıkmamıştır. )
Duran Kalkan’ın konuşması işte bu görüşmelerin ideolojik- insani güzellemesini yapmak üzerine kurulu bir meddah oyunudur.
Düşünün ki Kalkan PKK’nin kurucu üyesi ve çıkıp Türk devletinin Kürtlere uygulamaların sömürgeci uygulamalar, inkârcı uygulamalar demiyor “kötü şeyler” diyor. Kalkan “savaş olmasın insanlar ölüyor” diyor. Ne kadar hümanist biri gibi görünüyor ama o zaman neden 2015’te Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de hendek kazıp insanların evlerini yıktınız. Bu insani, sosyalist, idealist sözlerin hepsi yukarda sözünü ettiğimiz Türk devletinin İran siyasetini Kürtlere kabul ettirmek içindir.
Öcalan ve Türk devleti arasındaki açıklamadan bihaber olunsa bile Kalkan’ın açıklamalarında hem açık hem de örtülü öyle ifadeler var ki tek kelime ile “ihanet” işaretidirler.
Örnek, Kalkan konuşmasında kalkıp “Türkiye rejimini Başkan Apo ayakta tutuyor” diyor. Niye Türkiye’yi ayakta tutuyorsunuz? Gerçek şudur; Ortadoğu’da Kürtlerin yok sayıldığı sömürgeci düzeneğin iki temel ayağı vardır. İran ve Türkiye, bunlardan biri yıkılırsa Kürdistan üzerindeki sömürgeci sistem yerle bir olur. Çünkü bunlar sistemi sadece devam ettirmiyorlar, üretiyorlar. Yani sömürgeci sistemin bir ayağına Öcalan siper olmuş.
Ve aslında kalkan konuşmasında Kürt sömürgeci sisteminin diğer ayağına İran’a siper oluyor.
Duran Kalkan ABD ve İsrail’in İran’a karşı yaptığı operasyona karşı çıkarak “Kazansalar ne olacak” diyor. Hatta şöyle söylüyor “Bu savaş 10 gün önce başlamadı, 11 gün önce başlamadı. 36 yıldır süren bir savaş. Gerçekçi olalım. Nerede, ne zaman başladığını iyi biliyoruz. ABD şimdi saldırılar yapıyor, Orta Doğu’ya. Şimdi yapmıyor. 1990’ın güzünde bir ayda 150 bin asker Orta Doğu’ya indirdi. Suudi’den Kuveyt’e kadar, Körfez’in her tarafına. Bütün uçaklarını, gemilerini getirdi. 36 yıllık bir savaş. Bu savaşı yürüten güçler, küresel kapitalist modernite sistemi diyoruz biz.”
Kalkan’ın sözünü ettiği ABD’nin 36 yıl önce başladığı dediği operasyon 1990 Irak’ta Saddam rejimine karşı yapılan müdahaledir. Ve gerçek şudur ki o müdahale Kürtlerin yok sayıldığı Lozan Anlaşmasında bir delik açtı. Saddam rejiminin yıkılması ile Kürtler görünür oldu, yüzyıldı devam Güney’deki Peşmerge mücadelesinin de etkisi ile Kürtler ilk kez uluslararası düzlemde bir yer sahibi oldu.
Yani Kalkan aslında sadece İran yıkılmasın demiyor keşke Saddam’da yıkılmasaydı diyor. Saddam’ın yıkılmasını kötü bir şey olarak gösteriyor. Eğer Saddam yıkılmasaydı başka Halepçeler yapacaktı. Saddam yıkılmasaydı şimdi her Kürdün sıkışınca başını koyduğu Kürdistan Bölgesel yönetimi olmayacaktı.
Kalkan diyor ki “ABD kazansa ne olacak?”, daha güzel şeyler olur. Köklü bir devlet yıkılır ve yerine Kürtlerin pazarlık yapabilme şansı olan bir sistem yerine geçer.
Fakat Kalkan Kürtlere “Kapitalist Modernite sistemine” karşı çıkmak adına sömürgecileri korumasını istiyor. O sömürgeci devletlerde o sistem tarafından kuruldu. Tam tersine onları yıkmak kapitalist sisteme darbe vurmaktır.
Kalkan, Rojhelet Kürtlerine de “Rojhelat partilerine tavsiyemiz, ulus devletçi ve milliyetçi yaklaşımlardan uzak durmalarıdır” diye öğüt veriyor. Açıkçası ha Bahçeli konuşmuş ha Kalkan pek farkı yoktur. Zaten dikkat ederseniz artık böyle olmuş Bahçeli Öcalan’ı tasdikliyor. Bahçeli Öcalan’ı tasdikliyor. Duran Kalkan hem Öcalan hem Bahçeli’yi tasdikliyor. Yani hep beraber bir olmuşlar kol kola girmişler Kürtler bu koşullardan nasıl bir şey elde etmeden çıkar hesabı yapıyorlar. Ha bire Kürtlere öğüt veriyorlar.
Bahçeli “Kürtler kimsenin askeri olmaz” diyor. Öcalan “Devletçi çözüm tehlikelidir” diyor. Kalkan’da “ Ulus devletçi yaklaşımlardan uzak durun” diyor. Hepsi aynı kapıya çıkıyor. Hepsi sömürgeci sistemi korumak, Ortadoğu’da sömürgeci haritaların değişmesini engellemek için kol kola girmişler. Bu Kürtlere ihanet projesine de “Kardeşlik projesi ve Üçüncü Yol çözümü” gibi isimler vermişler.
Kalkan’ın bu defaki meddah oyununun altında yatan gerçek işte bu yukarda söylediklerimizdir. Kürtler PKK’nin bu gizli saklı oyununu ve sömürgesi sisteme payanda olduğunu artık görmek zorundadır. Bu görülmeyip PKK’yi ufak tefek umutlar bağlandıkça maalesef ki bu sömürgeci ağ daha fazla ayağımıza ve beynimize dolanacaktır.




